Tatil sonrası çocuklar oyun ve serbest zamanın yoğunluğundan, akademik sorumlulukların öne çıktığı okula dönüş sürecine giriyor. Medicabil Nilüfer Hastanesi Klinik Psikoloğu ve Psikoterapist Görkem Polat, bu geçişin çocuklar için daha sağlıklı olması adına ailelerin bazı alışkanlıklarını şimdi değiştirmesi gerektiğini söyledi.
EKRAN VE UYKU DÜZENİ OKULDAN ÖNCE DEĞİŞMELİ
Polat, tatilde uzayan ekran sürelerinin okul başlamadan tek seferde sınırlandırılmasının çocuklar için zorlayıcı olabileceğini söyledi. Telefon ve tablet kullanımının okuldan yaklaşık iki hafta önce kademeli olarak azaltılmasının yararlı olacağını belirtti.
Okul dönemi için belirlenen teknoloji kullanımı düzenine önceden alışmanın adaptasyonu kolaylaştıracağını belirten Polat, uyku saatlerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Tatil süresince değişen uyku rutinlerinin, okul başlamadan yaklaşık bir hafta önce yeniden yapılandırılması, çocukların derslere odaklanmasını kolaylaştırabilir.
Ev içinde yaşına uygun görevler verilmesinin çocukların sorumluluk duygusunu güçlendirdiğini söyleyen Polat, bu alışkanlığın okul kurallarına uyumunu da desteklediğini kaydetti.
Ayrıca oyun oynamanın çocuk gelişimindeki önemine değinen Polat, okul döneminde artan akademik sorumlulukların, oyun ve hobilerden tamamen uzaklaşmaya işaret etmemesi gerektiğini ifade etti.
Kaygıyı Artıran İfadeler
Velilerin çocuklarla kurduğu iletişimin okul algısında belirleyici rol oynadığına dikkat çeken Polat, özellikle tehdit veya korku içeren ifadelerden kaçınılması gerektiğini söyledi.
“Böyle yaparsan öğretmenin kızar”, “Öğretmenin seni sevmez” ya da “Müdür seni okuldan kovar” gibi ifadelerin çocukların okula ilişkin kaygılarını artırabileceğini belirten Polat, okulun çocuk için bir ceza veya korku alanına dönüştürülmemesi gerektiğini vurguladı.
Çocuğun davranışlarını etiketleyen ifadelerin de benzer şekilde olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Polat, özellikle hareketli çocuklara yönelik “Yaramazsın” veya “Bu yıl daha akıllı ol” şeklindeki söylemlerin çocuğun kendisini olumsuz bir kimlikle tanımlamasına neden olabileceğini ifade etti.
Bunun yerine çocuğun geçmişte kazandığı becerilerin hatırlatılması ve yeni dönemde yeni deneyimler kazanacağı yönünde destekleyici bir dil kullanılması öneriliyor.
İlk kez okula başlayan çocuklar için güven ön planda
İlk kez okula gidecek ve ailesinden ayrılmakta güçlük yaşayabilecek çocuklarda ebeveynlerin sakin ve güven verici bir tutum sergilemesi gerektiğini belirten Polat, belirsizliğin azaltılmasının önemli olduğunu söyledi.
Çocuğa okul sonrası kimin alacağı, eve nasıl döneceği ve ebeveyninin ne zaman yanında olacağı gibi konuların yaşına uygun şekilde anlatılması, ayrılık kaygısını azaltabilir.
Öz bakım becerilerinde zorlanan çocukların da okul başlamadan önce desteklenmesi gerektiğini ifade eden Polat, ailelerin çocukların kendi başlarına yapabilecekleri işleri onların yerine üstlenmek yerine bağımsızlıklarını teşvik etmelerinin önemli olduğunu belirtti.
Polat ayrıca çocukların arkadaşlarıyla veya kardeşleriyle kıyaslanmaması gerektiğinin altını çizdi. Her çocuğun farklı özelliklere ve öğrenme hızına sahip olduğunu belirten Polat, başarı kavramının yalnızca notlardan ibaret görülmemesi gerektiğini söyledi.
Ailelerin okul sonrasında çocuklarına yalnızca “Ödevini yaptın mı?” veya “Kaç aldın?” diye sormak yerine gününün nasıl geçtiğini, nelerden keyif aldığını ve okulda kendisini nasıl hissettiğini de konuşmasının sağlıklı iletişim açısından önemli olduğunu ifade eden Polat, çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerinin de akademik başarı kadar desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Çocukların arkadaşları, öğretmenleri ve çevreleriyle kurduğu ilişkilerin gelişimlerinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Polat, ailelerin yeni eğitim döneminde çocuklarına yalnızca ders konusunda değil, sosyal ve duygusal açıdan da eşlik etmeleri gerektiğini kaydetti.