İsviçre’de seçmenler, tarafsızlık ilkesini anayasal güvenceyle sertleştirerek NATO’yla askeri işbirliğini ve tek taraflı yaptırımları sınırlamayı amaçlayan tasarıyı oyluyor.
Tasarı neleri değiştirecek?
Doğrudan demokrasi kapsamında düzenlenen referandum, İsviçre’nin tarafsızlığını katı kurallarla yeniden tanımlamayı ve NATO ile barış dönemindeki askeri işbirliğini sona erdirmeyi öngörüyor.
Teklif kabul edilirse ülke, doğrudan saldırıya uğramadığı sürece herhangi bir savunma ittifakıyla ortak hareket edemeyecek. Ayrıca Birleşmiş Milletler tarafından onaylanmayan yaptırım kararlarına da katılamayacak.
Bu düzenleme, Bern yönetiminin Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’ya uyguladığı Avrupa Birliği yaptırımlarından çekilmesini zorunlu hale getirecek.
Girişimin arkasında SVP var
Adım, egemenlik yanlısı “Pro Switzerland” kuruluşu ile ülkenin en büyük siyasi hareketi olan sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından atıldı. SVP, kampanya kapsamında ülke genelindeki beyaz barış güvercinli afişlerde “Savaşa hayır, tarafsızlığa evet” mesajını kullanıyor.
SVP destekçisi milyarder iş insanı Christoph Blocher, Reuters’a yaptığı açıklamada, “İsviçre, daimi olarak silahlı ve tarafsız kaldığı için 200 yıldır savaş yaşamadı” dedi.
Blocher, son yıllarda tarafsızlık ilkesinin zayıflatıldığını ve Rusya’ya yönelik yaptırımlar sebebiyle Moskova’nın İsviçre’yi artık çatışmanın taraflarından biri olarak gördüğünü savundu.
Partinin Genel Başkan Yardımcısı Celine Amaudruz da İsviçre’nin barış ve diplomasiye katkı sağlayabilmesi için inandırıcılığını “daimi silahlı tarafsızlık” anlayışıyla koruması gerektiğini belirtti.
Hükümet tasarıya karşı
İsviçre hükümeti ve meclisteki diğer siyasi partiler ise öneriye itiraz ediyor. Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, tasarının ulusal güvenliği riske atacağını ve ordunun NATO ile tatbikat düzenlemesini imkansız hale getireceğini söyledi.
AFP’nin aktardığına göre Cassis, bir televizyon tartışmasında, “Tarafsızlık hiçbir zaman kayıtsız kalmak anlamına gelmez. Barış içinde yaşamamızı sağlayan uluslararası kurallar çiğnendiğinde görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı. Cassis, tarafsızlık ilkesinin esnek biçimde uygulanması gerektiğini savundu.
Anketlerde tasarı geride
İsviçre’nin tarafsızlık geleneğinin kökeni 1516 yılına uzanıyor; bu statü, Napolyon savaşlarının sona erdiği 1815’ten beri uluslararası alanda tanınıyor. Ancak tarafsızlığın pratikte nasıl uygulanacağı anayasa metninde açık biçimde belirtilmiyor.
İlkenin sıkı kurallara bağlanmasını isteyenler, tarafsızlığın İsviçre’yi iki dünya savaşının dışında tuttuğunu ve çatışan taraflar arasında arabuluculuk kapasitesini güçlendirdiğini ileri sürüyor. Bazı muhaliflerin “Rusya yanlısı” diye nitelediği girişim, Moskova’dan da destek gördü.
Kamuoyu araştırmaları ise tasarının reddedileceğine işaret ediyor. Son anketlerde “hayır” diyenlerin oranı yüzde 68, destek verenlerin oranı yüzde 31 seviyesinde bulunuyor.
Bern Üniversitesi Avrupa Siyaseti Profesörü Fabio Wasserfallen, seçmen eğilimini şöyle değerlendirdi:
“İsviçreli seçmenler tarafsızlığı benimsiyor ancak hükümetin bunu uygulama biçiminden de memnun. Ayrıca Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’ya uygulanan yaptırımları genel hatlarıyla destekliyorlar ve bu tutumun değişmesini istemiyorlar.”
Gıda güvenliği önerisi de oylanacak
Pazar günü yapılacak referandumda seçmenlere gıda güvenliğiyle ilgili ikinci bir tasarı da sunulacak.
Bağımsız bir yurttaş hareketi, İsviçre’nin 2024’te yüzde 42 olan gıdada kendi kendine yeterlilik oranını yüzde 70’e yükseltmesini istiyor. Hükümet ve siyasi partiler bu hedefi gerçekçi bulmazken, anketler önerinin de kabul edilmeyeceğini gösteriyor.