ABD-İran çatışması Körfez bölgesindeki mevcut dengeleri sarsarken, politikalarını sürdürmeye çalışan aktörler için yeni gerçekler doğurdu.
Husilerin Basra Körfezi’ndeki etki ve bölgesel kontrol
Husilerin Mokha şehri, Kızıldeniz kıyı şeridi ve Meyyun adasını ele geçirmesiyle Bab-ül Mendep’te inisiyatif tamamen bu grubun eline geçti. Denizdeki ticaret artık onların kontrolünde.
Enerji hatları ve petrol piyasası üzerindeki baskı
Irak’taki Şii grupların Doğu-Batı Boru hattına yönelik saldırıları da eklenince Suudi Arabistan’ın petrol ihracatı hepten durma noktasına geldi.
10 yıllık mücadele ve maliyetler
Husilere yönelik 10 yılı aşkın süren mücadele, onca Amerikan yapımı uçak, mühimmat ve sisteme rağmen Suudi Arabistan’ın istedikleri zaferi kazanamadığını gösterdi.
Belki de yatırım yapılması gereken yer düzenli ordu ile o orduyu sevk irade edecek insan gücü idi. Onu da parayı silaha dökenler düşünüyordur artık; Bu işler sadece parayla, son teknolojiyle değil akılla yürekle oluyor diye.
Ateşkes arayışları ve gözler
Koalisyonun (hala varsa) büyük ortağı Suudi Arabistan’ın veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın Trump’tan Husilere hava saldırısı dahi istediği sızdı Amerikan Basınına. Ancak Trump pek de oralı olmadı. Trump, seçim yaklaşırken yeni cephe açmak istemiyor. Zaten açık cepheyi de kapatamıyor. Seçimden sonra savaş bitecek söylemine de kimseyi hatta yardımcısını bile inandıramıyor.
Husiler ne istiyor?
Yemen gibi uzun zamandır iç savaş, göç ve açlıkla mücadele eden bir ülkede iktidarı ele geçirmek ne kadar gerçekçi bir hedef?
İran’ın vekil gücü olarak algılanmak, Tahran’da gelecek bir telefonla harekete geçebilecekleri imajı vermek bu hareketin sindirebileceği bir durum mu?
İşte bu soruların yanıtı doğru verilmezse, savaşın Körfez’in batı kıyısına yayılma ihtimali her geçen gün artacak gibi görünüyor.
Yani Yemen’i bölünmeye götüren nedenler iyi irdelenmeden Husilerle yapılacak her ateşkes pamuk ipliğine bağlı olacak. Trump da bu nedenle kadim müttefikinin talebini geri çevirmiş görünüyor.
Gazze’deki soykırıma karşı İsrail’e 3 bin kilometreden kafa tutan Husiler ABD bombardımanı altında bile geri adım atmadılar. Sonunda yapılan anlaşmayla karşılıklı saldırılar durdu. İşte Trump bu ateşin yeniden harlanmasını istemiyor.
Suudi Arabistan da bir ateşkes yapmıştı 4 yıl önce, ara ara bozma riski taşıyan çatışmalar olsa da Temmuz ayına kadar gelinmişti. ABD’nin daha ilk gün saldırılarında ölen İran dini lideri Ali Hamaney’in cenaze törenine giden Husi liderlerini taşıyan uçağın ineceği pistin bombalanması ateşkesi bozdu. Bu durum Hamaney’in yasını tutan İran’ın işine yaradı.
Suudlar uçakta İran’dan yüklenen insansız hava aracı parçaları ve mühimmat olduğu iddiasında ısrar edince silahlar ateşlendi. Hürmüz’de deniz ablukası yüzünden zor günler yaşayan İran da vekil gücü ile yeni bir cephe açmış gibi oldu.
Küresel maliyeti katlamak bu savaşta İran’ın en büyük hedeflerinden biri. İçeride sıradan İranlının omuzuna yüklenen hayat pahalılığı, işsizlik ve enflasyon baskını dışarıda da tüm ekonomilere yükleme gayretinde rejim.
Suudi Arabistan, savaşın ilk ayında Hürmüz kapanınca Doğu-Batı Boru Hattı’na pompaladığı petrol miktarını artırmış ve İran’ın dünya ekonomilerine verdiği zararın sınırlı kalmasını bir nebze de olsa sağlamıştı.
Şimdi Bab-ül Mendep’ten çıkamayan petrol, Kızıldeniz’den de yol bulamıyor. Boru hattı ve bazı limanların da saldırı tehdidi altında. Varil başına 5 dolar maliyetli bu yol da kapanmış görünüyor.
Kaybedenler Kulübü listesi her geçen gün daha bir uzuyor ve maliyet de mayalı hamur gibi kabarıyor.
Bu krizden nasıl çıkılacak sorusuna yanıt belki de sondan başlanarak verilebilir. Yani Husilerle-Suudi Arabistan arasında bir ateşkes ve ardından kalıcı bir barış.
Husilerin artık ülkede yani Yemen’de siyasi ve askeri güç olduğunun kabul edilmesi, Bab-ül Mendap üzerinde planı olan herkesin hesabını ‘Husi gerçeğini de kabul ederek’ yapması gibi.
Çok mu şey istiyor Husiler Yıllarca yok sayılmanın bedeli olarak?
Cevap vermeden önce kayıplar hanesine bakmak belki de o kadar da çok değil cevabına daha bir sempati ile bakmayı sağlayabilir.
Devlet dışı aktörlere alan açma kaygısını elbette anlıyorum ama şu an da mahalle yanıyor ve yangın mahalleden hızla bölgeye yayılıyor.


