Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81’nci Genel Kurulu’na katılmak üzere ABD’ye gitti. Erdoğan, 22 Eylül Salı günü BM kürsüsünden 16’ncı kez dünya gündemine ilişkin mesajlarını paylaşacak.
Erdoğan’ın BM Genel Kurulu geçmişi
New York’a ulaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2005’te başbakanlık görevindeyken BM 60. Genel Kurulu görüşmelerine katılarak ilk kez kürsüye çıktı. 22 Eylül’deki konuşmasıyla birlikte BM Genel Kurulu’na 16’ncı hitabını gerçekleştirecek.
Erdoğan, 2005’te yaptığı konuşmada, kendini yenileyen, daha demokratik ve şeffaf, üyelerin ortak iradesini yansıtan ve uluslararası anlaşmazlıkların çözüm zemini olan daha etkin bir BM çağrısında bulundu. “Her şeyden önce kendini yenileyen, daha demokratik ve şeffaf, tüm üyelerin ortak iradesini temsil kabiliyetine sahip, uluslararası ihtilafların çözüm zemini olan, dünya barışının teminatı olarak görülen, saygınlığı, tüm üyeleri tarafından yüceltilen, daha aktif ve daha dirayetli bir BM teşkilatı, insanlığın ortak yararınadır.” mesajını verdi.
Bir sonraki katılımı 2007’deki 62. Genel Kurul görüşmeleri oldu. Erdoğan bu konuşmasında terörle mücadelenin önemine değinerek, “Dünyanın herhangi bir köşesinde yaşanan terör eylemi hepimizi hedef alan bir insanlık suçudur. Sınır tanımayan terörü lanetliyor, terörün acı tecrübesini bizzat yaşamış bir ülkenin başbakanı olarak tüm insanlığa yönelik bu tehditle mücadelede dayanışma ve daha etkin işbirliği çağrısını buradan yineliyorum.” ifadelerini kullandı.
BM’de reform ve bölgesel gündem
Erdoğan, 2009’da katıldığı BM 64. Genel Kurulu’nda örgütün yapısında reform yapılması gerektiğini vurguladı. Adil ve katılımcı bir küresel düzen için BM’nin daha etkili olması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Temsil kabiliyeti güçlendirilmiş, demokratik, şeffaf, adil ve etkin bir Birleşmiş Milletler’in, küresel barış ve istikrara daha fazla katkı yapacağına inanıyoruz. Birleşmiş Milletler, iklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma, yoksullukla mücadele, kadın-erkek eşitliği, insan hakları ve insan onurunun korunması konularında, daha etkin bir kurum haline gelmelidir. Bu amaca matuf reform girişimlerine tam destek veriyoruz. Fakat Birleşmiş Milletler sistemindeki reformun, Güvenlik Konseyi de reforma tabi tutulmadığı müddetçe başarılmış sayılamayacağı muhakkaktır.”
2011’deki BM 66. Genel Kurulu’nda Suriye, Libya, Somali ve Filistin başta olmak üzere bölgesel başlıklara değinen Erdoğan, Azerbaycan topraklarındaki uzun süren haksız işgalin sona ermesi gerektiğini söyledi. “Karabağ sorununun bu şekilde çözümsüz kalması asla kabul edilemez, uluslararası sorunlara, kangren haline gelmeden çözümler bulunması, hepimizin siyasi ve ahlaki sorumluluğudur.” dedi.
“Dünya beşten büyüktür” mesajı
Erdoğan, cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk BM Genel Kurulu konuşmasını 2014’teki 69. Genel Kurul’da yaptı. BM’nin reform ihtiyacını “Dünya beşten büyüktür” sözüyle gündeme taşıyan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Daha fazla gecikmeden, daha fazla mazlum insan, masum insan hayatını kaybetmeden, küresel vicdan daha fazla yaralanmadan, Birleşmiş Milletler sorunlara ağırlığını koymalıdır. Altını çizerek ifade etmek isterim ki, dünya beşten büyüktür. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi 5 ülkenin dünya gerçekleriyle bağdaşmayacak şekilde Birleşmiş Milletleri etkisiz hale getirmesi, küresel vicdanın kabul edebileceği bir durum değildir. Tüm alınan kararlar, bakıyorsunuz bir ülkenin iki dudağı arasındadır. Eğer ‘hayır’ derse hayır, ‘evet’ derse o zaman icraata geçilebiliyor. Filistin’de sadece birkaç ay içinde 2 binden fazla masum insan katledilirken Birleşmiş Milletler beklenen çözümü üretememiştir. Suriye’de 4 yıldır 200 binden fazla kişi katledilirken, 9 milyona yakın insan yer değiştirirken, Birleşmiş Milletler yine etkili çözümler sunamamıştır.”
FETÖ ve terörle mücadele vurgusu
15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin yaklaşık 2 ay sonrasında BM 71. Genel Kurulu’na katılan Erdoğan, dost ülkelere FETÖ’ye karşı tedbir alma çağrısı yaptı. Konuşmasında şunları söyledi:
“Bu darbe girişimi, milletimizin demokrasisine, hükümetine, özgürlüklerine, geleceğine ve anayasal düzenine kahramanca sahip çıkmasıyla bertaraf edildi. Bu bakımdan milletimle iftihar ediyorum. Demokrasisine sahip çıktığı için iftihar ediyorum. 29 gün, gece sabahlara kadar demokrasi nöbetleri tuttukları için iftihar ediyorum. Hain darbe teşebbüsünü canını hiçe sayarak bedenini tankların önüne siper ederek engelleyen milletimle iftihar ediyorum. Şayet bugün karşınızda bulunuyorsam, milletimizin işte bu cesur ve asil duruşu sayesindedir. Unutulmasın ki Türkiye’deki darbe girişimi, aynı zamanda dünya demokrasisine de yapıldı. Milletimiz o gece darbe heveslilerine tarihi bir ders verirken demokrasiye inanan tüm halklar için de ilham kaynağı oldu. Bu yeni nesil terör örgütü, sadece Türkiye’nin değil, varlık gösterdiği 170 ülkenin tamamı için bir milli güvenlik tehdididir. Diğer bir deyişle, bugün bu Genel Kurul’da temsil edilen ülkelerin büyük bölümü bu yapılanmanın tehdidi altındadır. Bu örgüt Türkiye’nin ötesinde tüm dünyayı boyunduruğu altına almak gibi derin bir zihni sapkınlık içindedir.”
2017’deki BM 72. Genel Kurulu’nda Suriye ve terörle mücadele başlıkları öne çıktı. Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki istikrarsızlıktan yararlanan DEAŞ ve PKK gibi terör örgütlerine karşı mücadele ettiğini belirten Erdoğan, “Bunun yanında ülkemizin meşru, demokratik rejimini kanlı bir darbeyle değiştirmeye teşebbüs eden FETÖ terör örgütüyle mücadelemiz de devam ediyor.” dedi.
Erdoğan, Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirilen Fırat Kalkanı Operasyonu’nun, bölgenin işgalinden bu yana DEAŞ’a karşı sağlanan en büyük başarı olduğunu ifade etti.
Filistin ve düzensiz göç gündemi
2018’deki BM 73. Genel Kurulu’nda BM’yi eleştiren ve Filistin sorununa dikkat çeken Erdoğan, “Birleşmiş Milletler’in insanlığın barış ve refah beklentilerini karşılamaktan uzaklaştığı da bir gerçektir.” dedi. BM Güvenlik Konseyi’nin yalnızca veto hakkına sahip 5 üyenin çıkarlarına hizmet eden, dünyanın farklı bölgelerindeki zulümlere seyirci kalan bir yapıya dönüştüğünü belirtti.
Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Geçmişte Bosna’da, Ruanda’da, Somali’de, yakın tarihte Myanmar’da, halen Filistin’de yapılan katliamlar hep Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin gözü önünde gerçekleşmiştir. Filistinlilere uygulanan zulme ses çıkarmayanların, onlara yapılan yardımları kısma konusundaki gayretleri sadece zalimlerin cesaretini artırmaktadır. Tüm dünya arkasını dönse bile, Türkiye olarak biz mazlum Filistinlilerin yanında yer almaya, ilk kıblemiz Kudüs’ün tarihi ve hukuki statüsüne sahip çıkmaya devam edeceğiz.”
Erdoğan, 2019’daki BM 74. Genel Kurulu’nda ise düzensiz göç sorununu “Aylan bebek” üzerinden anlattı. Muğla’nın Bodrum ilçesinde sahile vuran küçük bedeniyle düzensiz göç meselesinin simgesi haline gelen Aylan bebeğin fotoğrafını gösteren Erdoğan, “Dünya, canlarını kurtarmak için çıktıkları yolculukları ya Akdeniz’in k