Saksonya-Anhalt’ta ana akım partilerden en az dört milletvekilinin parti talimatlarını aşarak AfD adayı Tobias Rausch’u desteklemesi, Almanya’daki siyasi “güvenlik duvarının” sarsıldığı yorumlarına yol açtı.
AfD adayı gizli oylamayla seçildi
Almanya’da ana akım partilerin aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) ile işbirliğini engellemek amacıyla uyguladığı “güvenlik duvarının” zayıfladığına ilişkin işaretler çoğalıyor.
Başbakan Friedrich Merz’in parlamenter sisteme aşırıcılığın nüfuz ettiği uyarısının ardından, doğudaki Saksonya-Anhalt eyaletinde en az dört ana akım parti milletvekilinin parti kararına aykırı oy kullandığı belirtildi.
Eyalet meclisindeki gizli oylamada, göçün sınırlandırılmasını ve Rusya ile enerji ilişkilerinin yeniden kurulmasını savunan AfD’li Tobias Rausch, meclis başkanlığına getirildi.
AfD ile sol popülist Sahra Wagenknecht İttifakı’nın (BSW) toplam 44 sandalyesi bulunmasına karşın Rausch’un 48 oy alması, desteğin Merz’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik’ten (CDU) geldiği şüphelerini doğurdu.
Eyalet meclisinde çekimser oy kullanmaları istenen 15 CDU milletvekilinden bazılarının talimata uymadığı ifade edildi.
CDU yönetimi oylamadaki sapmaları görüşecek
CDU Genel Başkan Yardımcısı Karin Prien, parti milletvekillerinin AfD adayına destek vermesinin sonuçsuz kalmaması gerektiğini söyledi.
Prien, aşırı sağcı partiyle herhangi bir uzlaşma ihtimalinin CDU içinde bölünmeye neden olabileceğini ve teşkilatın varlığını riske atabileceğini belirtti.
Merz’in genel başkanlığını yaptığı CDU yönetiminin konuyu pazar ve pazartesi günkü toplantılarda ele alması bekleniyor.
Merz, partisinin ortadan kaldırılmasını amaçladığını söylediği AfD ile her türlü işbirliği ve ortaklığı kesin biçimde reddediyor.
Saksonya-Anhalt AfD Teşkilatı Başkanı Martin Reichardt ise sonucu “siyasi bir dönüm noktası” olarak değerlendirdi. Reichardt, sözde güvenlik duvarının milletvekillerinin hareket özgürlüğünden daha güçlü olmak zorunda olmadığının ortaya çıktığını savundu.
AfD’nin yükselişi koalisyonu zorluyor
Bir yılı aşkın süredir anketlerde CDU’nun önünde bulunan ve 2029 yılındaki genel seçimleri kazanmayı amaçlayan AfD’nin yükselişi, Berlin’deki federal koalisyon üzerindeki baskıyı artırıyor.
Başbakan Merz’in merkez sol Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile oluşturduğu koalisyon hükümeti, politika anlaşmazlıkları ve gerileyen anket desteği nedeniyle güçlük yaşıyor.
Koalisyon ortakları çarşamba günü emeklilik ve vergi başta olmak üzere anlaşmazlıkları çözmek için bir araya geldi. Görüşmelerin ardından ülkenin aşırılık yanlılarına bırakılmayacağı mesajı verildi.
Avro bölgesindeki borç krizinin ardından kurulan AfD’nin Saksonya-Anhalt teşkilatı da dahil olmak üzere bazı kolları, insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine aykırı görüldükleri gerekçesiyle Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) tarafından aşırı sağcı olarak sınıflandırılıyor.
BfV’nin gizli raporunda, partinin göçmen karşıtlığını, ırkçılığı ve İslamofobiyi teşvik ettiği değerlendirmesi yer alıyor. AfD ise bu suçlamaları reddediyor ve Alman milli gururunu savunduğunu belirtiyor.
Saksonya-Anhalt’ta hükümet arayışı devam ediyor
Geçen ayki seçimlerin ardından eyalet meclisinde çoğunluk için üç sandalyeye daha ihtiyaç duyan AfD’nin, BSW ile yürüttüğü koalisyon görüşmelerinden sonuç çıkmaması nedeniyle hükümeti nasıl kuracağı belirsizliğini koruyor.
Tecrit politikasını anlamsız gören AfD’li Ulrich Siegmund, diğer partilerden yeterli sayıda milletvekilini ikna etmeleri halinde yıl sonuna kadar eyalet başbakanının seçilebileceğini ileri sürdü.
Merz hükümetinin yaşadığı ekonomik sorunlar ile Ukrayna’daki savaşın ucuz enerji tedarikini sona erdirmesi, aşırı sağın güç kazanmasının nedenleri arasında gösteriliyor.
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier de iki Almanya’nın birleşme yıl dönümündeki konuşmasında, güvensizlik ortamının demokrasiyi tehdit ettiğini ve ülkenin İkinci Dünya Savaşı öncesindeki Weimar Cumhuriyeti’ni hatırlatan bir kaos riskiyle karşılaşabileceğini dile getirmişti.
AfD’nin kuruluşu ve siyasi yükselişi
Almanya’da sağ popülist, milli muhafazakar ve aşırı sağcı çizgide faaliyet gösteren AfD, 6 Şubat 2013’te kuruldu.
Parti, Avro Bölgesi’ndeki mali krizlere ve dönemin Başbakanı Angela Merkel’in Avrupa Birliği odaklı kurtarma politikalarına tepki olarak ortaya çıktı. İlk döneminde ekonomistler ve akademisyenlerin öncülüğünde, euro karşıtı ve liberal-muhafazakar bir çizgi izledi.
Zamanla ideolojik dönüşüm geçiren AfD, göçmen, sığınmacı ve İslam karşıtı politikaları temel gündemi haline getirdi.
Federal Meclise ilk kez 2017 yılında giren parti, özellikle Almanya’nın doğu eyaletlerinde güçlü bir seçmen tabanına ulaştı ve ülkenin en büyük muhalefet hareketleri arasında yer aldı.
AfD, geçtiğimiz ay art arda yapılan eyalet parlamentosu seçimlerinde yüksek oy oranlarına ulaştı.
Parti, Saksonya-Anhalt’ta 6 Eylül 2026’da gerçekleştirilen seçimlerde yüzde 43,8 oyla birinci oldu.
Eyalet parlamentosunda çoğunluğu 3 sandalye farkla elde edemeyen AfD, ekim başında adayı Tobias Rausch’u meclis başkanı seçtirerek İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’da bir ilki gerçekleştirdi.
Mecklenburg-Vorpommern’de 20 Eylül 2026’da yapılan seçimlerde de AfD yüzde 38,3 oyla ilk sırayı aldı.
AfD Eş Genel Başkanı Alice Weidel, federal iktidara gelmeleri halinde Almanya’yı hem Euro Bölgesi’nden hem de Schengen Alanı’ndan çıkarmayı ve ülke sınırlarını tamamen kapatmayı hedefleyen politikalar uygulayacaklarını açıkladı.