ABD’de kuruyan otsu bitkilerin hızla alev alması, ot ve çalı yangınlarını büyütürken son 30 yılda bu yangınlarda tahrip olan konutların sayısı iki kattan fazla arttı.
Ot ve çalı yangınları yerleşimleri tehdit ediyor
CNN’in uzman görüşleri ve bilimsel araştırmalara dayandırdığı habere göre, ot ve çalı yangınları orman yangınlarından daha hızlı ilerleyerek yerleşim alanlarını doğrudan tehdit ediyor.
Son araştırmalar, ABD’de yangınlar nedeniyle son 30 yılda yok olan ev sayısının iki kattan fazla yükseldiğini gösteriyor. Veriler, bu konutların çoğunun orman yangınlarında değil, ot ve çalı yangınlarında kül olduğunu ortaya koyuyor.
Riskin en yüksek olduğu batı eyaletlerinde, son 30 yılda kaybedilen evlerin üçte ikisinden fazlası bulunuyor. Bu kayıpların yaklaşık yüzde 80’i ot ve çalı yangınlarından kaynaklandı.
Yerleşimler doğal risk alanlarına genişliyor
Nüfusun kentlerle yaban hayatın kesiştiği bölgelere taşınması, yangınların yol açtığı hasarı artırıyor. Araştırmaya göre bu alanlarda 2020 itibarıyla yaklaşık 44 milyon konut bulunuyor.
Söz konusu konutların sayısı son 30 yılda yüzde 46 artarken, 1990’lardan bu yana alevlerin etkilediği alan da katlandı. İnsanların bu bölgelere yerleşmesi, yangın çıkma ihtimalini de yükseltiyor.
ABD Orman Hizmetleri yetkilisi Bill King, Kansas ve Colorado’nun kırsal bölgelerinde bu kesişim hattında 80 binden fazla ev bulunduğunu söyledi.
Ev sahiplerinin de önlem alması gerektiğini belirten King, güçlü rüzgarların yangınları güvenlik şeritlerinin ötesine taşıyabildiğini ve kıvılcımların kilometrelerce uzağa ulaşabildiğini vurguladı.
İklim koşulları otları kolay tutuşan yakıta dönüştürüyor
Kaliforniya Üniversitesi Merced Kampüsü’nden iklim uzmanı John Abatzoglou, CNN’e yaptığı değerlendirmede, yangınların en sık görüldüğü yerlerin orta düzeyde yağış alan bölgeler olduğunu ifade etti.
Mevsimsel hava olaylarının aşırı uçlarda art arda yaşanması, özellikle rüzgarlı ve kurak Büyük Ovalar bölgesindeki çok yıllık otları ideal bir yangın yakıtına çeviriyor.
Ulusal Hava Durumu Servisi uzmanı Todd Lindley, otların hava koşullarına duyarlılığı nedeniyle olağanüstü bir tutuşma potansiyeline sahip olduğunu dile getirdi.
Lindley, otların ormanlık alanların aksine nemini bir saat kadar kısa sürede kaybedebildiğini belirtti. Buna göre otlar, yağıştan bir gün sonra bile kıvılcım ve sert rüzgarla tutuşmaya hazır hale gelebiliyor.
Bu iklim döngüleri, Teksas’taki Smokehouse Creek yangını ile 2021’de Colorado’da bini aşkın evi yok eden Marshall yangını gibi büyük felaketlerin oluşmasına zemin hazırlıyor.
İstilacı otlar ormanları ve çölleri de etkiliyor
Şiddetli kuraklık ve orman bakımındaki yetersizlik, yangınların daha geniş alanlara yayılmasına yol açıyor.
Bill King, 30 yıl önce yaklaşık 12 bin hektarlık bir yangının büyük kabul edildiğini, bugün ise yaklaşık 400 bin hektarlık alanların yandığını aktardı.
Ağaçların yok olduğu bölgelerde hızla yayılan otlar, yangından sonra aylar hatta günler içinde yeniden yeşeriyor; ardından çabucak kuruyarak alanı tekrar tutuşmaya uygun hale getiriyor. Ormanların kendini yenilemesi ise onlarca yıl sürebiliyor.
ABD Tarım Bakanlığı Araştırma Servisi ekolojisti Adam Mahood, otların çöl alanlarına da yayılmasıyla daha önce yangın yaşanmayan bölgelerde de yangın çıktığını açıkladı.
Kaliforniya’daki Mojave Ulusal Koruma Alanı’nda istilacı kırmızı brom otunun neden olduğu yangınlarda yüz binlerce dönüm arazi ve bir milyondan fazla Joshua ağacı yok oldu.
ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS) araştırmasına göre, batının en geniş ekosistemi olan adaçayı bozkırlarının yarısı son 20 yılda tahrip edildi. Her yıl Delaware eyaleti büyüklüğünde bir alan, ot yangınları ve çevresel baskılar nedeniyle kaybediliyor.