ABD’de Kongre seçimleri yaklaşırken, yıllıklandırılmış bazda yüzde 3,4 büyüyen ekonomi seçmenlerin geçim endişelerini gidermeye yetmiyor. İran savaşı ve gümrük tarifelerinin etkisiyle yükselen fiyatlar, sandık öncesinin başlıca gündemi haline geldi.
Ekonomik göstergeler ile seçmen algısı ayrışıyor
Kongre’nin kontrolunu belirleyecek ara seçimler öncesinde Amerikalılar, gümrük vergileri ve sekiz aydır devam eden İran savaşının körüklediği hayat pahalılığından şikayetçi. Başkan Donald Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi açısından kritik önem taşıyan oylama öncesindeki anketler, halkın ekonomi yönetiminden ve artan fiyatlardan duyduğu rahatsızlığı ortaya koyuyor.
Makroekonomik veriler ise seçmenlerin karamsar bakışından daha karmaşık bir tablo sunuyor. Tarihi düşük seviyelere yakın işsizlik ve yapay zeka yatırımlarının desteklediği sermaye harcamaları büyümeyi güçlü tutarken, milyonlarca çalışanın emeklilik fonlarına da katkı sağlıyor. Buna karşın akaryakıt, faturalar ve restoran harcamaları sırasında enflasyonun geçim üzerindeki baskısı doğrudan hissediliyor.
Trump 3 Kasım seçimlerinde aday olmasa da seçmenler, tercihlerini Cumhuriyetçi yönetimin iki yıllık ekonomik performansını dikkate alarak şekillendiriyor. Tüketici araştırmaları, Trump’ın Ocak 2025’te başlayan ikinci görevinden bu yana ekonomik beklentilerin genel olarak zayıfladığını gösteriyor.
Conference Board tüketici güven endeksi ekimde yükselirken, Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi rekor düşüşe yakın seviyede kaldı. Annex Wealth Management Baş Ekonomi Stratejisti Brian Jacobsen, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Duyarlılık seçim sonuçlarının en büyük belirleyicisidir, güven ise piyasaların en büyük itici gücüdür.” değerlendirmesinde bulundu.
İstihdam ve borsa büyümeyi destekliyor
İş gücü piyasasının dayanıklılığı, ekonomik güvenin temel dayanaklarından biri olmayı sürdürüyor. Şirketler yeni mezunları işe almakta isteksiz davransa da geniş çaplı işten çıkarmalara gitmiyor. Bu nedenle haftalık işsizlik maaşı başvuruları 57 yılın en düşük düzeylerine yakın seyrediyor.
Eylülde yüzde 4,2 olarak ölçülen işsizlik oranı, beş yıl üst üste yüzde 4,5 seviyesinin altında kaldı. Bu durum, tarihin en uzun süreli istihdam rekoruna işaret ediyor. Conference Board verileri de iş imkanlarının fazla olduğunu söyleyenlerle iş bulmanın zorlaştığını belirtenler arasındaki farkın ekimde açıldığını ve istihdam beklentilerinin iyileştiğini ortaya koydu.
Hisse senedi piyasalarındaki yükseliş de ekonomiyi destekleyen unsurlar arasında. ABD endeksleri bu yıl onlarca kez rekor kırarken, artan hisse değerleri yüksek gelirli hanelerin harcama kapasitesini koruyor. Bu tüketim gücü büyümeyi hızlandırırken, geçen hafta açıklanan resmi veriler ABD ekonomisinin son çeyrekte yüzde 3,4 büyüdüğünü ve yılın en güçlü performansına ulaştığını gösterdi.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, CNBC’ye yaptığı açıklamada, “Tüketici anketleri biraz kasvetli gelebilir ama tüketici davranışları gayet güçlü.” dedi. Bessent, vergi, ticaret, enerji ve düzenleme politikalarının birbirini destekleyen dengeli bir çerçeve oluşturduğunu söyledi.
Yapay zeka sektöründeki talep reel ekonomiyi desteklerken, şirket yatırımları son çeyrekte yıllık bazda yüzde 12,7 arttı.
Yapay zeka harcamaları ve enflasyon risk yaratıyor
Ekonomistler görünümdeki kırılganlıklara dikkat çekerken, özellikle yapay zeka yatırımlarının ne kadar sürdürülebilir olduğu tartışılıyor. Amazon ve Intel’in son bilançoları, büyük harcama döngüsünün devamına ilişkin soru işaretlerini artırdı ve Nasdaq bileşik endeksinde sert kayıplara neden oldu.
Reuters’a konuşan Apollo Global Management Başekonomisti Torsten Slok, yapay zeka harcamalarında yaşanacak güçlü bir düzeltmenin sermaye yatırımlarını azaltarak gayrisafi yurt içi hasılayı baskılayabileceğini belirtti.
Slok, “Yüksek petrol fiyatları, gümrük tarifeleri ve sıkılaşan göçmen kısıtlamaları enflasyonu yukarı çekerken, fiyat baskılarının sürdüğü bir dönemde büyümenin yavaşladığı bir stagflasyon ortamı riski artıyor.” uyarısında bulundu.
Enflasyon 2022’deki zirvelerin altında bulunsa da ABD Merkez Bankasının (Fed) yüzde 2 hedefinin belirgin biçimde üzerinde kalmayı sürdürüyor. Trump’ın ikinci döneminin ilk aşamasında ücret artışları fiyatları aşarken, ABD ve İsrail’in sekiz aydır süren İran askeri harekatı petrol fiyatlarını küresel ölçekte yükselterek enflasyonu hızlandırdı.
Fed yetkilileri ve ekonomistler, yapay zeka kaynaklı yoğun talebin de fiyat artışlarını beslediğini ve reel ücret artışlarının yavaşladığını vurguluyor. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu verilerine göre tüketici fiyatları ile ortalama saatlik kazançlar Ocak 2025’ten bu yana yüzde 5,5 yükseldi. Bu tablo, çalışanların satın alma gücünün Trump’ın göreve başladığı Ocak 2025 seviyesine göre reel olarak değişmediğini gösteriyor.
Politika faizini eylülde artıran Fed’in borçlanma maliyetlerini aralıkta yeniden yükseltmesi bekleniyor. Fed Başkanı Kevin Warsh, faiz artışlarını ekonomiye yönelik bir darbe değil, enflasyonu kontrol altına alma amacı taşıyan bir “para politikası ilacı” olarak nitelendiriyor.
Uzun vadeli kredi maliyetlerindeki yükseliş de konut alımını zorlaştırıyor. Yüzde 7’nin üzerindeki 30 yıllık mortgage faizleri ve arz eksikliğinin yükselttiği konut fiyatları, geniş kesimler için ev sahibi olmayı fiilen imkansız hale getiriyor.
Seçmenin önceliği hayat pahalılığı
Cumhuriyetçi Parti ve muhafazakar seçmen eğilimlerini izleyen Cygnal’ın CEO’su Brent Buchanan, Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı değerlendirmede akaryakıt, elektrik, doğalgaz ve market fiyatlarındaki artışın oy tercihlerini doğrudan etkileyeceğini söyledi.
2024 başkanlık seçimlerinde öne çıkan yasa dışı göç başlığının artık geri plana düştüğünü belirten Buchanan, 2026 ara seçimlerindeki seçmen gündemini “Birinci sırada hayat pahalılığı, ikinci sırada hayat pahalılığı, üçüncü sırada hayat pahalılığı.” sözleriyle özetledi.
Buchanan, ekonomik baskıyı en fazla hisseden ve yıllık geliri 50 bin doların altında bulunan seçmenlerde 2024’e göre Demokratlara doğru 25 puanlık oy kayması tespit ettiklerini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın yaşam maliyetlerini düşüreceği beklentisiyle oy kullananların hayal kırıklığı yaşadığını belirten Buchanan, “Hem bunu başaramadığını hem de aslında durumu daha da kötüleştirdiğini düşünüyorlar.” dedi.