Ayasofya’nın altında bulunan yaklaşık 9 kilometrelik gizli tünellerde yürütülen çalışmalarla tarihi alanlar ortaya çıkarılıyor; şimdiye kadar 3 bin ton çamur ve moloz temizlendi.
Ayasofya’da kapsamlı güçlendirme çalışması
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bakanlığın bu yıl dördüncüsünü düzenlediği ve dün başlayan Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Ersoy, Ayasofya’da Cumhuriyet tarihinin en geniş kapsamlı restorasyon, konservasyon ve güçlendirme çalışmalarının yapıldığını belirtti. Bilim kurulu üyelerinin çalışmaları, Mimar Sinan döneminden sonraki en kapsamlı müdahalelerden biri olarak değerlendirdiğini aktardı.
Ana kubbenin yanı sıra mihrap ve minberin yer aldığı doğu tarafındaki yarım kubbede de güçlendirme çalışmalarına başlandığını söyleyen Ersoy, sürecin bilim kurulu, Koruma Kurulu ve üniversitelerin görüşleri doğrultusunda ilerlediğini ifade etti. Ersoy, ibadete ve ziyarete açık tutulan yapıda özgün mimari unsurların korunması için hassas bir mühendislik çalışması yürütüldüğünü kaydetti.
Yer altından 3 bin ton çamur ve moloz çıkarıldı
Ayasofya’nın yer altındaki tarihi bölümlerinde araştırma ve kapsamlı çalışmaların devam ettiğini belirten Ersoy, bugüne kadar yaklaşık 3 bin ton çamur ve moloz çıkarıldığını söyledi. Tarihi tüneller, su kanalları ve mahzenler de inceleniyor.
Uygun alanlar ziyaretçilere açılacak
Çalışmalar ilerledikçe bazı bölümlerde yeni mekanlara ulaşıldığını vurgulayan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu yapılar, İstanbul’un tarihi su yönetimi ve altyapısı hakkında da önemli bilgiler veriyor. Yağmur sularının tahliyesi ve su dağıtımı gibi işlevlere sahip yer altı sistemlerini araştırıyoruz. Bazı bölümler insanların geçebileceği büyüklükte. Ayasofya’nın yer altı, en az üst yapısı kadar ilginç.
“GÖRÜNMEYEN TARİHİNİN TANINMASINA İMKAN SAĞLAYACAĞIZ”
Ayasofya’nın uygun bölümlerini halkla buluşturmayı hedeflediklerini ifade eden Ersoy, şöyle konuştu:
“Ayasofya’nın bugün görülemeyen tarihi katmanlarının da tanınmasına imkan sağlayacağız. Fatih’in emanetini, kubbesinden yer altındaki yapılarına kadar bütüncül bir yaklaşımla koruyoruz.”