Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım’da Antalya’da yapılacak COP31 öncesinde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, ülkenin barışçıl diplomasisinin zirveye ilham vereceğini söyledi.
Sıfır Atık hareketi iklim diplomasisinin ortak dili
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nda gerçekleştirilen “Sıfır Atık’tan COP31’e: Türkiye’nin İklim Diplomasisi” panelinin açılışında açıklamalarda bulundu.
Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık Hareketi’nin, doğa ile insanı rakip değil yol arkadaşı gören anlayışla Türkiye’de geniş bir seferberliğe dönüştüğünü belirtti. Uygulamanın çocuklardan ailelere, kurumlardan okullara, belediyelerden işletmelere kadar yayıldığını ifade etti.
Hareket kapsamında kaynakların korunmasının yanı sıra enerji ve su tasarrufu sağlandığını, sera gazı salımının önlendiğini aktaran Kurum, 2017’de yüzde 13 olan geri kazanım oranının 2025’te yüzde 37’ye çıkarıldığını söyledi. Bu dönemde 90 milyon ton atığın geri kazanıldığını ve ekonomiye yaklaşık 365 milyar liralık katkı sunulduğunu kaydetti.
Depozitolu Ambalajlar Sistemi ile şimdiye kadar 520 milyon ambalajın ekonomiye kazandırıldığını belirten Kurum, “Bu yönüyle Sıfır Atık Hareketi sadece yerel bir tecrübenin ve küresel bir başarının adı değil, küresel ölçekte yürüttüğümüz iklim diplomasisinin ortak çalışma dilidir. Ben bu vesileyle bir kez daha Sıfır Atık Hareketi’nin dünyaya yayılması için büyük emek gösteren Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’ye şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu.
“Asıl tehlike iklim krizidir”
Dünyada siyasi istikrarsızlıkların ve çatışmaların arttığı bir dönemde COP31’e hazırlandıklarını söyleyen Kurum, savaşların milyonlarca insanı yerinden ettiğini, ekonomik krizlerin ve belirsizliklerin küresel dengeleri değiştirdiğini dile getirdi.
Kurum, “Ama şunu açıkça söyleyelim, bugün manşetleri dolduran bu siyasi ve ekonomik fırtınalar gelip geçecek. Geçmeyecek olan, geri getiremeyeceğimiz olan başka bir şey var. İnsanlık ve doğa bir uçurumun kenarına doğru hızla ilerliyor. Asıl tehlike, iklim krizinin bu gezegeni nefes alınamaz, yaşanamaz bir yere çevirmesidir. Daha dün gece, takip etmişsinizdir. Antalya’da şiddetli hortum birçok ilçemizi adeta yıktı geçti. Maalesef 4 vatandaşımızı kaybettik. Hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına, tüm Antalyamıza sabır diliyorum. Biz Akdeniz havzasındaki konumu nedeniyle iklim krizinin yıkıcı etkilerine en fazla maruz kalan ülkelerden biriyiz. Bu bilinçle yaşamayı öğrenmeli, tedbirleri almalıyız.” ifadelerini kullandı.
Bu nedenle kentsel dönüşümü milli güvenlik meselesi olarak değerlendirdiklerini belirten Kurum, yaşananlardan çıkarılan dersleri, sahadaki tecrübeleri ve geliştirilen çözümleri Antalya’da dünya ile paylaşacaklarını söyledi.
COP31 için üç aşamalı yol haritası
İklim değişikliğiyle mücadelenin güçlü bir diplomasi gerektirdiğini vurgulayan Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Barışa giden en kestirme yol, yapıcı diyalog ve diplomasidir.” sözünü hatırlattı. Ülkelerin imkanlarının, ihtiyaçlarının ve iklim krizindeki sorumluluklarının farklı olduğunu belirten Kurum, her ülkenin sesini Antalya’da duyurmayı amaçladıklarını ifade etti.
Kurum, “COP31’e tam da bu anlayışla hazırlandık ve yol haritamızı diyalog, uzlaşı ve aksiyon olarak belirledik. Diyalogla ülkelerin ihtiyaçlarını belirleyecek, bu alanda yol haritamızı belirlediğimiz hedefler doğrultusunda ortaya koyacak, iradeyi güçlendirecek, eylemle bu iradeyi somut sonuçlara dönüştüreceğiz. Antalya’da kuracağımız her bir masanın, dünyanın bir yerinde çözüme kavuşan bir ihtiyaca karşılık gelmesini bekliyoruz.” dedi.
COP31 hazırlıkları kapsamında yıl boyunca yurt içi ve yurt dışında yoğun çalışmalar yürüttüklerini aktaran Kurum, 51 ziyaret gerçekleştirdiklerini ve 16 uluslararası zirveye katıldıklarını bildirdi. Bu temaslarda ülkelerin ihtiyaçlarını ve ortaklaşa yapılabilecekleri ele aldıklarını söyledi.
Türkiye’nin COP31’de dünyaya “Şimdi uygulama zamanıdır” mesajı vereceğini kaydeden Kurum, “Gündelik krizlerin gürültüsü asıl gerçeğin sesini hiçbir zaman bastırmasın, dünyamızın yarınını karanlığa bırakmayalım diyeceğiz. İklim krizinin yıkıcı sonuçları gündelik hayatımızda hissediliyorsa iklim hedeflerinin sonuçları da görünür olmalıdır diyeceğiz. Elbette COP31 başkanlığı olarak, yaptığımız her çağrının gereğini yerine getireceğimizi de söyleyeceğiz. Türkiye olarak hedeflerimizi belirledik, taahhütlerimizi ortaya koyduk. Şimdi bu hedefleri hayata geçirecek yatırımları hızlandırma, işbirliklerini büyütme zamanıdır. ‘COP31, uygulama COP’u olacak’ sözümüze yakışır 10 önceliğimizi konuşacağız.” ifadelerini kullandı.
Gıda güvenliği, su ve toprağın korunmasına bağlı
10 önceliğin ilk sırasında sıfır atığın bulunduğunu belirten Kurum, COP alanının tamamında deneyimlenecek sıfır atığın müzakerelerin de ana gündemlerinden biri olacağını söyledi.
2035’e kadar küresel belediye atığı üretimindeki beklenen artışı en az yarı yarıya azaltmayı hedeflediklerini aktaran Kurum, döngüsel malzeme kullanım oranının 2035’e kadar en az yüzde 15’e ulaşması için ortaklıkları destekleyeceklerini ifade etti.
Deniz ve okyanusların korunması için kirliliğin kaynağında önlenmesine ve kıyıların dayanıklılığının artırılmasına yönelik hazırlıklar yaptıklarını belirten Kurum, “Gıda güvenliği, suyu ve toprağı koruyarak sağlanır dedik. Üreticiyi destekleyecek, iklime dayanıklı tarımı yaygınlaştırma anlayışıyla hareket ettik.” dedi.
Türkiye’nin binalarda enerji kullanım yoğunluğunu 2035’e kadar en az yüzde 25 azaltmayı hedeflediğini açıklayan Kurum, İLBANK tarafından geliştirilen SURFF Projesi ile şehirlerin altyapı ihtiyaçlarının finansmana hazır yatırım projelerine dönüştürülmesinin amaçlandığını söyledi.
İklim Uygulama Köprüsü ile (BRİDGE) ülkelerin hedeflerini uygulanabilir projelerle buluşturacaklarını vurgulayan Kurum, proje hazırlığından teknik desteğe ve finansmana erişime kadar gerekli bağlantıları güçlendireceklerini belirtti. Temiz enerji dönüşümünün hızlandırılacağını, elektrifikasyonun küresel nihai enerji tüketimindeki payının 2035’te yüzde 35’e ulaşması için işbirliklerinin geliştirileceğini ve yeşil sanayileşmede daha az kaynakla daha verimli üretimin büyütüleceğini ifade etti.
“Türkiye’nin gücünü göstereceğiz”
Bakan Kurum, COP31 başkanlığının tamamında Türkiye’nin gücünü göstereceklerini belirtti.