Avrupa Birliği’nde kamu ihaleleri ve devlet teşviklerinde yerli üretimi öne çıkaracak Sanayi Hızlandırma Yasası tasarısı, “Made in Europe” kapsamının ne kadar geniş tutulacağı konusunda üye ülkeleri karşı karşıya getirdi.
Paris daha dar kapsam istiyor
Avrupa Komisyonu’nun Mart ayında sunduğu tasarı, otomotiv ve temiz enerji gibi kritik sektörlerde kamu ihaleleri, açık artırmalar ve sübvansiyonlardan yararlanacak şirketlere üretim şartı getiriyor.
Planla, yıllık hacmi 2 trilyon euroyu aşan ve AB gayrisafi hasılasının yüzde 14’üne denk gelen kamu alım gücünün Avrupa sanayisini desteklemesi hedefleniyor. Düzenlemenin amacı, yüksek enerji maliyetleri ve sıkı kurallarla faaliyet gösteren Avrupalı şirketlerin yabancı rakiplerle rekabetini güçlendirmek ve özellikle güneş paneli bileşenlerinde Çin’e bağımlılığı azaltmak.
Tasarı, AB’nin 27 üyesiyle birlikte ortak pazarın parçası olan İzlanda, Lihtenştayn ve Norveç’ten gelen ürünleri kapsıyor. Komisyon ayrıca serbest ticaret anlaşması, gümrük birliği ya da karşılıklı kamu alım anlaşması bulunan ortak ülkeleri de tedarik zincirlerini korumak amacıyla sisteme dahil etmeyi planlıyor.
Fransa ise çerçevenin gereğinden fazla genişletildiğini savunuyor. AFP’nin aktardığına göre Fransız Sanayi Bakanı Sebastien Martin, Brüksel’deki toplantı öncesinde, “Avrupalıların kamu parası, Avrupalı işçileri ve Avrupa fabrikalarını desteklemelidir” dedi.
Almanya, Belçika ve bazı ülkeler ise “Avrupa ile Üretilmiş” yaklaşımını destekliyor. Almanya Ekonomi Bakanı Katherina Reiche, üretimin Avrupa’da artırılması gerektiğini, ancak İsviçre, Norveç ve Kanada gibi güvenilir ortaklarla çalışmanın sürdürülmesini istedi.
Belçika Başbakan Yardımcısı David Clarinval, kurallara uyan ülkelerin açık biçimde listelenmesini talep ettiklerini belirterek İngiltere, Güney Kore, Kanada ve İsviçre’yi örnek verdi.
İsveç ve Çekya, katı koşulların yatırımları engelleyip fiyatları artırabileceği uyarısında bulundu. Almanya Başbakanı Friedrich Merz de daha önce yalnızca Avrupa’yı önceleyen kuralların “son çare” olması gerektiğini söylemişti.
Polonya adına açıklama yapan Michal Baranowski, dengeli bir düzenlemeden yana olduklarını ve kuralların şirketler açısından “bürokratik bir kabusa” dönüşmemesi gerektiğini ifade etti. Baranowski, İngiltere, Avustralya, Japonya veya İsviçre’nin kapsama alınıp alınmayacağını söylemek için henüz erken olduğunu kaydetti.
Kritik sektörlere farklı üretim şartları
Komisyon taslağı; çelik, alüminyum, çimento, elektrikli araçlar, bataryalar, güneş ve rüzgar enerjisi, hidrojen teknolojisi ile nükleer enerji sektörlerini kapsıyor. Her alan için ayrı yerlilik ve düşük karbon koşulları öngörülüyor.
Kamu kaynaklarıyla satın alınan elektrikli araçların montajının AB sınırlarında yapılması gerekecek. Yasanın yürürlüğe girmesinden altı ay sonra, batarya dışındaki parçaların yüzde 70’inin AB menşeli olması şartı uygulanacak.
Güneş panellerinde hücre ve eviricilerin (inverter) üç yıl içinde Avrupa’da üretilmesi istenecek. Alüminyum alımlarında yüzde 25 AB üretimi ve düşük karbon şartı bulunurken, çelikte yüzde 25 düşük karbon kriteri getirilecek; Avrupa menşei zorunlu olmayacak.
Çelik üreticileri ise sektörlerinin de yerlilik kurallarına dahil edilmesi için girişimlerini sürdürüyor. Tasarı, ürünlerin Avrupa’da bulunamaması ya da tedarikçi değişikliğinin maliyetleri fahiş biçimde artırması halinde muafiyet öngörüyor.
100 milyon euro üzerindeki yatırımlara denetim
Düzenlemede yabancı yatırımlara ilişkin sıkı denetimler de yer alıyor. Yatırımcının kendi ülkesinin küresel üretim kapasitesinin en az yüzde 40’ına sahip olduğu stratejik sektörlerde, 100 milyon euronun üzerindeki doğrudan yatırımlar özel koşullara tabi tutulacak.
Reuters’ın haberine göre Çin’i hedef aldığı belirtilen madde kapsamında yabancı yatırımcılar, Avrupalı bir şirkette çoğunluk hissesini elde edemeyecek. Ayrıca ağırlıklı olarak Avrupalı işçi çalıştırmaları ve fikri mülkiyet lisansını AB’deki yatırımın yararına sunmaları gerekecek.
İngiltere dışlanmaktan endişeli
Kuralların hangi ülkeleri kapsam dışında bırakacağına ilişkin belirsizlik, uluslararası ortaklarda da kaygı yaratıyor. İngiltere Başbakanı Andy Burnham, ülkesinin “güvenilir ortak” kabul edilmesi için girişimde bulunacağını açıkladı ve dışlanmanın İngiliz otomotiv sanayisine ağır zarar verebileceği uyarısında bulundu.
İngiliz Motorlu Araç Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT), Birleşik Krallık’ın kapsam dışında kalmasının 80 milyar euroluk ikili ticaret hacmini ve ortak yatırımları tehlikeye atacağını bildirdi. Japon otomobil üreticileri de düzenlemenin küresel tedarik ağlarına zarar verebileceğini belirtti.
Yıl sonuna kadar AB dönem başkanlığını sürdüren İrlanda, 27 ülkeyi ortak bir metin üzerinde buluşturmaya çalışıyor. Görüşülen seçeneklerden biri, kuralların sektör ve hatta ürün bazında ayrı ayrı esnetilmesini içeriyor.
Yasanın yürürlüğe girebilmesi için Avrupa Parlamentosu ile üye devletlerin ortak bir metinde anlaşması gerekiyor. Parlamentodaki süreci yönetecek Alman raportör Anna Cavazzini ile Fransız parlamenterler Christophe Grudler ve Pierre Jouvet değişiklik önerilerini hazırlıyor. Nihai onayın gelecek yıl alınması hedefleniyor.