Nepal’in Trishuli Vadisi’ndeki hidroelektrik santralinin tünelinde dokuz gün mahsur kalan iki işçi sağ olarak kurtarıldı; Kabir Maharjan hastanede gözlerini açtığında eşini tanıyamadı.
SON TELEFON: ”İÇERİDE ŞEBEKE OLMAYACAK”
Felaketin başlangıcı ve kurtarma anları
Maharjan ile mekanik işlerden sorumlu ustabaşı Sanjay Sah, 26 Ağustos’ta Nepal’in Trishuli Vadisi’nde yaşanan felakette bir hidroelektrik santralinin tünelinde mahsur kaldılar. Hayatta kalmaları, suların tamamen dolduramadığı bir hava boşluğunun varlığına bağlıydı.
Başkent Katmandu’daki yetkililer, santrallerin elektrik üretimini izlerken kontrol panellerinin birer birer kaybolduğunu gördü. 09.15’te, Maharjan’ın eşi kendisine ulaşmaya çalışıp başaramamıştı; iki dakika sonra santrale son talimat verildi: “Tahliye edin!”
Kontrol odasında çalışan Sah, katlar arasından koşarak arkadaşlarını uyardı. Dışarı çıkabilen bazı işçiler ise selden kaçacak kadar hızlı değildi. Yetkililerin gösterdiği görüntülerde yaklaşık 30 kişilik bir grubun dalgalarla sürüklendiği anlar görülüyordu.
Dahil olan ekiplerin daha sonra tespit ettiği bir kaçış merdiveni, içeridekileri üçte ikisini kurtarabilirken, işçiler nereye gideceklerini bilmiyordu.
Maharjan ve Sah, yukarı doğru eğimli bir kablo tüneline sığındı; çıkıştan yalnızca 160 metre uzağa kadar ilerleyebildiler. Maharjan’ın daha sonra eşine anlattığına göre, “tünelin kenarında, bir köşede” beklediler.
Hayatlarını kurtaran hava boşluğu, dokuz gün boyunca iki işçinin mahsur kalmasına olanak sağladı. Sah, Hindu duaları okuduğunu belirtti. Maharjan ise, eşinin aktardığına göre çamurlu sudan yudumlar içerek hayatta kaldı.
Eşi Hira Shova Maharjan, başlarda santralin güvenli olduğunu düşünmüş; kocasını, iş arkadaşlarını ve bilgi alabileceği herkesi aramış ama kimseye ulaşamamıştı.
Yetkililer, santral girişinin bulunduğu yerin çıplak nehir kıyısına dönüştüğünü gösteren fotoğrafları paylaştığında umutlarını kaybetmeye başlamıştı. “Hayatta olması mümkün değil.” dedi Hira Shova; yine de 15 ve 10 yaşındaki oğullarının karşısında güçlü görünmeye çalıştı.
Kurtarma ekipleri, santralin çok katlı yapısında hava boşlukları olabileceğini düşünüyordu; ancak bölgeye alet getirmek bile zordu. Suya doyuran zemine bırakılan her şey batıyordu. Önce makinelerin çalışabileceği sağlam bir platform kuruldu. Kazı çalışmaları, felaketten üç gün sonra ancak başlayabildi.
Santrale ulaşan dört tünelin tamamı çamur, kaya, ahşap ve enkazla kapatılmıştı; bazı bölümlerin üzerinde 15 ila 30 metre kalınlığında heyelan malzemesi vardı. Ekipler sondaj, kontrollü patlatma ve ağır makinelerle ilerlemeye çalıştı, ancak kuvvetli yağışlar yeniden bölmeleri su ve enkazla doldurdu ve saatlerce emek boşa çıktı. Tünelin girişine ulaşmak yaklaşık altı gün sürdü; kurtarma görevlileri içeridekilerle iletişime geçemedi.
İşçilerin bulunmasına yönelik çalışmalar sürerken, bir gece ilerleyemeyen çamurla dolu bir bölüme ulaşıldı. Doğal bir kanaldan basınçlı su vererek engeli temizlemeye çalıştılar; birkaç dakika içinde 4-5 metre ilerleme kaydedildi, ancak yağışın yeniden başlamasıyla çökme yaşandı ve bazı kurtarma görevlileri de kısa süreliğine mahsur kaldı. Giriş geçidinin metal levalarla ve tel örgülerle güçlendirilmesiyle çalışmalar devam etti.
Onuncu günün sabahı saat 04.00’te ekipler bir ses duydu; bu sesin hayatta kalan birinden mi yoksa yalnızca yankı mı olduğu netleşemiyordu. Makinelerin motorlarını durdurup dinlediler. Kurtarma ekibinin başındaki Ganga Baral, “Neredesiniz, orada mısınız?” diye seslendiklerini hatırladı. Ardından ışığın altında bir el gördüler. İçeride hâlâ çamurla tıkanmış birkaç metrelik geçit vardı; saat 07.00’ye doğru askerler küçük bir delik açtı ve içeriden, “Buradayız” şeklinde yanıt yükseldi.
ANNE, BABAMIZ GERİ DÖNDÜ
İki işçi de çıkarıldığında ayakta duramıyordu. Sah, bir kurtarma görevlisinin sırtında taşındı ve kameraya doğru bir elini kaldırabildi; Maharjan ise sedyeyle çıkarıldı. Haberi alan oğulları, “Anne, babamız geri döndü!” diye bağırdı. Operasyonu yöneten mühendis ve milletvekili Sagar Dhakal, iki işçinin ortaya çıktığında gözyaşlarını tutamadı.
Ertesi gün Çin vatandaşı Lu Haitao, Yukarı Trishuli-1 adlı başka bir santralin tünelinde sağ bulundu. Maharjan’ın bacağındaki derin ve enfekte yara ameliyat edildi; eşi odasına girdiğinde onu tanıyamayan Maharjan, “Neredeyim?” diye sordu. Hira Shova için en önemli olan ise eşinin hayatta olmasıydı: “Ona ikinci bir hayat verildi.”


