Arnavutluk’ta yaşayan Kamile Marra, resmi kayıtlardaki 19 Ağustos 1909 doğum tarihiyle dünyanın yaşayan en yaşlı kadını olduğu öne sürülen Britanyalı Ethel Caterham’dan iki gün daha büyük görünüyor.
Ömrü Osmanlı’dan günümüze uzandı
Bu hafta 117 yaşına giren Marra, Osmanlı İmparatorluğu döneminde dünyaya geldi, İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde 36 yaşındaydı ve Arnavutluk’taki komünist rejim dönemini geride bıraktı.
Başkent Tiran’ın yaklaşık 100 kilometre güneyindeki Ferras köyünde, meyve ağaçlarının arasındaki evinde yaşayan Marra için resmi rekorlar ya da yetkilileri hayatta olduğuna ikna etme çabaları önem taşımıyor.
Fransız AFP ajansına konuşan Marra, “Tanrı ne kadar takdir ettiyse o kadar yaşarsınız” diyor. Ardından ülkenin yüksek zirvelerinden birine gönderme yaparak, “Hayat, çiçek açmış Tomorr Dağı gibi güzel” ifadelerini kullanıyor.
Yetkililer öldüğünü sanıp maaşını durdurdu
110 yaşını geçen kişilerin yaşını kesin biçimde kanıtlamak dünya genelinde güçlük oluşturuyor. Sıra dışı bilimsel araştırmalara verilen 2024 Ig Nobel Ödülü’nü alan bir çalışma da uzun yaşam iddialarının, çoğunlukla nüfus kayıtlarının yetersiz ve emeklilik usulsüzlüklerinin yaygın olduğu bölgelerden çıktığını ortaya koydu.
Marra’nın ailesi ise ellerindeki belgelerin doğru olduğuna inanıyor. Guinness yetkilileriyle temasa geçen ailede, 1945 tarihli doğum belgesi, 1978’de düzenlenmiş pasaport ve aynı tarihi taşıyan güncel kimlik kartı bulunuyor.
Marra’nın yaşı yerel makamları da şaşırttı. 80 yaşındaki oğlu Hysen, annesi 100 yaşına ulaştığında yetkililerin onun hayatını kaybettiğini varsayarak emekli maaşını kestiğini söylüyor.
Hysen, “Annemin hala hayatta olduğuna inanmadılar” diyerek, düşük miktardaki ödemeyi yeniden alabilmek için tanık ifadeleri de dahil çok sayıda kanıt sunmak zorunda kaldığını anlatıyor.
Hükümet, bu ayın başında Marra’ya yaşı nedeniyle özel bir aylık bağladı.
Gününü çalışarak geçiriyor
Hayatının neredeyse tamamını köyünde kendi yiyeceğini yetiştirip hayvan otlatarak geçiren Marra, bugüne kadar hiç doktora gitmedi.
Oğlu Hysen, annesinin sağlık durumunun iyi olduğunu ve yaşamı boyunca ilaç kullanmadığını belirtiyor.
Sabah erken saatlerde kalkıyor; avluyu süpürüyor, çiçekleri suluyor, tavukları besliyor ve ardından çok sevdiği kahvesini içiyor.
Birlikte yaşadığı oğluyla meyve bahçesinde yürüyen Marra, olgunlaşan narları topluyor. Koklamaktan hoşlandığı fesleğen yapraklarını ise mutlaka ceplerinde taşıyor.
Eşini 36 yıl önce kaybeden Marra’nın görücü usulüyle başlayan ve sevgiyle devam eden evliliğinden yedi çocuğu oldu. Yakınlarını hatırlarken duygulanan Marra, ailesinin beş kuşağının büyümesine tanıklık etti.
Evinde gençlik dönemlerinden kalan tek hatıra, yaklaşık yüz yıl önce çektirdiği bir fotoğraf.