Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverence 15 yıl önce tespit edilen hatalı ödemenin geri alınmasını reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozdu. Karar, fazla ödeme iddiası ve Borçlar Kanunu hükümlerine ilişkin emsal nitelikteki tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.
Dosya geçmişi
Yaklaşık 15 sene önce kurumdan ayrılan bir çalışan için fazladan ödeme yapıldığını belirleyen işveren, paranın iadesini talep etti. Ödemeyi kabul etmeyen işçi üzerine davacı işveren mahkemeye başvurdu. Davacı, daha önce davalının 1. İş Mahkemesinin 2008/1115 Esas sayılı dosyasıyla alacak davası açtığını ve yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verildiğini, ancak kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine davanın reddine karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini söyledi. Bilirkişi raporuna göre işverence davalıya fazladan ödeme yapıldığı tespit edildi; işveren, iade talebi için yazı gönderdi fakat ödeme yapılmadı ve fazladan verilen tutarın tahsili için dava açtı.
İş Mahkemesi, aynı ücret grubu içinde bulunan işçilere davalı ile benzer ve aynı oranlarda ücret zammı uygulandığını, dava açmayan diğer işçilerin de davalıyla aynı ücreti aldığını belirterek davanın reddine hükmetti. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi ise, hatalı ödemeyi yapan işverenin ekonomik ve sosyal yönden üstün, iyi niyetle zenginleşen işçinin ise zayıf konumda olduğu gerekçesiyle; güvenin korunması ve hakkaniyet ilkeleri uyarınca fazla ödemenin geri istenmesinin doğru olmayacağı sonucuna vararak istinaf başvurusunu esastan reddetti.
Yargıtay’ın gerekçesi
Davacı avukatı tarafından yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, öncelikle bilirkişi raporundaki tespitlerin eksik inceleme ve araştırmaya dayandığı iddiasını değerlendirdi ve Borçlar Kanunu hükümlerine vurgu yaptı. Kararda yer alan açıklama şu şekildedir:
‘’Bu maddede belirtilen yanlışlık eda ile ilgili olup edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır. Başka bir deyişle, davacı idarenin tahakkuk memuru hataya düşmeseydi, davalıya edada bulunmayacağı anlamına gelmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.12.1984 tarihli ve 1982/13-387 Esas, 1984/997 Karar sayılı kararı ile herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebileceği açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta, davalı işçinin davacıya karşı fark alacaklar istemiyle açtığı davada davanın reddine karar verildiği ve kararın onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda, Mahkemece; kesinleşen 1.İş Mahkemesinin 2011/1153 Esas, 2012/18 Karar sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporu ile hesaplanan fazla ödeme tutarının hüküm altına alınması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir’’ denildi.
Bu değerlendirme ışığında Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf kararını bozdu ve mahkemenin bilirkişi raporunda hesaplanan fazla ödeme tutarını hükme bağlaması gerektiğini belirtti.
Kaynak: İHA


