CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Cumhuriyet’in 103. yılı kapsamında tarım politikalarını değerlendirerek artan maliyetler, düşük ürün fiyatları ve ithalatın üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi.
“Portakalla fabrika kuruldu, bugün portakal dalında kalıyor”
CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyen Sarıbal, Cumhuriyet’in ilk döneminde tarımsal üretimin sanayileşmenin başlıca kaynaklarından biri olduğunu belirtti.
Nazilli Basma Fabrikası’nın Sovyet kredisiyle kurulduğunu ve kredinin geri ödemesinde narenciyeden yararlanıldığını hatırlatan Sarıbal, geçmişte çiftçinin portakal üretiminin sanayi yatırımlarına kaynak oluşturduğunu ifade etti.
Mersin, Antalya ve Adana’daki narenciye üreticilerinin bugün ürünlerini değerinde satamadığını dile getiren Sarıbal, “Portakalla fabrika kuran Cumhuriyet’in fabrikaları satıldı, portakalı dalında kaldı. İşte o Cumhuriyet’le bu Cumhuriyet arasındaki temel fark” dedi.
Tarım ve sanayi birlikte geliştirildi
Sarıbal, Cumhuriyet’in ilk yıllarında şeker pancarıyla şeker fabrikalarının, pamukla da tekstil sanayisinin eş zamanlı büyütüldüğünü söyledi. Üreticinin yalnızca tarımsal ürün yetiştiren kişi olmadığını, sanayinin temel unsurlarından biri haline getirildiğini kaydetti.
Şeker fabrikalarının kuruluşunda pancar üreticilerine makine ve ekipman desteği verildiğini belirten Sarıbal, pancardan elde edilen küspenin hayvancılıkta kullanıldığını aktardı. Bursa Merinos Fabrikası için hayvan ıslahı çalışmalarının da yapıldığını söyledi.
Özelleştirmeler üreticiyi zayıflattı
Şeker, yem, süt, gübre ve tütün sektörlerindeki özelleştirmeleri eleştiren Sarıbal, kamunun üretimden çekilmesiyle çiftçinin ekonomik gücünü kaybettiğini savundu.
TEKEL’in özelleştirilmesi ile tekstil alanındaki üretim kaybına dikkat çeken Sarıbal, Türkiye’nin kendi hammaddesini işleyen sanayi kapasitesinin gerilediğini ifade etti.
Hayvancılıkta yem hammaddelerine, bitkisel üretimde ise gübre ve diğer girdilere yönelik dışa bağımlılığın arttığını belirten Sarıbal, ithalata dayalı politikaların çiftçilerin sorunlarını ağırlaştırdığını söyledi.
“Çiftçinin ürününü alan devlet vardı”
Cumhuriyet döneminde çiftçinin ürününün kamu tarafından satın alındığını, depolandığını ve piyasaya sunulduğunu hatırlatan Sarıbal, Tarım Kredi kooperatifleri, tarım satış kooperatifleri ve Toprak Mahsulleri Ofisi’nin bu amaçla kurulduğunu anlattı.
TMO’nun günümüzde üreticiyi koruyan bir kurum olmaktan uzaklaştığını ve ithalat ağırlıklı çalışan bir yapıya dönüştüğünü savunan Sarıbal, Cumhuriyet’in laiklik, demokrasi, sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Sarıbal, “Sadece Cumhuriyeti söylemek yetmez. İçini sahici bir şekilde doldurmak gerekir” dedi.
Süt üreticisi için 33 lira çağrısı
Süt üreticilerinin maliyet sorunlarına da değinen Sarıbal, çiğ süt tavsiye fiyatının litre başına 24 lira 30 kuruş, yem fiyatının ise kilogram başına 22 lira olduğunu söyledi.
Bir litre sütle en az 1,5 kilogram yem alınabilmesi gerektiğini belirten Sarıbal, bu hesaplamaya göre süt fiyatının 33 lira olması gerektiğini ifade etti.
Üreticinin mevcut koşullarda zarar ettiğini dile getiren Sarıbal, gelir kaybının devam etmesi halinde süt hayvanlarının kesime gönderileceği ve bunun ilerleyen dönemde et üretimini de olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu.