NATO, ittifak topraklarına yönelik olası bir saldırıyı durdurmak için savunma takviyesi, hava-deniz üstünlüğü ve düşmanı yıpratma aşamalarından oluşan kapsamlı bir harekat planı hazırladı.
Zafer Teorisi Varşova’da duyuruldu
Polonya’nın başkenti Varşova’da gerçekleştirilen Varşova Güvenlik Forumu’nda NATO’nun yeni askeri stratejisi ele alındı. Rusya ile yükselen gerilim, hibrit tehditler, nükleer caydırıcılık ve Avrupa’nın savunma tedariki, toplantıların ana gündemini oluşturdu.
Kırım’ın Rusya tarafından ilhak edilmesinin ardından 2014 yılında Casimir Pulaski Vakfı tarafından kurulan forum, “Sizin ve Bizim Özgürlüğümüz İçin” sloganıyla düzenleniyor. 12-13 Ekim 2026 tarihlerindeki organizasyona 90’ı aşkın ülkeden 2 bin 500’den fazla delege katıldı.
Katılımcıların yaklaşık yüzde 60’ının Polonya dışından geldiği forumda devlet başkanları, bakanlar, üst düzey askeri komutanlar ve güvenlik uzmanları bir araya geldi. Bu yıl organizasyonun ortak ülkesi, İskandinav savunma planlamasını Doğu Avrupa güvenlik çerçeveleriyle uyumlu hale getiren Norveç oldu.
Kamuya açık paneller, sanayi sunumları ve Chatham House Kuralı çerçevesindeki basına kapalı toplantılarla yürütülen forumda, NATO’nun Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı (SACEUR) ve ABD Hava Kuvvetleri Generali Alexus Grynkewich, ittifakın “Zafer Teorisi” adını verdiği stratejiyi açıkladı.
Plan üç aşamadan oluşuyor
Grynkewich, NATO topraklarına yönelik herhangi bir saldırının durdurulması ve sonuçsuz bırakılması için üç aşamalı bir harekat uygulanacağını bildirdi. Konsept; saldırıyı durdurma, saldırının sürmesini engelleme ve düşmanı yıpratma unsurlarına dayanıyor.
İlk aşamada savunma takviyeleri devreye sokulacak. Böylece müttefik ülkelerin kuvvetlerini toplamasından ve harekete geçirmesinden önce düşmanın savunma hatlarını aşması, ittifakı hazırlıksız yakalaması ve operasyonel hedeflerine ulaşması önlenecek.
General, yaklaşan tehdidin önceden belirlenmesi ve birliklerin zamanında konuşlandırılması bakımından istihbarat üstünlüğünün kritik olduğunu söyledi. İkinci aşamada hava ve deniz kuvvetleri, uzay ve siber unsurlarla birlikte çalışarak hava ve deniz hakimiyetini sağlamaya çalışacak.
NATO, gelişmiş sensörler, otonom sistemler ve çok alanlı kuvvetler aracılığıyla ittifak topraklarının kalıcı biçimde işgal edilmesini engellemeyi hedefliyor.
Üçüncü aşamadaki yıpratma hamlesi ise karşı tarafın genel askeri kapasitesini zayıflatmaya odaklanacak. Saldırılar yalnızca cephedeki birliklere yönelmeyecek; bu kuvvetlere destek veren, ikmal sağlayan ve komuta-kontrol faaliyetlerini yürüten unsurları da kapsayacak.
Grynkewich, hedeflerinin hasma stratejik yenilgi yaşatmak değil, saldırıyı durdurmak olduğunu belirtti. NATO’nun gerilimi tırmandırmak için gerekçe üretmeyeceğini söyleyen komutan, tırmanmanın sorumluluğunun saldırgana ait olacağını ve ittifakın gelişmelere göre yanıtını uyarlayacağını ifade etti. Buna göre hasım, gerilimi azaltmaktan başka makul bir seçenek bulamayacağı bir noktaya itilecek.
“Saldıran gücü ve onu destekleyen her şeyi vururuz”
Rusya’nın adını doğrudan kullanmayan ancak açıklamalarıyla Moskova’yı işaret eden Grynkewich, NATO’nun 2022 Stratejik Konsepti’nde Rusya’nın ittifak güvenliği açısından en önemli tehdit olarak tanımlandığını hatırlattı.
Reuters’ın aktardığına göre Grynkewich, “Eğer birisi bize saldıracak kadar ahmaksa savaşırız. Saldırıyı durdurur, hedefleri ne olursa olsun bunlara ulaşmalarını engelleriz. Kısacası, herhangi bir müttefike yönelik her saldırının tamamen nafile kalmasını sağlarız” ifadelerini kullandı.
Hasmın saldırıyı sürdürmesi veya yedek birliklerini kullanması halinde NATO’ya karşı işletilen tüm savaş sisteminin etkisiz hale getirileceğini belirten Grynkewich, “Bu yalnızca saldıran gücün kendisini değil, o gücü destekleyen, ayakta tutan ve kontrol eden her şeyi kapsar” dedi.
ABD’li komutan, NATO’nun bir savunma ittifakı olduğunu vurguladı. Son dönemde artan kundaklama ve sabotaj olaylarının ittifak genelinde kaygı oluşturması nedeniyle planları kamuoyuyla paylaştığını söyleyen Grynkewich, bir milyar ittifak vatandaşına ne yapacaklarını ve bunu nasıl uygulayacaklarını bildikleri güvencesini vermek istediklerini dile getirdi.
Avrupa hükümetleri Moskova’yı sabotaj, insansız hava aracı ihlalleri ve siber saldırılarla suçluyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise herhangi bir Avrupa ülkesine saldırma planlarının bulunmadığını ve barış içinde bir arada yaşamak istediklerini açıklamıştı.
Avrupa’nın savunma sanayisi tartışıldı
Forumda Avrupa ile Rusya arasındaki gerilimin yanı sıra ABD’nin ortak savunma taahhüdüne dair endişeler de gündeme geldi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın son günlerde Putin ile Rusya’nın küresel pazarlara dizel tedarik etmesine imkan veren bir anlaşmayı duyurması ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’yi eleştirmeyi sürdürmesi, Avrupa’da yakından takip ediliyor.
General Grynkewich, Washington’ın bağlılığına ilişkin kaygıları azaltmaya çalıştı. Trump’ın temmuz ayında Ankara’da yapılan NATO Zirvesi’nde müttefiklik bağını vurguladığını hatırlatan Grynkewich, “O odadaydım ve bu sevgiyi hissettim” dedi.
Ankara Zirvesi Bildirisi’nde ABD dahil tüm üyeler, bir müttefike yönelik saldırının bütün müttefiklere yapılmış kabul edileceğini yeniden teyit etmişti.
Gelecek ay görevinden ayrılacak Avrupa merkezli füze üreticisi MBDA’nın CEO’su Eric Beranger, Avrupa hükümetlerinin kendi savunma sanayilerine yönelmesinin siyasi engellerle karşılaştığını söyledi.
Polonya, Almanya ve Hollanda’nın F-35 savaş uçakları için ABD’li tedarikçileri tercih ettiğine dikkat çeken Beranger, Avrupa’nın kendi imkanlarını geliştirerek bağımsız hareket etmesi ile dış alıma yönelmesi arasında hükümetlerin görüş ayrılığı yaşadığını ve nihai kararın henüz verilmediğini belirtti.
ABD’nin Avrupa Birliği Misyonu, şubat ayında yaptığı açıklamada Avrupa tedarik programlarında Amerikan savunma sanayisinin sınırlandırılmasının ortaklığı tehlikeye atacağını ve ortak güvenliği zayıflatacağını bildirmişti.
Nükleer caydırıcılık da gündemdeydi
Forumda nükleer caydırıcılık konusu da geniş biçimde ele alındı. Rusya’nın geçen ay NATO’nun Kaliningrad’la bağlantısını kesmeye çalışması halinde nükleer silah kullanabileceği yönündeki uyarısına değinen eski İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, Rusların konferansta en çok nükleer ve konvansiyonel caydırıcılık oturumuna ilgi göstereceğini söyledi.
Alman Marshall Fonu Transatlantik Güvenlik Başkan Yardımcısı Claudia Major, Grönland, Rusya ve Ukrayna başlıklarında ABD ile yaşanan anlaşmazlıkları hatırlattı. Major, caydırıcılığın yalnızca askeri kapasiteden değil algılardan da oluştuğunu, ABD’ye duyulan güvenin sorgulanmasının yanı sıra Rusya’nın Amerikan desteğine inanıp inanmadığının da önem taşıdığını kaydetti.
Öte yandan, İtalya’nın kuzeyinde Hollanda’ya ait bir F-16 Fighting Falcon uçağının 17 Ekim 2023’te Steadfast Noon