COP31 Başkanı Murat Kurum, New York’taki İş Forumu’nda iklim krizinin küresel güvenlik ve ekonomi açısından en büyük tehditlerden biri olduğunu belirterek devletlerin gerçek savunma hattının sınırlar değil, doğa ve iklim olması gerektiğini söyledi.
COP31 Eylem Gündemi iş dünyasına anlatıldı
Türkiye’nin, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 31’inci Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği ve başkanlığı, BM 81’inci Genel Kurulu ile New York İklim Haftası etkinlikleri kapsamında ABD’nin New York kentinde tanıtılmayı sürdürüyor.
COP31 Özel Sektör Elçisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Bloomberg’in ortak ev sahipliğinde COP31 İş Forumu New York Diyaloğu Programı düzenlendi. Bloomberg Genel Merkezi’ndeki buluşmada küresel iş dünyasının liderleriyle bir araya gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, BM’de duyurduğu COP31 Eylem Gündemi’nin ayrıntılarını paylaştı.
Programın açılışını TOBB Başkanı ve COP31 İş Forumu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ile Bloomberg L.P. ve Bloomberg Philanthropies’in kurucusu, BM Genel Sekreteri’nin İklim Özel Temsilcisi Michael R. Bloomberg yaptı.
Kurum, “Dün Birleşmiş Milletler’de COP31 Eylem Gündemi’ni resmen başlattık. Bugün bu gündemi küresel iş dünyasıyla buluşturuyoruz. Bu gündemi, iklim hedeflerinin uygulanmasını hızlandıracak bir çalışma zemini olarak hazırladık. Enerjiden sanayiye, şehirlerden gıda ve su güvenliğine, Sıfır Atık’tan döngüsel ekonomi anlayışıyla yeşil sanayileşmeye kadar çok geniş bir uygulama alanından bahsediyoruz” dedi.
İklim felaketlerinin ekonomik faturası 2 trilyon doları aştı
Son 10 yılda iklim kaynaklı afetlerin küresel ekonomiye maliyetinin 2 trilyon doları geçtiğini aktaran Kurum, 2023 yılında sel, kuraklık ve aşırı sıcakların oluşturduğu ekonomik kaybın 380 milyar dolara ulaştığını söyledi.
Dünyada 666 milyon kişinin elektriğe erişemediğini, 2 milyar insanın ise kirletici pişirme yöntemlerine mahkum edildiğini belirten Kurum, sanayi ile deniz ve hava taşımacılığının küresel emisyonların yüzde 30’unu oluşturduğunu ifade etti. Atık sektörünün insan kaynaklı metanın üçüncü büyük kaynağı olduğunu kaydeden Kurum, küresel atık hacminin 2050’ye kadar yüzde 70 artmasının beklendiğini vurguladı.
Kurum ayrıca karbon fiyatları farklılaşırken Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasını bu yıl devreye alacağını belirtti.
“En büyük tehdit kapımızda, iklim krizi”
İklim konusunun yalnızca ekonomik göstergelerle sınırlı olmadığını dile getiren Kurum, “Silah harcamalarını artırarak kendimizi güvende hissedeceğimizi sanıyoruz. Oysa en büyük tehdit kapımızda, iklim krizi. Şunu asla unutmayın: Gelecekte yaşayacak bir dünya bırakılmadıktan sonra, korumaya çalıştığınız devletlerin de, yaptığınız askeri yatırımların da hiçbir anlamı kalmayacak. Devletlerin asıl savunma hattı, sınır boyları değil, doğamız ve iklimimiz olmalıdır. Savunmaya ayrılan her kuruş, bu gezegenin can suyuna da ayrılmalıdır. başında sizler geliyorsunuz. Türkiye de iş dünyası ve kamu kurumlarıyla bu sürece tecrübesini taşıyor. TOBB liderliğindeki COP31 İş Dünyası Elçiliği ve Forumu, özel sektörün sürekli katkısını sağlayacak” ifadelerini kullandı.
İş dünyası için COP31 kapsamında 6 öncelik
Elektrifikasyon, yeşil sanayileşme, Sıfır Atık, İklim Uygulama Köprüsü, dirençli şehirler, gıda güvenliği ve COP31’in 2035 Küresel Uygulama Hedefleri’ne değinen Kurum, iş dünyasının ihtiyaçlarını kapsayan 6 başlığı şöyle sıraladı:
- Öngörülebilirlik: Uzun ömürlü üretim tesisleri ve altyapı yatırımlarının kısa vadeli politika anlayışıyla planlanamayacağını belirten Kurum, kuralların açık, istikrarlı ve yatırım süresince öngörülebilir olması gerektiğini söyledi.
- Karbon fiyat sinyali: Uzun vadeli yatırım kararları açısından bu sinyalin öngörülebilir olması ve farklı pazarlar arasında aşırı belirsizlik yaratmaması gerektiğini ifade etti.
- Yeşil ürüne talep: Düşük karbonlu ürünlerin üretimi kadar güvenilir bir pazar kurulmasının da önemli olduğunu kaydeden Kurum; kamu alımları, ürün standartları, doğrulanabilir veriler ve uzun vadeli alım anlaşmalarının pazarı büyütebileceğini belirtti.
- Finansman ve risk: Özellikle gelişmekte olan pazarlarda yüksek sermaye maliyetinin nitelikli projelerin önünde engel oluşturduğunu söyleyen Kurum, kalkınma bankaları, ihracat kredi kuruluşları ve imtiyazlı finansmanın özel sermayenin yerini almadan riskleri azaltabileceğini ifade etti. Kurum, tüm uluslararası bankalardan sürece aktif katılım beklediklerini söyledi.
- Bilgi, kapasite ve KOBİ’ler: Küresel tedarik zincirlerinde önemli rol oynayan KOBİ’lerin dönüşüme dahil olabilmesi için teknik destek, ortak metodolojiler, kapasite geliştirme ve uygulanabilir raporlama süreçlerine ihtiyaç olduğunu vurguladı.
- Veri ve doğrulama: Yatırım dünyasının güvenilir, standart, bağımsız ve karşılaştırılabilir verilere gereksinim duyduğunu belirten Kurum, COP31 kapsamında OECD ile stratejik iş birliği yürütüldüğünü açıkladı.
Kurum, “Bundan sonra ticaretin yönünü çizecek olan iklim değişikliğidir. Aklınıza neresi geliyorsa her alanda oyun kurucu iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum olmalıdır. Yine bu anlamda veriler, istatistikler önemli. OECD ile onların bilgisine, geçmiş tecrübesine dayalı olarak o verileri de tüm sektörlerle paylaşıyor olacağız. Güvenilir veri aslında yatırım altyapısının ayrılmaz bir parçasıdır ve bu anlamda da biz yatırımcıları aydınlatmaya gayret göstereceğiz” dedi.
Antalya için somut ve ölçülebilir taahhüt çağrısı
İş dünyası temsilcilerine seslenen Kurum, “Antalya’ya giderken sizlerden somut ve ölçülebilir taahhütler bekliyoruz. Takvimi, kapsamı ve göstergeleri belirlenmiş taahhütlerin COP31’in güçlü sonuçları arasında yer almasını istiyoruz. Yapılabilirliği çalışılmış, sahibi belli ve finansman ihtiyacı tanımlanmış projeleri yatırımcılarla buluşturmak istiyoruz. İş dünyasının alıcı gücünü de harekete geçirmesini bekliyoruz. Yeşil ürünlere yönelik alım taahhütleri ve uzun vadeli anlaşmalar yeni üretim yatırımlarının önünü açabilir. Dönüşüm tedarik zincirinin tamamına yayılmalıdır. Büyük şirketlerin KOBİ tedarikçilerine bilgi, metodoloji, teknik kapasite ve finansmana erişim konusunda destek vermesini önemsiyoruz” diye konuştu.
COP31 İş Dünyası Forumu bünyesinde sürdürülecek çalışma gruplarının önemine işaret eden Kurum, “Elektrifikasyon, sanayi dekarbonizasyonu, gıda ve su güvenliği, iklim finansmanı, KOBİ’ler, gelişmekte olan ekonomiler, iklim teknolojileri ve yapay zeka alanlarında hazırlanan önerileri doğrudan bizlere, Başkanlığa iletebilirsiniz. Biz de bu konuda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile her alanda bu çalışmaları yürütüyor olacağız. 12 ve 13 Kasım’da Antalya’da düzenleyeceğimiz COP31 İş Dünyası ve Yatırım Zirvesi, burada başlayan çalışmaların devamı olacaktır. New York’taki istişareleri, finansmana hazır projeleri, yatırım ortaklıklarını ve somut taahhütleri Antalya’ya taşımak istiyoruz” dedi.
COP31 çalışmaları Antalya’da sonuçlandırılacak
Bakan Kurum, “COP31 Eylem Gündemi’ni başlattık. Bugün New York’ta bu gündemi küresel iş dünyasıyla buluşturuyoruz. Güçlenen iş birliğini Antalya’da somut sonuçlara dönüştürüyoruz” mesajını verdi.