Fransa’da son kamuoyu araştırması, merkez siyasetin zayıfladığı tabloda Marine Le Pen ile Jean-Luc Mélenchon’un yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci tura kalabileceğine işaret etti.
Le Pen ilk turda yüzde 35-36 bandında
Hayat pahalılığı, ekonomik durgunluk ve jeopolitik belirsizliklerin etkili olduğu ülkede seçmenler, sandıkta aşırı sağ ile sol arasında doğrudan bir mücadeleyle karşılaşabilir.
Fransız televizyon kanalı M6 ve Lüksemburg merkezli RTL adına Toluna Harris Interactive tarafından 22-24 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen ankette, değerlendirilen beş senaryonun tümünde Le Pen ile Mélenchon ikinci tura kaldı.
Reuters’ın aktardığı sonuçlara göre, aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) lideri Le Pen ilk turda yüzde 35 ile 36 arasında oy alıyor. Le Pen, 14 Eylül’de açıklanan önceki araştırmada yüzde 33 seviyesindeydi.
Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) lideri Jean-Luc Mélenchon ise yüzde 17 ile 18 aralığında oy alarak ikinci turda Le Pen’in rakibi oluyor.
Merkezin en güçlü adayı kabul edilen eski Başbakan Édouard Philippe, yüzde 13 ile 16 arasında kalan desteğiyle ikinci tura çıkamıyor.
Araştırma, Le Pen’in ikinci turda karşılaşabileceği iki adaya karşı da üstünlük sağlayacağını gösteriyor. Le Pen’in Mélenchon karşısındaki oy oranı yüzde 69, Philippe karşısındaki oranı ise yüzde 57 olarak ölçüldü.
Ulusal Birlik Senato’da grup kuracak
Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin anketlerden önce yapılan kısmi Senato seçimleri de aşırı sağın yerel düzeydeki yükselişini ortaya koydu.
Ulusal Birlik, sandalye sayısını artırarak parlamentonun üst kanadında resmi bir parlamento grubu oluşturma hakkı kazandı. Parti, grup kurmak için gerekli 11 sandalye sınırını geçti.
Sonuçlara ilişkin parti içi açıklamalarda farklı sayılar paylaşıldı. AFP’ye göre parti yönetimi 15 sandalyeye ulaşıldığını bildirirken, Ulusal Birlik Başkanı Jordan Bardella, Éric Ciotti’nin liderliğindeki Cumhuriyet İçin Sağ Birlik (UDR) partisinden seçilen iki üyenin katılımıyla 14 sandalyelik ortak bir grup kurulacağını açıkladı.
Aşırı sağın 2014’te iki, 2023’te ise üç sandalyeyle temsil edildiği Senato’da ulaşılan yeni seviye, parti yönetimince “tarihi bir dönüm noktası” şeklinde değerlendirildi.
Le Pen, sosyal medya paylaşımında sonucun beklentilerin üzerine çıktığını ifade etti ve kurulacak Senato grubunun cumhurbaşkanlığı kampanyasının temel platformu olacağını belirtti.
Senato’nun denetimi merkez sağda kaldı
Jean-Luc Mélenchon’un liderliğini yaptığı Boyun Eğmeyen Fransa hareketi de Senato’daki ilk sandalyesini kazandı.
Aşırı sağ ve solun üst mecliste ilk kez bu ölçekte yer almasına rağmen Senato çoğunluğu merkez sağda kaldı. Cumhuriyetçiler (Les Républicains) ile merkez ittifakı sandalye kaybetse de kontrolünü korudu.
Le Monde’un yayımladığı ilk verilere göre Cumhuriyetçilerin sandalye sayısı 134’ten 128’e inerken, müttefikleri 74 sandalyeye ulaştı. Sol blok 78 olan sandalye sayısını 74’e düşürdü. Merkez kanat ise 2023’teki 24 sandalyesini korudu.
Senato seçimleri, doğrudan halk oyuyla belirlenen Ulusal Meclis’in aksine yerel seçilmişlerden oluşan seçiciler kurulu tarafından yapılıyor.
Üç yılda bir yarısı yenilenen 348 sandalyeli üst meclis için pazar günü 64 vilayette ve yurt dışındaki temsilciliklerde 178 sandalye için oy kullanıldı.
Senatörleri seçen yaklaşık 172 bin 600 kişilik kurulun tamamı yerel yöneticilerden oluşuyor. Bu nedenle Fransız uzmanlar, sonuçların genel seçmen eğilimini yalnızca sınırlı biçimde yansıttığını belirtiyor.
François Hollande’dan adaylık açıklaması
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un görev süresinin sona ermesinin ardından merkez siyasetteki boşluğa yönelik arayışlar devam ederken, eski Cumhurbaşkanı François Hollande yeniden aday olabileceğinin sinyalini verdi.
Sosyalist lider Hollande, İtalyan La Repubblica gazetesine yaptığı açıklamada, yarışa ancak kazanma ihtimalini net biçimde görmesi halinde gireceğini söyledi.
Uzmanlar, geçmiş iktidar dönemindeki ekonomik sorunlar nedeniyle imajı zarar gören Hollande’ın Sosyalist Parti dışında bağımsız aday olmasının güçlük taşıdığı değerlendirmesini yapıyor.
Mevcut tabloda, Le Pen ile Mélenchon arasındaki kutuplaşmaya karşı merkez siyasetin en güçlü olası temsilcisi olarak eski Başbakan Édouard Philippe’in adı öne çıkıyor.