İsrail’in Ketziot Cezaevi’nde Filistinli bir mahkumun 2023’te hayatını kaybetmesiyle ilgili soruşturma, gardiyanların WhatsApp yazışmalarıyla ağır şiddet iddialarını gün yüzüne çıkardı.
WhatsApp yazışmaları soruşturmanın kilit kanıtı
Soruşturma dosyasına giren yazışmalarda bazı gardiyanların mahkumlara yönelik dayakları övdüğü, Thaer Abu Asab’ın ölümünü ise birbirlerine haber verdiği belirtiliyor. Bu mesajlar, olayın yaşandığı gece cezaevi içindeki sessizlik kuralının ötesinde yaşananları gözler önüne serdi.
Olay gecesinin aktarımı ve mahkum ifadeleri
O geceye ilişkin ifade ve yazışmalarda, cezaevinde yaklaşık 15 gardiyan ile Keter adlı özel müdahale biriminin hücreye girdiği, ardından Bahran (Thaer) adlı mahkuma yönelik müdahale yapıldığı anlatıldı. Soruşturmacıların elde ettiği bilgiler, mahkumların ağır şekilde dövüldüğünü ve yaşananların ölümle sonuçlandığını gösterdi.
Bir gardiyan, partnerine şu mesajı gönderdi: “BEBEĞİM, AZ ÖNCE ÖLDÜ.”
Aynı gardiyan daha sonra, “Bebeğim, bir güncelleme: Az önce öldü.” diye yazdı. Bu yazışmada, olayların “mutlu ve memnun” bir şekilde ele alındığı, çok fazla kan bulunduğu ve mahkumların ağır biçimde dövüldüğü belirtiliyor. Başka bir gardiyan ise sayımın ardından arkadaşına “Onları çok fena dövdük.” mesajını gönderdi. Ayrıca mahkumların dövülmesi sonrası sağlık ekiplerinin kalp masajı yaptığına dair ifadeler de yer alıyor.
Bu yazışmalar, olay sırasında cezaevinde bulunan gardiyanların daha sonra verdikleri resmi ifadelerle soruşturmanın en önemli delilleri arasında değerlendi.
Olayın sebepleri ve ilk açıklamalar
Dosyadaki ifadelere göre Abu Asab’ın hedef alınmasına yol açan soru, bir gardiyana İsrail ile Filistinliler arasında ateşkes olup olmadığını sormasıyla başladı. Olay sırasında hücreye girenler yaklaşık 15 gardiyan ve 15 Keter adlı özel müdahale birimi olayı yönetti. Mahkumların ifadelerine göre, “Thaer gardiyana ateşkes hakkında sordu ve gardiyan ‘Sormasan iyi olur’ dedi.” Sayım sırasında ellerimiz başımızın üstünde, yüzlerimiz yere dönük şekilde diz çöktük ve beş dakika boyunca coplarla tüm odadaki mahkumlar dövüldü; ardından köpeğin salındığı ve küfürlerin edildiği aktarıldı. Thaer kalkamadı ve bilinci kapalıydı. En çok o dövüldü ve yüzü mosmordu, elleri kan içindeydi. Bu anlatılar, olayın ardından yaşananları net biçimde ortaya koydu.
Bir başka mahkum saldırının ateşkes sorusuyla bağlantılı olduğunu dile getirirken, hücredeki herkesin darp edildiğini belirtti.
GARDİYANLAR DA DOĞRULADI
Bazı gardiyanların ifadesi, mahkumların anlatımlarını destekledi. Avia Arusi, komutan ile başka bir görevlinin hücredekilere ateşkesi kimin sorduğunu sorduğunu ve Abu Asab’ın işaret edildiğini aktardı. Arusi, “Sonra onu deliler gibi dövmeye başladılar.” dedi.
Gardiyan Diana Troitsky ise brifingde komutanın Gazze’de iki arkadaşını kaybettiğini öğrendiğini ve bunun çok öfkeli olduğunu söyledi. Troitsky’ye göre komutan, olaylardan sorumlu olduğunu belirtti ve üstlerinden onay aldığını savundu; hücreye girdikten sonra kontrol kaybedildiğini, mahkumların tekme ve yumrukla dövüldüğünü ve Keter görevlilerinin cop kullandığını anlattı.
Oshrit Eliga da ifadelerinde tüm görevlilerin aşırı güç kullandığını söyledi; özel müdahale birimi Keter’in cop kullandığını dile getirdi, ancak “talimat onları dövmekti ama cop kullanmak değildi” dedi. Bazı gardiyanlar ise olağan bir müdahale gerçekleştirdiklerini savundu; bununla birlikte soruşturmacılar bu ifadelerle çelişen mesaj kayıtlarını da tespit etti.
Bir Keter görevlisinin arkadaşıyla paylaştığı mesajlarda, “Bir mahkumun öldüğüne dair açıklama birazdan basına geçer. Biz içeri girdiğimizde öldü. Ciddi dayak yedi ama bunlar WhatsApp’ta konuşulmaz.” şeklinde yazdığı tespit edildi.
Şiddet rutine mi dönüştü?
Dosyada dikkat çekici olan diğer bir bölüm, şiddetin tek bir olayla sınırlı olmadığını öne sürüyor. Bir Keter görevlisi, Abu Asab’ın dövüldüğü geceyi, “Bu bir tür rutindi, bu yüzden olayı kimseye bildirmedik. Üst düzey komutanlar açısından sorun yoktu. Politika buydu.” ifadeleriyle özetledi. Gardiyanların yazışmalarında da benzer bir yaklaşım yer aldığı kaydedildi. Eliga, Aralık 2023’te bir arkadaşına yazdığı mesajlarda, yeni getirilen mahkumlardan söz ederken “Eğer böbreği patlamadan koğuşa giriyorsa içeri almam.” dediğini kabul etti. Ayrıca, çok sayıda mahkumun getirilişi sonrası, “Onları dövmekten o kadar yorulduk ki komutan kemerini çıkarıp dövmeye başladı.” diye yazdığını kaydeden Eliga, daha sonra bu mesajlardan pişman olduğunu ve abartılı bir üslup kullandığını savundu.
Soruşturma ilerledikçe iddialar büyüyor
Olayın merkezindeki komutan da cezaevindeki üst düzey yöneticiler hakkında iddialarda bulundu. Komutan, Ketziot Cezaevi Müdürü Tuğgeneral Yosef Knipes’ın döneminde bazı kişilerin görevden alındığını ve güvenlik kameralarının bazı operasyonlardan önce kapatıldığı yönünde iddialarda bulundu. Komutana göre cezaevindeki üst düzey görevliler arasında şiddeti olağanlaştıran bir kültür vardı. Knipes ise tüm suçlamaları reddetti ve işlemlerin prosedüre uygun yürütüldüğünü savundu.
Abu Asab, Fetih üyesi olarak 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Kasım 2023’te ağır darbedildiği cezaevinden Soroka Tıp Merkezi’ne götürüldü ve burada hayatını kaybetti. İddianamede hangi gardiyanın ölümcül darbeyi vurduğunu belirleyememesi nedeniyle hücreye giren 12 görevliyi taksirle ölüme neden olmakla suçlandığını bildirdi.
Cezaevi servisinden açıklama
İsrail Cezaevi Servisi, olayın eski cezaevi komiserinin döneminde yaşandığını belirtti. Kurum, şu anda görevde olan komiserin olaya ilişkin bazı kişileri görevden aldığı yönünde açıklama yaptı.


