Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 13-14 Eylül’de Suriye’ye yapacağı ziyaret, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bakanlar düzeyinde görüşmeleri ön plana çıkarıyor.
Görüşme gündemi
Görüşmede, SDG’nin feshiyle ilgili adımlar ve kararların uygulanması konuları da masada bulunacak.
Ziyaretin programı ve katılımcılar
Karar ve planlar hakkında bilgi veren bakanlık kaynaklarına göre Fidan, ziyaret kapsamında bugün Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile görüşecek ve iki bakan ortak basın toplantısı yapacak.
Aynı gün, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın kabulü ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab ile görüşmesi planlanan Fidan’ın ziyaretinin, iki ülke arasındaki yakın işbirliğinin 8 Aralık 2024’ten bu yana kurulduğunu gösterdiği ifade ediliyor.
Ziyareti süresince, Suriye’de kalıcı istikrar, barış ve refah için Türkiye’nin desteklediği çok yönlü çabaların ve eski rejimin devrilmesinden bu yana kaydedilen ilerlemenin değerlendirileceği öngörülüyor.
İki ülke arasındaki ticaret, enerji, ulaşım ve bağlantılar gibi pek çok alanda işbirliğinin kurumsal çerçevesinin ve hukuki zemininin güçlendirilmesi yönündeki Türkiye kararlılığını yinelemesi ve bölgesel bağlantılar projelerine ilişkin görüşlerini paylaşması beklenen Fidan’ın, Suriye’deki entegrasyon sürecine dair SDG’nin kendini feshetmesi başta olmak üzere gelişmeleri ele alması ve kararların zamanında uygulanmasının önemini vurgulaması planlanıyor.
Bakan Fidan’ın, Suriye’de devlet otoritesinin kapsayıcı temelde güçlendirilmesi ve Türkmenler dahil Suriye toplumunun tüm bileşenlerinin eşit vatandaşlık temelinde ülkenin birlik ve refahına katkı sağlamasının temin edilmesi konularında görüş alışverişinde bulunması bekleniyor.
Türkiye’nin, Suriye’nin toprak bütünlüğü, birliği ve egemenliğinin korunması, devlet kurumlarının güçlendirilmesi, ekonomik toparlanmanın hızlandırılması ve bölgesel bağlantılarının yeniden tesis edilmesinin yanı sıra halkının huzur ve refah içinde yaşayabileceği bir ülkenin inşası için desteğini sürdüreceğini ifade etmesi öngörülen Fidan’ın, Suriye’nin güneyindeki durum ile İsrail’in güvenlik ve istikrarını giderek daha fazla tehdit eden saldırganlığı karşısında uluslararası toplumla birlikte atılabilecek adımları ele alacağı tahmin ediliyor.


