İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yolsuzluk iddiasıyla açılan davanın 99. duruşmasında, görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun savunmasına ikinci günde devam edildi.
İmamoğlu’nun savunması dört gün sürecek
Tutuklandıktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinin Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmada savunmasını sürdürdü.
İmamoğlu, dün 19 ay sonra mahkeme huzurunda savunma yapmıştı. Savunmasının 4 gün sürmesi bekleniyor.
İmamoğlu hakkında yeni soruşturma
İmamoğlu’nun duruşmada, kamu davasına esas soruşturmayı yürüten yargı mensuplarını hedef alan ifadeleri nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma başlatıldı. Soruşturmanın, “kamu görevlilerine görevi nedeniyle aleni hakaret” suçundan yürütüldüğü belirtildi.
“Yargılanan iddianame”
İmamoğlu, bugün yargılananın kendisi olmadığını, yargılananın iddianame olduğunu söyledi.
Dosyada banka dekontu, para izi, talimat yazısı, ses kaydı, görüntü ve “gözümle gördüm.” diyen tanık bulunmadığını öne süren İmamoğlu, iddianamede 2019’da yapılan yerel seçimlerin ardından ikinci amacın, suç gelirlerinden elde edilen maddi sermayeyle mensubu olduğu siyasi parti olan CHP’yi ele geçirmek olduğunun yazıldığını savundu.
İmamoğlu, “Bir partinin üyesi o partide söz sahibi olmak ister, delegesini ikna etmek ister, kurultayı da kazanmak ister. Buna dünyanın her yerinde siyaset denir ama bu iddianameye de örgüt amacı diye yazılıyor.” ifadelerini kullandı.
İddianamede, “Örgüt liderinin 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan CHP 38. Olağan Kongresi’nde, Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısında aday olarak Özgür Özel’i belirleyip, delegelerin Özgür Özel lehine oy kullanmaları sağlanmıştır.” ifadelerinin yer aldığını aktaran İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Ben, o dönemin genel başkanı olan şimdiki (mutlak) butlanın tavsiyesiyle o kurultayın divan başkanıyım. Özgür Özel, bu partinin grup başkanvekili, yıllarca milletvekili. Benim partide geçirdiğim yılın neredeyse iki katı kadar partide üye olmuş bir insan. Ben onu belirleyeceğim, bir de lehine oy kullanmalarını sağlayacağım. Ama benim Özgür Özel’i o dönemde desteklediğimi Türkiye’de herkes biliyor. Bunların üzerinden kurulan bir iddianame.”
CHP İstanbul İl Binası için tanık talebi
Tutuklu sanık İmamoğlu, CHP İstanbul İl Binası’nın alımına ilişkin iddialar hakkında da beyanda bulundu.
İmamoğlu, “Benim gözümün önünde, o dönemin genel başkanına, Kemal Kılıçdaroğlu’na bu olayın buranın nasıl alınacağı anlatıldı. İl başkanı anlattı. O da biliyor, her şeyi. Her şeye laf yetiştiriyor. Bu konuda çıt yok. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu maddeyle ilgili, buraya tanık olarak çağrılmasını talep ediyorum. Ayıptır, sanki o il binası gökten zembille indi. Talep ediyorum. Tanık olarak dinletilmesini talep ediyorum. Ayıptır. İki kelime edecek edemiyor. Bu nasıl bir iş ya?” dedi.
İddianamedeki suçlamalara itiraz
Halkı yanıltıcı bilgi yaymakla suçlandığını, ancak söz konusu bilginin iddianamede yer almadığını öne süren İmamoğlu, şunları söyledi:
“İddianamede diyor ki ‘Şişli, Üsküdar, Beylikdüzü, Esenyurt, Eyüpsultan, Bakırköy, Sancaktepe, Kadıköy, Çekmeköy gibi ilçelerde örgüt lideri, kendisine bağlı kişileri aday göstermiş. Büyükçekmece, Küçükçekmece, Tuzla belediye başkanlarını ise kendisine tabi kılmış.’ Vay anasını ya. Çok ayıp, biliyor musunuz yani. Koca koca insanlar, isimler, hayatı ve geçmişleri olan, birikimleri olan insanlar… Birçoğunun, siyasi geçmişleri benden de fazla olan var. Belge yok, bir şey yok. Büyükçekmece Belediye Başkanı 45 senelik belediyeci, kendime tabi kılacağım. Küçükçekmece Belediye Başkanı 40 senelik parti yöneticisi, partide yöneticilik yapmış insan, kendime tabi kılacağım. Böyle bir şey yok da, varsay. Bunun neresi suç?”
Ekrem İmamoğlu; cumhurbaşkanı olmak istemenin, kurultayda bir adayı desteklemenin, parti binası için bağış toplamanın, gazetecilerle ilgili konuşmanın, seçmene ulaşmanın, aday göstermenin ve seçim kazanmanın hangisinin suç olduğunu sordu. Bu sorulara “hiçbiri” yanıtını veren İmamoğlu, iddianamedeki en büyük ifadenin “suç örgütü” olduğunu, örgüt denildiği anda tutuklamanın kapısının açıldığını ve bunun vicdanları sızlattığını belirtti.
İmamoğlu, İBB’nin teşkilatlanma yapısının örgüt şeklinde gösterildiğini savunarak, “Üst yönetimde kim varsa, herkese örgüt adını yazmış. Yöneticilerin birbiriyle görüşmesi, telefonla konuşması örgütün devamlılık ilişkisi diye sunulmuş. Bir kurumun yöneticileri birbiriyle konuşmayacak da ne yapacak? Suç örgütü denen yapı, anayasada ve kanunlarda en ince ayrıntısına kadar tarif edilmiş.” iddiasında bulundu.
Duruşmaya ara verildi.