Hatay’da depremden sonra evinden çıkmamaya başlayan 25 yaşındaki Barış Özbay, hastanede yaklaşık 3 ay süren tedavisinin ardından ilaçlarını kullanmayı bıraktı ve günlerini yeniden cep telefonu başında geçirmeye başladı.
Depremden sonra hayatını evine taşıdı
Kahramanmaraş merkezli depremlerde evini ve yakınlarını kaybeden 52 yaşındaki Semra Özbay ile oğlu Barış Özbay, Antakya ilçesi Gazi Mahallesi’ndeki müstakil evlerinde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.
Depremin ardından üniversite eğitimini yarıda bırakan ve bilgisayar ile telefona yönelen Barış Özbay, zamanla sanal dünyaya bağımlı hale geldi. Yaşam isteğini kaybeden genç adam, Türkiye’nin gündemine yaşam öyküsüyle gelmişti.
Haberlerin ardından yaklaşık 3 ay hastanede tedavi gören Özbay, sonrasında evine döndü. Ancak kendisine verilen ilaçları kullanmayı reddetti. Sabahın ilk saatlerinden itibaren telefonuyla ilgilenen Özbay, gününü bu şekilde geçirmeyi sürdürüyor.
“3 AY HASTANEYE GİTTİM AMA HAYATIMDA BİR DEĞİŞİKLİK OLMADI”
Hayatını değiştirmek istemediğini belirten Barış Özbay, tedavi süreci ve günlük yaşamıyla ilgili şunları söyledi:
“Telefonla zaman öldürüyorum, yapacak başka bir şeyim olmadığı için bütün gün oynuyorum. Uykum gelince uyuyorum. Dün saat 05.00’te uyudum, diğer gün daha erken uyudum ve günden güne değişiyor. Hastaneye yattım yaklaşık 3 ay kadar ama bir değişiklik olmadı hayatımda.
Psikologların nasıl çalıştığını tam olarak anlayamayacağım ama büyük ihtimalle, tahminimce, tedavi yöntemleri insanlara kendi durumlarının o kadar da kötü olmadığını anlatmak üzerine. Durumunu anlayan hasta da yavaş yavaş düzeliyor. Ama ben zaten her şeyin farkındayım, nasıl düzeleceğimi de biliyorum. İstesem düzelirim ama istemiyorum, gerek yok ve yaşamak istemiyorum. Nasıl düzeleceğimi sorarsanız, basit sadece üstüne gideceksin.
Mesela şu an bir şeyler yapmaktan rahatsız oluyorum. Düzelmek istesem en basitinden duş alarak başlayacağım. İlk başta rahatsız edecek ama alıştıktan sonra rahatsız etmeyecek. Yani rahatsız eden her şeyin üzerine gideceksin. Ama ben o rahatsızlığı istemiyorum. Böyle daha rahatım. Fiziksel ağrım var, hastalığım yüzünden. Ama önemsiz fiziksel ağrılar beni pek rahatsız etmiyor. Oyunlar ya da filmler falan etkiler ama normal bir insanı etkilediği kadar etkilemiyor.”
Telefon oyunlarının kendisini etkilemediğini söyledi
Özbay, ebeveynlerin çocukların kişiliği ve davranışları üzerindeki etkisinin büyük olduğunu savundu. Oyunlarda yaşananların kendisini gerçek hayatta etkilemediğini belirterek şöyle konuştu:
“Bence her şey anne ve babada bitiyor. Çocuğu düzgün yetiştirirsen çok fazla etkilenmez. Çocuk, bir katili dizide veya filmde görüp havalı olduğunu düşünüp bir şeyler yapabilir. Ama suç bizde değil, suç anne ve babada kötü yetiştirmişler çocuğu. Ben mesela oyunlarda kaç kişiyi öldürdüm, Allah bilir ama şu an bir sinek bile öldürsem canım acıyor.
Oyunlar beni o kadar etkilemedi. Sürekli telefonla oynamamın bu duruma etkisi vardır. Kesin bir etkisi vardır ama ana etkenin bu olduğunu düşünmüyorum. Daha kötüye gitmesinde etkisi olabilir. Etkisi nedir, hiçbir fikrim yok. Pek umurumda da değil. Artık bu haldeyim zaten. Bu hale gelmemin ana etkisini düşünüp bulsam ne çözülecek, gereksiz ve o yüzden düşünmeye gerek yok.”
“EN SON NE ZAMAN DUŞ ALDIĞIMI HATIRLAMIYORUM”
İki ayı aşkın süredir duş almadığını söyleyen Barış Özbay, kişisel bakımını da yapmadığını ve evden çıkmak istemediğini ifade etti:
“Kişisel bakımlarımı da yapmıyorum ve duş da almıyorum. Dediğim gibi, elimde olsa yemek bile yemem. En son ne zaman duş aldığımı hatırlamıyorum, iki aydan fazla olmuştur. Bahçeye bile çıkmıyorum. Gerek yok. Çıksam ne olacak sanki, bir şey değişmeyecek ve canım istemiyor. Hastanede ilaç vermişlerdi. O ilaçlara devam etsem büyük ihtimalle iyileşirim.
İlaçlar bittikten sonra doktora gitmem gerekiyor ama istemiyorum. Dışarı çıkmak, doktorla görüşmek veya iletişime geçmek istemiyorum. O yüzden verdikleri ağrı kesici işe yarıyor. Bu yüzden şu anda onu sürekli alıp kullanıyorum. Zararlı bir ağrı kesici ama umurumda değil. Bu yaşantım hakkında ne düşünüyorum derseniz, güzel ve mükemmel. Ben mutluyum, gayet iyiyim, sıkıntı yok. İnsanlar hala yardım etmeye çalışıyor. Bu haberlerin çok boş olduğunu da söyleyemem.
İnsanlarla tanıştım, yeni arkadaşlarım oldu. Onun dışında hayatımda bir etkisi olmadı. Hayatım güzel, mutluyum. Acı çekmem falan hiç umurumda değil. Evde olmak bana yetiyor. Hastanede yattığımda, benim gibi hasta olan iki kişiyle tanıştım. Onlardan biri şu anda hayatını kurmaya çalışıyor. Oradayken hiç konuşamıyordu. Şu an biraz daha iyi durumda, biraz daha çalışıyor falan. Arada sohbet ediyoruz. Bana etkisi yok.”