İngiltere Başbakanı Andy Burnham, İskoçya’nın bağımsızlığı için yeni bir referandum düzenlenmesine karşı çıktı ve ülkenin önceliğinin hayat pahalılığıyla mücadele olması gerektiğini söyledi.
Burnham erken seçim iddialarını reddetti
BBC, ITV ve STV’ye değerlendirmelerde bulunan Burnham, son günlerde tartışılan erken genel seçim ve İskoçya’nın bağımsızlığı konularına ilişkin açıklamalarda bulundu.
BBC ve ITV’nin bölge editörleriyle yaptığı röportajda erken genel seçim planı olmadığını belirten Burnham, geçen ay İngiltere’nin 10 yıl içindeki 7’nci başbakanı olduğunu hatırlatarak seçimin 2029’da yapılacağını söyledi. Burnham, “Tüm bu spekülasyonları kesin bir dille reddediyorum. Yakında bir seçim olmayacak. Başbakan olarak yapacaklarıma odaklandım.” diye konuştu.
“Gelecek belirlenmişti”
İskoçya televizyonu STV’ye de konuşan Burnham’a, bağımsızlık için yeniden referandum yapılıp yapılmayacağı soruldu. Burnham, “Bu tartışmalara geri dönmenin zamanı değil. Hayat pahalılığı ülkenin her köşesindekiler gibi çoğu İskoç’u da etkiliyor.” yanıtını verdi.
İskoçya halkının kendi kaderini tayin etmek üzere oy kullanma hakkı bulunup bulunmadığı sorusuna ise Burnham, “Bu hakka sahipler. Ancak gelecek, bir nesil boyunca geçerli olacak şekilde belirlenmişti.” cevabını verdi. Böylece 2014’teki referandumda çıkan hayır oyuna işaret etti.
İngiltere Başbakanı, İskoçya’da bağımsızlık referandumu konusunda açık bir uzlaşma olmadığını savundu. Büyük ayrılıklara yoğunlaşmak yerine hayat pahalılığına çözüm aranması gerektiğini yineleyen Burnham, bölünmeye destek vermediğini belirtti.
Burnham, “Yeni bir referandum için doğru zaman olduğunu düşünmüyorum. İskoçya’daki kamuoyunun bunu desteklediği kanaatinde değilim.” dedi.
Üç ülkeden anayasal düzenleme talebi
Birleşik Krallık’ı oluşturan 4 ülkeden üçü olan İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’da iktidarda bulunan ayrılık yanlısı partilerin liderleri 13 Eylül’de bir araya gelmişti.
Bu görüşmede İskoçya ve Galler bağımsızlık, Kuzey İrlanda ise İrlanda’yla birleşme amacıyla Birleşik Krallık’ta gerekli anayasal değişikliklerin yapılması için İngiltere’ye baskı uygulanması konusunda anlaşmıştı.