Ferda Firdin, GLP-1 grubundaki ilaçların sadece ‘‘zayıflama iğnesi’’ diye anılmasının doğru olmadığını, bu ilaçların vücutta iştahı ve kan şekerini düzenleyen hormonların etkilerini taklit ettiğini belirtti. İştahı azalttıklarını, tokluğu artırdıklarını ve mide boşalmasını yavaşlattıklarını; bu mekanizmalar sayesinde kilo kaybı sağlandığını söyledi.
BURHAN KURTULMUŞ / BURSA SAATİ
Kullanım için kapsamlı değerlendirme gerekiyor
Firdin, bu ilaçların herkesin birkaç kilo vermesi için kozmetik amaçlı kullanılmayacağını vurguladı. Kişinin kilosu, boyu, bel çevresi, diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve yağlı karaciğer gibi eşlik eden hastalıkların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kontrolsüz kullanım ciddi riskler taşıyor
İlaçların etkili olmasının zararsız oldukları anlamına gelmediğini kaydeden Firdin, en sık görülen olumsuzlukların bulantı ve kusma ile birlikte ishal, kabızlık, karın ağrısı ve hazımsızlık olduğunu söyledi. Daha ciddi tablolar arasında safra kesesi sorunları, ciddi sıvı kaybına bağlı böbrek problemleri ve nadiren pankreatit yer alabildiğini belirtti. Ayrıca mide boşalmasının belirgin şekilde yavaşlamasının bazı hastalarda önemli sorunlar yaratabileceğini aktardı.
Firdin, hastaların ‘‘Daha fazla kullanırsam daha hızlı kilo veririm’’ düşüncesine kapılmamaları gerektiğini; ilaçların hekim tarafından belirlenen doz artırma şemasına göre alınmasının zorunlu olduğunu vurguladı.
Sosyal medyanın yarattığı yanlış algılar
Sosyal medyanın bu ilaçları bazen tıbbi bir tedaviden çok, kısa yoldan kilo vermeyi sağlayan bir yöntemmiş gibi sunduğuna dikkat çeken Firdin, kişisel paylaşımların ilacın herkes için uygun olduğu izlenimini oluşturabildiğini söyledi. Bursa özelinde ellerinde sistematik bir başvuru ya da resmi istatistik bulunmadığını, bu yüzden belirli bir rakam veremeyeceklerini ekledi.
Talebin hızla artmasının ise bilinçsiz kullanım, reçetesiz temin ve sosyal medyadan kaynaklanan yanlış bilgilendirme riskini büyüttüğünü belirtti.
İlaç bırakılınca kilonun geri gelmesi mümkün
Obezitenin kronik ve tekrarlayabilen bir hastalık olduğunu ifade eden Firdin, GLP-1 ilaçlarının kısa süreli bir “kilo verme kürü” olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. İlaç bırakıldığında iştah ve enerji dengesine olan etkinin ortadan kalktığını ve kilonun yeniden artabileceğini belirtti. Semaglutid çalışmalarında tedaviyle kaybedilen kilonun önemli bir bölümünün bırakıldıktan sonraki ilk yıl içinde geri alınabildiğini, tirzepatid tedavisinin bırakılmasıyla da zaman içinde kilo geri alımının görüldüğünü ifade etti.
Firdin, gerektiğinde bu ilaçların uzun dönemli obezite tedavisinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Sorumluluk tek kişiye indirgenmemeli
Obezitenin yalnızca irade eksikliğiyle açıklanamayacağını belirten Firdin, ‘‘İradesi olsa kilo verir’’ cümlesinin obeziteyi basitleştirip hastayı suçlayan bir yaklaşım olduğunu söyledi. Genetik yatkınlık, hormonlar, iştah ve tokluk mekanizmaları, uyku, stres, kullanılan bazı ilaçlar, psikolojik durum, yaşam biçimi ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığını; kilo vermekte zorlanmanın her zaman irade eksikliği anlamına gelmediğini anlattı.
Tedavi çok boyutlu olmalı
Obezite tedavisinde kişiye özel planlama gerektiğini kaydeden Firdin, beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku ve stresin değerlendirilmesi ile gerektiğinde psikolojik desteğin sağlanması gerektiğini söyledi. Eşlik eden diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve karaciğer hastalıklarının da ayrı ayrı ele alınması gerektiğini belirtti. Bazı hastalarda ilaç tedavisinin; ileri derecede obezitesi bulunan ve uygun kriterleri karşılayan kişilerde ise bariatrik cerrahinin gündeme gelebileceğini ifade etti. ‘‘Tek bir tedavi herkese uygun değil’’ dedi ve ilacın önemli bir araç olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını vurguladı.
Güçlü iştah ilaçları birkaç kilo için önerilmiyor
Obezitesi olmayan fakat birkaç kilo vermek isteyen kişilerin güçlü iştah baskılayıcı ilaçlara yönelmesini doğru bulmadığını söyleyen Firdin, estetik kaygı ile tıbbi gereklilik arasındaki sınırın hekimin değerlendirmesiyle çizilmesi gerektiğini belirtti. Normal kilodaki bir kişinin birkaç kilo için bu tür ilaçları kullanması ile obez ve diyabet veya obeziteye bağlı sağlık sorunları olan bir kişinin tedavisinin aynı şey olmadığını vurguladı.
İnternetten veya tanıdıkla ilaç temin etmeyin
İlaçları internetten, sosyal medyadan, tanıdık aracılığıyla veya kaynağı belli olmayan kanallardan temin etmemeleri çağrısında bulunan Firdin, burada sadece ilacın yan etkisinin değil, ürünün güvenilirliğinin de söz konusu olduğunu söyledi. İlacın gerçekten doğru ürün olup olmadığı, uygun dozda bulunup bulunmadığı ve uygun koşullarda saklanıp saklanmadığı gibi risklerin de bulunduğunu belirterek, vatandaşların ilaçları yalnızca yasal ve güvenilir sağlık kanallarından, hekim değerlendirmesi ve reçetesiyle almaları gerektiğini aktardı.
İlk adım iğne almak değil, hekime gitmek
Zayıflama iğnesi kullanmayı düşünenlere çağrıda bulunan Firdin, ‘‘İlk adım kesinlikle iğne almak değil, hekime başvurmak olmalı’’ dedi. Tedavi öncesi kişinin gerçekten obezitesi veya tıbbi olarak tedavi gerektiren fazla kilosunun bulunup bulunmadığının saptanması gerektiğini söyledi. Bel çevresi ve vücut kompozisyonunun yanı sıra kan şekeri ve HbA1c, kan yağları ile karaciğer ve böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerektiğini; tansiyon, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden hastalıkların da göz önüne alınması gerektiğini anlattı.
Geçmişteki kilo kaybetme girişimleri, beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku ve yeme davranışlarının da değerlendirilmesine dikkat çeken Firdin, amacın yalnızca tartıdaki sayıyı düşürmek değil, kişinin sağlık riskini azaltmak olduğunu vurguladı.
Firdin, vatandaşlara “Arkadaşım kullandı, ben de başlayayım” dememeleri çağrısında bulunarak, ilacın gerçekten gerekli olup olmadığının, faydalarının ve riskler


