Bir grup bilim insanının geliştirdiği tek seferlik gen tedavisi, yeni bir çalışmada “kötü” kolesterolü yüzde 53 düşürdü; etkisi bir yıl sürdü ve bu durum yüksek kolesterol tedavileri için umut oldu.
BİR GENİ “KESMEK” YETTİ
Çalışmada, kalp-damar hastalıklarının en önemli risk faktörlerinden biri olan yüksek kolesterole karşı tek uygulamalı bir tedavi üzerinde çalışılıyor. CRISPR gen düzenleme teknolojisiyle gerçekleştirilen deneysel müdahale, LDL olarak bilinen “kötü kolesterol” seviyesini yaklaşık yarıya indirdi ve etki bir yıldan uzun sürdü.
New England Journal of Medicine’da yayımlanan veriler, daha önce 15 hasta üzerinde gerçekleştirilen küçük ölçekli çalışmanın sonuçlarını güncelledi.
Araştırmada en yüksek dozu alan dört kişide kötü kolesterol yaklaşık yüzde 53, trigliserit seviyesi yüzde 48 düştü. Araştırmacılara göre en dikkat çekici sonuçlardan biri, bu etkinin tedaviden bir yıl sonra da korunması oldu.
TEK SEFERLİK TEDAVİ HEDEFLENİYOR
Çalışmanın başyazarı Cleveland Clinic’ten kardiyolog Dr. Luke Laffin, araştırmanın yanıtlamaya çalıştığı en önemli sorulardan birinin tedavinin kalıcı olup olmadığı olduğunu söyledi.
“Bu gerçekten bir kez yapılıp tamamlanan bir tedavi olabilir mi?” sorusu da her zaman önde geliyordu. Yeni sonuçlar, tedaviden 60 gün sonra gözlenen düşüşlerin bir yıldan uzun süre devam ettiğini gösterdi; en yüksek dozu alan kişilerde etkinin kalıcı ve güvenli göründüğü ifade edildi.
Tedavinin daha büyük klinik çalışmalarda da başarılı olması halinde, özellikle genç yaşta ciddi kolesterol sorunları yaşayan hastalar için önemli bir seçenek olabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, bu yöntemin onlarca yıl boyunca ilaç almak veya belirli aralıklarla enjeksiyon yaptırmak yerine tek seferlik bir çözüm sunma potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekti.
DOĞAL BİR MUTASYONDAN İLHAM ALDILAR
Tedavinin temelinde bazı insanlarda doğal olarak bulunan sıra dışı bir genetik özellik yatıyor.
Araştırmacılar ANGPTL3 adlı genin LDL kolesterol ve trigliserit seviyelerinin düzenlenmesinde önemli rol oynadığını belirledi. ABD’de yaklaşık her 250 kişiden birinde bulunduğu tahmin edilen doğal bir mutasyon, bu genin bir veya iki kopyasını devre dışı bırakıyor. Bu kişiler yaşamları boyunca son derece düşük LDL ve trigliserit seviyelerine sahip olabiliyor ve kalp hastalığı riskleri de önemli ölçüde azalıyor.
Araştırmanın kıdemli yazarı Dr. Steven Nissen, “Bu, kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu, doğal olarak meydana gelen bir mutasyon. Artık CRISPR sayesinde diğer insanların genlerini de bu korumaya sahip olacak şekilde değiştirme imkanımız var.” dedi.
GENİ KARACİĞERDE DEVRE DIŞI BIRAKIYOR
CRISPR-Cas9, genetik materyalin belirli noktalarını hedefleyerek kesebilen ve genlerin çalışma biçimini değiştirebilen bir teknoloji.
Deneysel tedavide tüm vücuttaki hücrelerin değiştirilmesi yerine yalnızca karaciğerdeki ANGPTL3 geni hedefleniyor. Karaciğer, trigliseritlerin sentezlenmesi, kolesterol üretimi ve kandaki fazla kolesterolün temizlenmesinde önemli rol oynuyor. Müdahalenin bu organa odaklanmasının, vücudun diğer bölgelerindeki genlerin istenmeden değiştirilmesi riskini azaltmayı amaçladığı düşünülüyor.
YÜZDE 53 DÜŞTÜ
İlk çalışmada tehlikeli derecede yüksek kolesterolü bulunan ve mevcut ilaç tedavilerine yeterli yanıt vermeyen 15 kişiye farklı dozlarda CRISPR temelli tedavi uygulandı.
En yüksek doz olan kilogram başına 0,8 miligramı alan kişilerde, tedaviden iki ay sonra trigliserit seviyeleri ortalama yüzde 55, LDL kolesterol ise yaklaşık yüzde 50 azaldı. Bir yıllık takip sonunda trigliserit seviyelerindeki düşüş yaklaşık yüzde 48 olarak ölçülürken, LDL kolesteroldeki azalma yaklaşık yüzde 53’e ulaştı.
Uzmanlar, günümüzde kullanılan bazı kolesterol ilaçlarının da benzer, hatta daha güçlü düşüşler sağlayabildiğini belirtiyor. Yeni yöntemi farklı kılan ise tek uygulamayla uzun süreli, hatta gelecekte ömür boyu sürebilecek bir etki yaratma potansiyeli.
YAN ETKİLER YAKINDAN İZLENİYOR
İlk çalışmada görülen yan etkilerin çoğunun hafif olduğu ve genellikle infüzyon bölgesindeki tahrişten oluştuğu bildirildi.
Bir hastada omurga diski fıtığı görülürken, başka bir kişide karaciğer hasarına işaret edebilecek enzim seviyelerinde artış tespit edildi. Ancak bu değerler iki hafta içinde normale döndü. Çalışmaya katılan bir kişi ise tedaviden altı ay sonra hayatını kaybetti; araştırmacılar, ölümün tedaviyle bağlantılı olmadığını ve kişinin ileri kalp-damar hastalıklarına sahip olduğunu belirtti. FDA, olası uzun vadeli yan etkilerin belirlenebilmesi için katılımcıların klinik çalışmalar tamamlandıktan sonra 15 yıl boyunca takip edilmesini önerdi.


