ABD istihbaratının yaptığı değerlendirmeye göre, ABD ve İsrail’in saldırılarıyla tetiklenen savaş sonrası İran’ın Hürmüz Boğazı’na erişiminin “artık istediği gibi açılıp kapatılabileceği” iddia ediliyor.
İstihbarat Kaynaklarının Açıklamaları
İsmi açıklanmayan ve ABD istihbaratı hakkında bilgi sahibi olan kaynaklar, CNN’e konuyla ilgili bilgiler sundu.
Bu kaynaklar, 19 Haziran’da imzalanacak mutabakatın detayları ne olursa olsun, Hürmüz Boğazı’nın “fiili kontrolünün İran’a verildiğini” ifade ederek bunun nükleer silahlardan daha etkili bir silah bulunduğunu belirttiler.
ABD’nin Değerlendirmeleri
İran’ın Hürmüz Boğazını “artık istediği gibi açıp kapatabileceği” yönünde bir istihbarat değerlendirmesi yapıldığını aktaran kaynaklar, ABD/İsrail-İran Savaşı’nın Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejilerini değiştirmesine neden olduğunu öne sürdü.
<pAyrıca, ismi gizli tutulan üst düzey bir ABD yetkilisi, İran'ın Hürmüz Boğazı açık olmadan ABD ile mutabakattaki maddelerden yararlanamayacağını ifade etti.
Muğlaklık İddiası
Amerikan haber kanalı CNN, ABD’li yetkililerin Washington ile Tahran arasında varılan mutabakat metnini ilerleyen müzakereler için kasıtlı olarak “muğlak” şekilde düzenlediğini savundu.
CNN’in ismini vermediği ABD’li yetkililere dayandırdığı habere göre, mutabakat metni öncelikle İran’ın bunu kendi kamuoyuna daha rahat sunabilmesi için “son derece muğlak” bir şekilde hazırlandı.
Bir yetkili, “mutabakatın diline aşırı anlam yüklenmemeli” diyerek, metni “siyasi bir belge” olarak tanımladı. Yetkili, şunları ekledi:
“Belgede esas olarak yaptırımları kaldıracağımızı, nükleer bir anlaşma yapacağımızı ve dondurulmuş fonları serbest bırakacağımızı belirtiyoruz. Ancak yaptırımların ne zaman kaldırılacağı ilerlemeye bağlıdır; fonlar ise mekanizmalar üzerinde anlaşma sağlandıktan sonra serbest bırakılacak.”
Taahhütler ve İlerleme
Mutabakatı inceleyen bir kaynağın CNN’e ilettiğine göre, bu belge, İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokuna ilişkin spesifik taahhütler içermiyor. Başkan Donald Trump ve diğer yetkililerin bu stokların ABD denetiminde imha edileceğini vurgulamalarına rağmen, mutabakatta yalnızca İran’ın “nükleer silah üretmeyeceğini teyit ettiği” ifadesine yer veriliyor.
Bununla birlikte, ABD’li yetkililer, mutabakatta açıkça belirtilmemiş olsa da İran’ın arka kanallar aracılığıyla Trump yönetiminin aradığı tavizleri sunacağını ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) koordinasyonuyla zenginleştirilmiş malzemelerin imhasında ABD’nin de rol alacağını öne sürdü.
Yetkililere göre, mutabakat, İran’ın taahhütlerini yerine getirmesi durumunda elde edeceği mali kolaylıkları daha ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor ve Tahran’ın gelecekte 300 milyar dolarlık bir kalkınma fonundan yararlanabileceğine işaret ediyor.
İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması konusundaki belgenin daha belirsiz olduğunu söyleyen yetkililer, bu varlıkların ileri müzakerelerde kaydedilecek ilerlemeye göre serbest bırakılmasının öngörüldüğünü, ancak herhangi bir takvim belirtmediğini ifade etti.
Mutabakat metni, İran’ın imzalanmasının ardından petrol ve petrokimya ürünlerini satabilmesine ve ABD’nin bu satışlara yönelik yaptırım muafiyetleri tanımasına imkan tanıyor.
Son olarak, İran lideri Mücteba Hamaney’in mutabakatı zımni olarak onayladığını öne süren yetkililer, Cuma günü başlayacak ve 60 gün sürecek müzakerelerin, ABD’ye İran’ın taahhütlerine ne ölçüde bağlı kalacağını ve nükleer alanda ne tür tavizler vermeye hazır olduğunu değerlendirme fırsatı sunacağını belirtti.


