Çanakkale’de 57. Alay’ın başına geçen Bursa Yenişehirli Ali Hayri Paşa ile Filistin’de hayatını kaybeden torunu Bora Gözen’in hikâyesi, aynı ailenin iki farklı kuşakta yaşadığı büyük acıları ve Bursa’da karşı karşıya kaldıkları unutulmuşluğu ortaya koyuyor.
Ali Hayri Paşa’nın Çanakkale’den Bursa’ya uzanan mirası
BURHAN KURTULMUŞ / BURSA SAATİ
57. Alay Komutanı Hüseyin Avni Paşa Çanakkale Cephesi’nde şehit düştükten sonra komutayı devralan, Mustafa Kemal ile cephede omuz omuza savaşan Bursa Yenişehirli Ali Hayri (Arıburun) Paşa’nın yaşamı, Cumhuriyet tarihinin en acı ve fazla bilinmeyen aile bağlarından birine uzanıyor.
Cumhuriyet’in ilanından sonra Atatürk tarafından “Arıburun” soyadı verilen Ali Hayri Paşa, 17 Aralık 1957 tarihinde Bursa Emir Sultan Mezarlığı’na defnedildi. Ancak onun mirası yalnızca askeri başarılarıyla değil, kızı ve torununun trajik yaşamlarıyla da anılıyor.
Atatürk’ün vefatıyla sarsılan Fahriye Hanım
Bursalı köklü bir aileden gelen Fahriye Hanım, babasının görevi nedeniyle Anadolu’nun farklı yerlerinde yaşarken 1922 yılında Siirt’te doğdu. Fahriye Hanım, Ali Hayri Bey’in 10 Kasım 1938 günü Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm haberini aldığında yaşadığı derin üzüntüyü, daha sonra kaleme aldığı şiir kitabında edebi bir dille anlattı.
Kariyerine bir kız yurdunda müdire olarak başlayan ve zamanla şairliğe yönelen Fahriye Hanım’ın hayatında, 1989’da eşini kaybetmesiyle büyük bir kırılma yaşandı. Eşinin ölümünün ardından iki büyük acıyla karşılaşan Fahriye Hanım, uzun süredir yurt dışında yaşadığına inandığı oğlu Bora Gözen’in aslında 1973 yılında Filistin’de şehit düştüğünü öğrendi.
Fikir kulüplerinden Filistin’e uzanan yol
1942 Bursa doğumlu Bora Gözen, İTÜ Maden Fakültesi’nden mezun bir mühendis olmasının yanı sıra ressam ve gazeteciydi. Üniversite döneminde Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıyla birlikte Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) ile DEV-GENÇ içinde aktif olarak yer aldı. Gözen, Türk Solu dergisinde Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de yürüttü.
Gazetecilikteki cesaretiyle tanınan Gözen, giriş ve çıkışların yasak olduğu Sungurlar Kazan Fabrikası’na işçi kılığında girerek haber hazırlamayı başardı.
1970 yılında annesi Fahriye Hanım Londra’ya gittiğinde Türkiye, 12 Mart Muhtırası’na uzanan karanlık dönemin eşiğindeydi. Genel Merkez Yöneticisi olduğu TİİKP davası kapsamında Deniz Gezmişlerle birlikte yargılanan Bora Gözen, cezaevinden çıktıktan sonra Filistin halkının mücadelesine destek olmak üzere yola çıktı.
Nahr el-Bared kampındaki baskın
21 Şubat 1973’te Gözen ve beraberindeki grup Lübnan’daki Nahr el-Bared kampına ulaştı. Bir ihbarın ardından kamp kuşatıldı. İsrail deniz komandolarının düzenlediği baskında Bora Gözen ile 9 arkadaşı süngülenerek öldürüldü. İhbarın ayrıntıları, yıllar sonra Mehmet Eymür tarafından Ergenekon duruşmalarında açıklandı.
Şiirlerde ve bestelerde sürdürülen hatıra
Fahriye Hanım, oğlunun acısını yıllarca içinde taşıdıktan sonra Çanakkale muharebelerinden Bursa sokaklarına ve Bora Gözen’in yaşamına uzanan şiirlerini 1998 yılında kitap haline getirdi.
Bora Gözen ve arkadaşlarının naaşları, yıllar sonra Lübnan’ın Trablus kentindeki Enternasyonal Dayanışma Mezarlığı’nda kod isimleri üzerinden tespit edildi. Sanat dünyasında da katliamın izleri sürdü. 1 Mayıs Marşı’nın bestecisi Sarper Özsan, Gözen ve arkadaşları için “Filistin Üstünden Şahin Uçuran” ile “Dokuz Şehit İçin” adlı iki eser hazırladı. Bu eserler uzun yıllar Aydınlık Korosu tarafından seslendirildi; aynı siyasi gelenek içinde dünyaya gelen çocuklara “Bora Gözen” adı verilmeye devam edildi.
“Dokuz Şehit” eserinin yazarının Doğu Perinçek olduğu öğrenildi. Bursa Saati’nin ulaştığı Perinçek, şiiri cezaevindeyken kendisine ulaşan ölüm haberi üzerine yazdığını söyledi. İlk haberde 9 kişinin şehit olduğunun bildirildiğini, sonrasında bir kişinin daha yaşamını yitirdiğinin öğrenildiğini belirten Perinçek, bu olaydan sonra dünyaya gelen oğluna Mehmet Bora adını verdi.
Bora Gözen’in kızı ise yaşamını bugün de sürdürüyor.
Bursa’daki iki mezarın sessizliği
Bu tarihsel kesişime rağmen Çanakkale kahramanı Ali Hayri Bey’in Bursa Emir Sultan Mezarlığı’ndaki kabri bugün bakımsız durumda. Filistin’de hayatını kaybeden torunu Bora Gözen’in ise doğduğu Bursa’da hâlâ, simgesel de olsa, bir kabri bulunmuyor.