İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Konya’da yaptığı açıklamada fon mağduriyetlerine ilişkin ödemelerin devlet bütçesinden karşılanmayacağını, sürecin Fon Koordinasyon Kurulu tarafından yürütüldüğünü söyledi.
Fon mağdurları için yasal düzenleme hazırlığı
Çiftçi, bazı temaslar için bulunduğu memleketi Konya’da Kontv canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.
Fon soruşturmasıyla ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesini ortaya koyduğunu ve haksız kazanç elde edenlerin önce Türk mahkemelerinde, ardından Mahkeme-i Kübra’da hesap vereceğini açıkça ifade ettiğini belirten Çiftçi, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında bir fon kurulu oluşturulduğunu söyledi.
Fon Koordinasyon Kurulunun çalışmalarını sürdürdüğünü aktaran Çiftçi, “Devletin hazinesinden, bütçeden kesinlikle bu konuyla ilgili herhangi bir para ödenmeyecek.” dedi. Çiftçi, mağduriyet yaşayanların ödemelerinin haksız kazanç sağlayanlardan ve bu kişilerden gelir elde edenlerden alınacak fonla karşılanacağını belirterek şöyle konuştu:
“Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında bir fon kurulu da oluşturuldu. Fon kurulu çalışmalarına devam ediyor. Burada şunu ifade etmek lazım, devletin hazinesinden, bütçeden kesinlikle bu konuyla ilgili herhangi bir para ödenmeyecek.’ Haksız kazanç sağlayanlardan elde edilen paralarla, oradan gelir elde etmiş kişilerden alınmış fonla mağdur olan kişilerin paraları ödenmiş olacak. Fon mağduriyeti dediğimiz hususta fon piyasalarının tamamını ilgilendiren bir alan değil. Yüzde 5’lik sınırlı bir alanla ilgilendiriyor ve önümüzdeki günlerde somut adımlar da atılacak. Bununla ilgili bir yasal düzenleme hazırlığı olduğunu da biliyorum. Devletimiz hiçbir zaman vatandaşını mağdur etmedi. Bundan sonra da etmeyecek.”
Terörsüz Türkiye süreci
Terörsüz Türkiye sürecine de değinen Çiftçi, İçişleri Bakanlığı olarak süreci büyük bir hassasiyet ve titizlikle takip ettiklerini ifade etti.
“Burada bir pazarlık yok. Terör örgütüne karşı verilmiş bir taviz de yok. Burada devletimizin, Cumhurbaşkanımızın iradesi var. Ülkemiz inşallah 50 yıllık terör belasının üstesinden gelmiş olacak. Çünkü bunun için çok şehit verdik. Sürecin en büyük başarısı, iki senedir hamdolsun hiçbir şehit haberi yok. Anneler ağlamıyor, eşler dul kalmıyor, çocuklar yetim kalmıyor.” diyen Çiftçi, değerlendirmesinde bulundu.
Suç örgütleriyle mücadele ve yurt dışı operasyonları
Sokak çeteleri, yeni nesil suç örgütleri ve uyuşturucuyla mücadelede kararlı adımlar atıldığını belirten Çiftçi, bu yapıların tamamen ortadan kaldırılması ve faaliyet alanlarının daraltılması için çalışma yürütüldüğünü kaydetti.
“Eylül sonu itibarıyla, yeni nesil suç örgütlerine yönelik 625 suç örgütüne 1741 operasyon yaptık. 8 bin 170 kişinin tutuklanmasını ve cezaevine gönderilmesini sağladık. Yeni nesil suç örgütleri sadece Türkiye’de faaliyet göstermiyor. Bunlar başları sıkıştığında hemen yurt dışına kaçıyorlar. Geçtiğimiz aylarda Bulgaristan’a bununla ilgili bir ziyaret düzenledim. Daha sonra Gürcistan’a gittim, Gürcistan İçişleri Bakanlığıyla görüştüm. Perşembe günü Yunanistan’daydım. Yurt dışına kaçmakla elimizden kurtulacaklarını sanmasınlar. Dünyanın hangi ülkesine kaçarlarsa kaçsınlar, nereye saklanırsa saklansınlar, hangi deliğe girerlerse girsinler, devletimizin kudret eli onları mutlaka kaçtıkları yerde bulacak, Türkiye’ye getirecek, adalete teslim edecek ve yaptıklarının hesabını Türk yargısı önünde verecekler.” ifadelerini kullandı.
Önümüzdeki dönemde Almanya ve İtalya’ya da ziyaret planladığını anlatan Çiftçi, “Bu yılın ilk 9 ayında, 736 kişinin yurt dışından iadesini sağladık. Hepsini tek tek tek tek yakalayıp Türkiye’ye getireceğiz.” dedi.
Yeni nesil suç örgütlerinin uyuşturucu ticareti, kaçakçılık, düzensiz göçmen, dolandırıcılık ve asayiş suçları gibi çeşitli alanlarda faaliyet gösterdiğini belirten Çiftçi, bu örgütlerin finans kaynaklarından birinin uyuşturucu ticareti olduğunu söyledi. Çiftçi, “Uyuşturucu sadece şu anda Türkiye’nin değil, bütün dünyanın problemi.” diye konuştu.
Çiftçi, bu yıl uyuşturucuyla mücadele kapsamında 42 bin 377 operasyon düzenlendiğini ve 35 bin 819 kişinin tutuklandığını açıkladı. Türkiye’de cezaevlerinde 432 bin kişi bulunduğunu belirten Çiftçi, bu kişilerin yüzde 36’sının uyuşturucu suçundan hüküm giyen veya tutuklananlardan oluştuğunu söyledi.
Operasyonlarda 39 ton uyuşturucu madde, yaklaşık 104 milyon sentetik uyuşturucu ve 20,8 milyon kök Hint keneviri ele geçirildiği bildirildi.
Okul saldırıları sonrası alınan önlemler
Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Manisa ve İstanbul’da okullarda yaşanan saldırıları da değerlendiren Çiftçi, “Bu milletimiz nezdinde de büyük bir infiale sebebiyet verdi. Hepimizin yüreği yandı işin doğrusu. Çünkü millet olarak ilk defa bu tür hadiselerle yüzleşiyoruz. Daha önceden bunu Amerika’da, Batı ülkelerinde duymuştuk ama Türkiye’de hiç bu tür olaylar yaşanmamıştı.” dedi.
Milli Eğitim Bakanlığının yanı sıra Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının da sürece dahil olduğunu anlatan Çiftçi, bütün bakanlıkların katılımıyla geniş kapsamlı bir protokol imzalandığını belirtti.
Çiftçi, amaçlarının olası bir sızıntı halinde okul yönetimi, kolluk ve sağlık teşkilatının hızlı biçimde müdahil olacağı bir sistem kurmak olduğunu ifade ederek alınması gereken tedbirlerin zamanında uygulanacağını söyledi.
Ailelere de sorumluluk düştüğünü vurgulayan Çiftçi, çocukların silahlara erişememesi için silahların kilitli dolapta ya da yüksek ve ulaşamayacakları bir yerde tutulması gerektiğini belirtti. “Silaha sahip çıkmak, çocukları kontrol etmek biraz da ailelerin görevi olsa gerek.” ifadelerini kullandı.
Çocukların okula güven içinde gidip gelmesi için gerekli tedbirleri aldıklarını söyleyen Çiftçi, önceki okul saldırısına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Geçenki okul saldırısına dönecek olursak orada 10. sınıfta okuyan çocuk kendi okul formasının üzerine siyah bir tişört giyiyor. Sebebi de gideceği, saldırıda bulunacağı okulun öğrencileri de siyah forma kullanıyor. Şimdi şöyle düşünelim. Biz buraya bahçe kapısına 2-3 polis versek, orada çocukları okula girişlerini kontrol etseler. 1000 öğrenci var. O çocuğun acaba o okulda mı yoksa başka bir yerden geldiğini bilebilirler mi? 1000 çocuğun içerisinde nasıl tespit edecekler? Burada okula düşen görevler var. Zaten Milli Eğitim Bakanlığımız gerekli tedbirleri alıyor. Ailelerimiz üzerine düşeni yaparsa, belediyelerimiz, diğer sivil toplum kuruluşları, devletin diğer kurumları aynen narkotik suçlarda olduğu gibi üzerine düşenini yaparsa bence sokaklarımız, okullarımız daha güvenli hale gelecek. Çünkü bir çocuktaki değişikliği en önce annesi fark eder. Eve geldiği zaman çocuğun hal ve hareketlerinden yani herhangi bir rahatsızlığı var mı? Hastalığı var mı? Çocuk normal davranışlar sergiliyor mu? Anne bunu bilir. Buna benzer Şefkat Kalkanı diye bir projemiz var. İnşallah önümüzdeki günlerde bu projemizi de yürürlüğe koyacağız.”