ABD ile İsrail’in İran’a yönelik harekâtıyla başlayan çatışma altı ayını tamamladı. Tahran teslim olmadı, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz sürüyor ve savaşın nasıl sonlanacağına dair net bir yol haritası ortaya konmadı.
Altı ayın sonunda savaşın ABD, İran ve dünya üzerindeki başlıca sonuçları ise şimdiden belirginleşmiş durumda.
1. TRUMP SİYASİ BEDEL ÖDÜYOR
Savaş kamuoyunun başlangıçtan itibaren güçlü destek bulmadığı görülüyor. Reuters/Ipsos anketleri, çatışmanın başından bu yana Trump’ın onay oranının 40’tan 33’e gerilediğini gösteriyor. Destek verenlerin oranı ise yaklaşık 31 düzeyinde. Özellikle benzine gelen zamlar, yaşam maliyetlerini düşürme vaadini yapan Trump’a baskıyı artırdı. İç politikada da bölünmeleri derinleştiren bu süreç, izolasyonist kanadın savaşı hızla sonlandırmasını isterken, bazı Cumhuriyetçiler Tahran üzerindeki askeri baskının sürmesini savunuyor.
2. KÜRESEL EKONOMİ SARSILDI
Dünya enerji akışının yaklaşık beşte birini kapsayan Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalar, çatışmanın başlatılmasıyla petrol fiyatlarını hızlandırdı ve küresel büyüme için endişeleri artırdı. Ancak darbe öngörüldüğü kadar şiddetli olmadı. IMF, savaşın başlamasından bu yana küresel büyüme tahminini iki kez düşürdü. Ocak’ta yüzde 3,3 olarak öngörülen bu yılki büyümenin artık yüzde 3 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Uzmanlara göre büyük ekonomilerin 1970’lere kıyasla enerjiye daha az bağımlı olması ve yapay zeka yatırımları dahil güçlü harcamaların sürmesi enerji krizinin etkisini sınırladı.
3. İRAN AĞIR YARA ALDI AMA YENİLMEDİ
İran’ın askeri kapasitesi ve ekonomisi savaşta ciddi zarar gördü. Ancak Tahran hâlâ füze ve insansız hava araçları saldırıları düzenleyebiliyor ve Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısını sürdürebiliyor. ABD’nin Ortadoğu’daki en üst düzey komutanı Amiral Brad Cooper, mayıs ayında 161 İran donanma unsurunun imha edildiğini ve ülkenin hava savunma sistemlerinin yüzde 82’sinin devre dışı bırakıldığını açıklamıştı. Buna rağmen İran’ın geniş füze cephaneliğinin önemli bir bölümünün ayakta olduğu değerlendiriliyor. Savaşın ekonomik sonuçları da ağır; İran’da yıllık gıda enflasyonu temmuz ayında yüzde 128’e ulaştı. Binlerce kişinin hayatını kaybettiği savaşın, ülke içinde siyasi ayrılıkları geri plana ittiği ve muhaliflere yönelik baskının sertleşmesine yol açtığı belirtiliyor.
4. ORTADOĞU’DA İSTİKRARSIZLIK DERİNLEŞTİ
Savaşın hedeflerinden olan İran’ın bölgesel tehdit kapasitesini azaltmayı amaçlayan hesaplar, altı ayın sonunda Ortadoğu’yu daha istikrarsız bir alan haline getirdi. İran’ın füze ve İHA saldırıları, ABD’nin müttefik Körfez ülkelerindeki askeri ve diplomatik tesislerini hedef aldı; bu saldırılar bölgedeki hava ulaşımlarını da bozdu. Hürmüz’deki gemi saldırıları ve Kızıldeniz’deki Husi operasyonları ise sigorta ve taşımacılık maliyetlerini artırarak bölgesel tedarik zincirlerinde baskıyı büyüttü.
5. İRAN’IN NÜKLEER PROGRAMI YAVAŞLADI
ABD ve İsrail’in saldırılarının en belirgin sonuçlarından biri İran’ın nükleer programında görüldü. İran’ın bilinen üç uranyum zenginleştirme tesisi ve silah geliştirmeyle bağlantılı olduğundan şüphe edilen bazı hedefler ağır hasar aldı; İsrail saldırılarında önde gelen İranlı nükleer bilim insanları da öldürüldü. ABD istihbaratının mayıs ayı değerlendirmesine göre İran’ın nükleer silah için yeterli bölünebilir madde üretme süresi, savaş öncesindeki altı aya kadar olan tahminden bir yıla kadar çıktı. Ancak programın gerçek durumu belirsizliğini koruyor. BM denetçileri İran’ın nükleer tesislerine dönemedi ve yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kilogram uranyumun nerede olduğu doğrulanabilmiş değil.
6. ABD ORDUSUNUN STOKLARI ERİDİ
Altı aylık çatışma ABD’nin askeri kaynakları üzerinde de ciddi baskı oluşturdu. Mayıs ayında yayımlanan Kongre Araştırma Servisi raporuna göre çatışmalarda 42 Amerikan askeri hava aracı kaybedildi. En büyük endişelerden biri mühimmat stokları; Temmuz’a kadar Patriot önleyici füzelerinin yaklaşık yüzde 65’i kullanılırken THAAD için stoklar en az yüzde 38 azaldı. Washington ayrıca Avrupa ve Asya-Pasifik’teki savaş uçakları, savaş gemileri ve diğer unsurların bir bölümünü Ortadoğu’ya kaydırdı. Uçak gemilerinin görev sürelerinin uzaması ve mühimmat stoklarının hızla azalması, savaşın devamı halinde ABD’nin dünyanın diğer bölgelerindeki olası krizlere müdahale kapasitesi konusunda soru işaretlerini artırıyor.


