ABD, İran ile ticari bağları bulunan ülkeleri hedefleyen yeni yaptırımların uygulanacağını bildirdi; bu arada Tahran, Hürmüz Boğazı’ndan petrol ihracatını tamamen durduracağını açıkladı.
ABD yaptırımları ve İran yanıtı
Hazine Bakanı Scott Bessent, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana ağır yaptırımlara maruz kalan İran’a yönelik sert tedbirleri, TSİ 20.00’de yapılacak basın toplantısıyla kamuoyuna duyuracağını söyledi.
Bessent, Financial Times gazetesine yazdığı makalede süreci “Şafak vakti bir ekonomik D-Day, bir hasma karşı bugüne kadar hazırlanan en büyük finansal taarruz başlıyor” sözleriyle tanımladı.
Yaptırımların kapsamına ilişkin ayrıntı vermeyen Bessent, İran’ın ekonomisi ve finansal sistemiyle bağlarını sürdürerek Tahran’a taviz veren ülkeleri doğrudan hedef alacaklarını belirterek, “Bu ilişkileri sürdürenlerin doğacak sonuçları iyi hesaplaması gerekir” uyarısında bulundu.
Bessent, petrol ithalatının yarısını Körfez bölgesinden karşılayan Çin’e ABD yaptırımlarında işbirliği yapma çağrısı yaptığını ifade etti.
Çin Dışişleri Bakanlığı ve Çin’in Washington Büyükelçiliği ise yaptırım ve baskı taktiklerinin sorunları çözmeye yaramadığını vurgulayarak Pekin’in kendi ulusal çıkarlarını korumak için gereken her adımı atacağını bildirdi.
Tahran’dan misilleme
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada sert bir ekonomik misillemeye hazırlandıklarını kaydetti.
Rızai, “Ekonomik savaş devam ederse Hürmüz Boğazı’ndan veya Basra Körfezi’nin herhangi bir yerinden tek bir damla petrol dahi ihraç edilmeyecek. İran, herhangi bir ülkenin ABD’nin İran halkına yönelik ekonomik savaşına katılmasını ya da buna destek vermesini doğrudan savaş ilanı sayacaktır” ifadelerini kullandı.
Tahran yönetimi ayrıca bölgedeki ticari gemilere yeni bir uyarı ileterek, İran makamlarının izni olmaksızın Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapılmaması gerektiğini duyurdu.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de düzenlediği basın toplantısında, olası bir askeri saldırıya destek veren ülkelerin doğrudan hedef alınacağını söyledi. Bekayi, Avrupa ülkelerinin İran’a yönelik bir saldırıda yer alması durumunda bu topraklardaki ABD askeri üslerini vuracaklarını açıkladı.
İran’ın meşru müdafaa hakkını kullandığını ve savaşı başlatan taraf olmadığını dile getiren Bekayi, çatışmanın saldırganın dayattığı şartlarla sonlanmasını asla kabul etmeyeceklerini söyledi. Diplomatik yolları sonuna kadar denediklerini ancak Washington’ın taahhütlerine uymadığını savunan Bekayi, daha önce varılan mutabakat zaptının üç hafta bile yürürlükte kalamadığını ve ABD’nin bütün maddeleri ihlal ettiğini belirtti.
Mekke Anlaşması konusunda kendilerine resmi bir katılım daveti gelmediğini, yalnızca bazı önerilerin iletildiğini aktaran Bekayi, boğazdan günlük milyonlarca varil petrol geçtiği yönündeki iddiaları psikolojik harp olarak nitelendirdi.
Diplomasi arayışları sürerken Kızıldeniz’de yeni bir saldırı meydana geldi. UKMTO, Suudi Arabistan’ın Yenbu Limanı açıklarında seyreden bir petrol tankerine tanımlanamayan bir füzenin isabet ettiğini ve ana güvertede yangın çıktığını bildirdi.
İran destekli Husiler, geçen ay Hürmüz Boğazı’ndan kaçınmak amacıyla petrol ihracat rotasını Kızıldeniz’e kaydıran Suudi Arabistan’ın sevkiyatlarını engelleme tehdidinde bulunmuştu.
Altı aylık savaşın bilançosu
ABD ve İsrail’in 28 Şubat tarihinde başlattığı operasyonlardan bu yana altı ay süren çatışmalarda, başta İran ve Lübnan olmak üzere binlerce kişi hayatını kaybetti.
Savaşın gölgesinde, İran’ın konvansiyonel kapasitesinin önemli bir bölümü zarar gördü; nükleer programının durumu belirsizliğini koruyor.
Petrol fiyatları, yatırımcıların ABD’nin yaptırım duyurusunu beklerken pazartesi günü varil başına 1 dolardan fazla düşüş kaydetti.
Savaşın ekonomik maliyetiyle birlikte enflasyon yükü, değer kaybeden para birimleri ve enerji kesintileri, mevcut yaptırımların yarattığı yapısal zayıflıkları derinleştiriyor.


