Rus araştırmacılarının yeni çalışması, yaşlanmayı tamamen durdurma koşulu altında bile insanların ömründe teorik bir üst sınır olabileceğini gösteriyor.
EN BÜYÜK ENGEL DNA’DA BİRİKEN MUTASYONLAR
Araştırmaya göre, yaşlanmanın temel nedenlerinden biri olarak hücreler bölündükçe DNA’da meydana gelen ve “somatik mutasyon” adı verilen rastgele genetik değişiklikleri öne çıkıyor. İnsan vücudu bu hataların çoğunu onarabilse de, biriken mutasyonlar zamanla hücrelerin normal işleyişini bozuyor. Bilim insanları, bu sürecin dokuların aşınmasına, organların işlev kaybına ve sonunda ölüme yol açtığını belirtiyor.
ÖLÜMSÜZLÜK DİYE BİR ŞEY MÜMKÜN DEĞİL
Çalışmanın başyazarı Dmitrii Kriukov, araştırma kapsamında yalnızca “somatik mutasyonların” etkisini temel alan bir yaşlanma modeli geliştirdiklerini söyledi. Modele göre kanser dahil yaşlanmaya bağlı diğer hastalıklar tedavi edilebilse bile DNA’daki bu mutasyonlar zamanla kritik seviyeye ulaşıyor ve yaşam süresini sınırlıyor. Araştırmacılar, mevcut bilgiler ışığında biyolojik anlamda ölümsüzlüğün mümkün görünmediğini ifade ediyor.
BAZI ORGANLAR DAHA HIZLI YAŞLANIYOR
Araştırma, vücuttaki tüm dokuların aynı hızda yaşlanmadığını ortaya koydu. Deri ve karaciğer gibi sürekli yenilenen organlarda mutasyonların etkisi daha kolay telafi edilebiliyor. Buna karşılık kalp ve beyin hücreleri büyük ölçüde kendini yenileyemediğinden, bu organlarda zamanla biriken mutasyonlar daha ciddi sorunlara yol açabiliyor.
YAŞLANMAYI TERSİNE ÇEVİRME ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
Son yıllarda yaşlanmayı yavaşlatmaya veya tersine çevirmeye yönelik çalışmalar hız kazanırken, ABD merkezli Life Biosciences şirketi bu yıl hasarlı göz hücrelerini biyolojik olarak gençleştirmeyi amaçlayan ilk insan klinik denemesi için onay aldı. Öte yandan teknoloji girişimcisi Bryan Johnson da yılda yaklaşık 2 milyon dolar harcayarak yürüttüğü yaşlanma karşıtı programla sık sık gündeme geliyor ve gelecekte insanların ölümü tamamen yenebileceğini savunuyor. Ancak yeni araştırma, tıp alanında kaydedilen büyük ilerlemelere rağmen DNA’daki biriken mutasyonların insan ömrü için kırılması güç bir biyolojik sınır oluşturmaya devam edeceğini gösteriyor.