Çalıştığı şirkete içeriğinde “manen yıprandım, yoruldum” ifadeleri olan bir e-posta gönderen grup başkanı, işverenin bunu istifa olarak değerlendirmesi sonucu istifa etmiş sayıldı; Yargıtay kararına göre kıdem ve ihbar tazminatı talepleri reddedildi.
İşçinin iddiası ve ilk dava
Yaklaşık 3 yıldır grup başkanı olarak görev yapan işçi, şirket sahibine gönderdiği e-postada son bir yılda bilerek olumsuz davranışlara maruz kaldığını ve rızası alınmadan priminin düşürüldüğünü vurguladı. İşveren ise bu e-postayı istifa şeklinde yorumladı ve aynı gün gönderdiği yanıtla istifayı kabul etti.
İşçi, bunun üzerine İş Mahkemesi’ne başvurarak sözleşmenin işveren tarafından sona erdirildiğini ileri sürdü. Manevi olarak yıprandığını bildirmek amacıyla elektronik posta gönderdiğini belirten işçi; kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra yıllık izin, ücret, prim, fazla mesai, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ödenmesini talep etti.
İş Mahkemesi kararı
Davalı işveren, e-postanın istifa anlamına geldiğini ve kendilerinin de aynı gün istifayı kabul ettiğini savunarak davanın reddini istedi. Mahkeme ise işçinin son bir yıl içinde baskı altında çalıştığını, priminde yapılan düşüşün çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik teşkil ettiğini değerlendirdi.
Şirketin daralma nedeniyle ücret indirimi yaptığı ve ödül niteliğindeki bonusları durdurduğu savunmasına da değinen mahkeme, e-postadaki istifa iradesinin açık ve net olmadığı kanaatine vardı. Ayrıca işçinin daha sonra gönderdiği ihtarnamenin de istifa etmek istemediğini göstermesi nedeniyle işverenin, iş sözleşmesini kıdem tazminatına hak kazanılmayacak şekilde sona erdirdiğini ispatlayamadığı sonucuna ulaşıldı. Bu gerekçeyle işçi kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandı.
Bölge mahkemesi ve temyiz
Karar istinafa taşındı; Bölge Adliye Mahkemesi başvuruyu esastan reddetti. İşverenin temyiz başvurusunun ardından dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin önüne geldi.
Yargıtay’ın değerlendirmesi
Yargıtay, istifa beyanlarının baskı veya benzeri etkenlerle geçersiz kılınabileceğini, işverenin tazminatları hemen ödeyeceği vaatleriyle istifa talebi alması halinde gerçek bir istifa iradesinden söz edilemeyeceğini hatırlattı. Ancak somut olayda delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti; e-postanın içeriği, e-postaya verilen cevap, tanık beyanları ve dosyanın tamamı birlikte ele alındı.
“İŞ SÖZLEŞMESİ İŞÇİ TARAFINDAN FESHEDİLDİ”
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosya kapsamındaki delillerin iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiğini gösterdiğine hükmetti. Kararda, “İş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiği anlaşılmakla mahkemece hatalı hukuki değerlendirme yapılarak iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği sonucuna varılması isabetsizdir” denildi.
Yargıtay, işçinin sözleşmeyi haklı nedenle kendisinin sona erdirdiğini ileri sürmediğine dikkat çekti ve bu durumda iş sözleşmesinin istifa ile sona erdiğinin kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. Bu gerekçe ile işçinin kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verildi ve İş Mahkemesi kararı bozuldu.
Böylece uzun süren dava sürecinde, patronuna sitem içeren e-posta gönderen yönetici resmen istifa etmiş sayıldı.
Kaynak: İHA