Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen uluslararası konferansta, Türkiye’nin gelişim geriliği riski veya engeli bulunan çocuklar için uygulamaya koyduğu Aile Temelli Ulusal Erken Müdahale Sistemi tanıtıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından geliştirilen bu model, disiplinlerarası yapısı ve aile odaklı yaklaşımı sayesinde katılımcı ülkelerin dikkatini çekmeyi başardı.
Erken Müdahale Sistemi ve Pilot Uygulama
Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde, Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin Taraf Devletler Konferansı (COSP19) çerçevesinde “İlk Yıllar, Hayat Boyu Etki: Engelli Çocuklar için Aile Temelli Erken Müdahalenin Dönüştürücü Gücü” başlıklı bir yan etkinlik düzenlendi. Çok sayıda ülkenin temsilcileri, uzmanlar, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşların katılımıyla gerçekleştirilen bu etkinlikte Türkiye, gelişimsel riski ya da engeli bulunan çocuklara yönelik başlatılan Aile Temelli Ulusal Erken Müdahale Sistemini tanıttı. Etkinlikte, erken çocukluk döneminde sunulan destek hizmetlerinin çocukların yaşam boyu gelişimindeki önemi ele alındı.
Türkiye’nin 6 İlindeki Pilot Uygulama Hakkında Bilgiler
Etkinlikte, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın talimatları doğrultusunda 2025 yılında hayata geçirilmesi planlanan Aile Temelli Ulusal Erken Müdahale Sistemi’nin ilk yılına dair bilgiler paylaşıldı. Sistem, gelişim desteğine ihtiyaç duyan çocukların en erken dönemde tespit edilmesi ve bu ihtiyaçlara yönelik kapsamlı, sistematik çözümler sunulması amacıyla oluşturulmuştur. Pilot uygulama çerçevesinde Türkiye’nin 6 ilinde kurulan Erken Çocukluk Gelişimi Birimleri, ücretsiz hizmet sunmakta ve çocukların gelişim süreçleri uzman ekipler tarafından dikkatle izlenmektedir.
Erken Müdahale Yatırım Olarak Değerlendiriliyor
Etkinlikte konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Taha Kürşad Sezen, erken müdahalenin sadece bir hizmet modeli olmadığını, aynı zamanda çocukların geleceğine yönelik stratejik bir yatırım olduğunu ifade etti. Sezen, “Erken müdahale, çocukların potansiyeline yapılan bir yatırım, aileleri güçlendirmenin bir yolu ve daha kapsayıcı toplumlar inşa etmeye yönelik önemli bir katkıdır” dedi.
Ücretsiz Hizmetler İçin Çok Disiplinli Ekipler
Sistemin Strateji ve Bütçe Başkanlığı koordinesinde, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle, UNICEF’in teknik desteğiyle yürütüldüğünü belirten Sezen, çocuk gelişim uzmanları, dil ve konuşma terapistleri, psikologlar, hemşireler ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan ekiplerin aynı çatı altında hizmet sunduğunu dile getirdi. Ailelerin sürecin merkezinde yer aldığını vurgulayan Sezen, 0-8 yaş arasındaki çocukların aileleriyle birlikte doğrudan Erken Çocukluk Gelişimi Birimlerine başvurabileceğini ve her bir çocuk için bireyselleştirilmiş takip ve destek planlarının hazırlandığını aktardı. Çocukların gelişim süreçlerinin düzenli olarak izlendiğini ve ihtiyaç duyulması halinde ailelerin sağlık, eğitim ve sosyal hizmet mekanizmalarına yönlendirildiğini kaydetti.
231 Çocuk Aktif Destek Alıyor
Sistemin ilk yılında elde edilen sonuçlar hakkında bilgi veren Sezen, şu anda 231 çocuğun düzenli olarak destek aldığını aktararak uzun vadeli hedeflerinin bu modeli Türkiye geneline yaymak olduğunu belirtti. Sezen, “Uzun vadeli amacımız bu modeli ülke genelinde yaygınlaştırmak ve desteğe ihtiyaç duyan her çocuğa ve her aileye ulaşmaktır” ifadelerini kullandı. Konuşmasının sonunda UNICEF’e ve etkinliğe katkıda bulunan tüm katılımcılara teşekkür eden Sezen, dinleyicileri Türkiye’nin Aile Temelli Ulusal Erken Müdahale Sistemi’ni tanıtan kısa filmi izlemeye davet etti.
Paylaşılan Deneyimler
Türkiye’nin erken müdahale sistemini tanıtan kısa filmin gösteriminin ardından gerçekleştirilen panel oturumunda Moldova, Portekiz, İspanya ve Türkmenistan’dan üst düzey temsilciler, kendi ülkelerindeki uygulamaları ve deneyimlerini aktardı. Etkinlikte, engelli çocukların erken dönemlerde desteklenmesine yönelik iyi uygulama örnekleri üzerinde durularak, uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi ve deneyim paylaşımının artırılması konusunda fikir alışverişinde bulunuldu.


