Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2026 yılı ikinci çeyrek Yapı İzin İstatistikleri, inşaat sektöründe eş zamanlı iki eğilimi ortaya koydu. Geçen yılın aynı dönemine göre yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 2, daire sayısı yüzde 9,5 ve toplam yüzölçümü yüzde 7,4 gerilerken, yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 13,7, daire sayısı yüzde 10,7 ve toplam yüzölçümü yüzde 5,8 arttı. İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir, bu verilerin mevcut projelerin tamamlandığını fakat yeni proje üretiminde belirgin bir azalma olduğunu gösterdiğini söyledi.
“BUGÜNÜN RUHSATLARI YARININ ÜRETİMİNİ BELİRLİYOR”
Şeref Demir, yapı kullanma izinlerindeki artışın daha önce başlayan projelerin bitme aşamasına geldiğinin işareti olduğunu belirtti. Yeni ruhsatlardaki düşüşün ise sektörün orta ve uzun vadeli kapasitesine dair daha kritik bir gösterge olduğuna dikkat çekti ve şu ifadeyi kullandı: “Bugünün iskan verileri geçmişte alınmış kararların sonucuyken, bugünün inşaat ruhsatları yarının üretim kapasitesini belirliyor. Bu nedenle ruhsatlardaki gerilemeyi özellikle dikkatle okumamız gerekiyor”.
Demir, yeni projelerde sadece konut talebinin belirleyici olmadığına; maliyet, finansman ve arsa fiyatlarının yatırım kararlarında öne çıktığına vurgu yaptı. Bu koşullar altında yatırımcıların daha temkinli davrandığını söyledi.
TÜİK’in haziran verilerine göre inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 28,66, bina inşaatı maliyet endeksi yüzde 28,54 arttı. İşçilik maliyetlerindeki yıllık yükseliş ise yüzde 30,25 olarak gerçekleşti. Demir, yüksek maliyetlerin ve finansmana erişimdeki güçlüklerin yeni projelerin önündeki başlıca engeller olduğunu ifade etti.
BURSA İÇİN KENTSEL DÖNÜŞÜM UYARISI
Demir, yapı ruhsatlarındaki gerilemenin özellikle nüfusu artan ve deprem riski nedeniyle kapsamlı dönüşüme ihtiyaç duyan kentler için ayrı bir önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin sadece yeni konuta değil, mevcut yapı stokunun yenilenmesine de ihtiyaç duyduğunu belirterek, yeni üretimdeki yavaşlamanın kentsel dönüşüm çalışmalarını da olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.
Bu çerçevede Demir, gerekli finansman modelleri ve politika araçlarının önemine işaret ederek şunları ifade etti: “Özellikle deprem riski taşıyan yapıların dönüşümünü hızlandıracak finansman modellerine, uygun maliyetli konut üretimini destekleyecek mekanizmalara ve arsa arzını artıracak politikalara ihtiyaç var”.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre ikinci çeyrekte yapı ruhsatı verilen toplam yüzölçüm bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,1 azalırken, yapı kullanma izin belgesi verilen toplam yüzölçüm yüzde 2,8 arttı. Yapı kullanma izinlerindeki artış tek başına sektörde yeni bir üretim ivmesi anlamına gelmemeli; asıl gösterge yeni ruhsatlardaki eğilimdir, diye ekledi Demir.
“SEKTÖRÜN ÖNÜNÜ AÇACAK POLİTİKALARA İHTİYAÇ VAR”
İnşaatın istihdam ve ekonomik büyüme üzerinde doğrudan etkisi olduğuna dikkat çeken Demir, üretimin sürdürülebilir hale gelmesi için daha öngörülebilir bir yatırım ortamının şart olduğunu belirtti. Finansman maliyetlerinin düşürülmesi, arsa arzının artırılması, ruhsat ve proje süreçlerinin hızlandırılması, kentsel dönüşüm finansmanının güçlendirilmesi ve konut alıcılarının finansmana erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini söyledi.
Demir, kamu, yerel yönetimler, finans sektörü ve özel sektörün birlikte hareket etmesinin önemini vurguladı. Mevcut projelerin tamamlanmasında hareketlilik gördüklerini ancak yeni ruhsatlardaki ivme kaybının devam etmesi halinde bunun konut arzı, fiyatlar ve kentsel dönüşüm üzerinde ilerleyen dönemde etkili olacağı uyarısını yineledi.


