İngiltere’nin Oxford yakınlarındaki Piddington köyünde, eski bir askeri tesise bin 250’den fazla sığınmacının yerleştirilmesi planına tepki olarak sembolik bağımsızlık referandumu düzenlendi. Kullanılan 312 oyun 285’i Birleşik Krallık’tan ayrılma yönünde çıktı.
Piddington’da sembolik bağımsızlık kararı
Yaklaşık 350 kişinin yaşadığı Piddington, Oxford’a yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Köy sakinleri, Birleşik Krallık’tan ayrılma amacı taşıyan ve hukuki bağlayıcılığı olmayan bir oylamayla hükümetin sığınmacı politikasını protesto etti.
Oy pusulalarında, “Piddington’ın Birleşik Krallık’tan ayrılma ve kendi kaderini tayin etme arayışını destekliyorum” ifadesi yer aldı.
Köy meclisi başkanı Tim McNally, sonuçların ardından yerleşimin bundan böyle “Piddington Prensliği” olarak anılacağını açıkladı. Ancak referandumun ve ilan edilen “prensliğin” İngiliz hukukunda herhangi bir geçerliliği bulunmuyor.
Köy nüfusunun birkaç katı sığınmacı planı
Tartışmanın odağında, Piddington yakınlarında kullanılmayan eski bir askeri tesis yer alıyor. İngiliz hükümeti, tesiste bin 250’den fazla yetişkin erkek sığınmacının barındırılmasını planlıyor. Merkezin en az 10 yıl süreyle kullanılması öngörülüyor.
McNally, köylülerin itirazının temelinde sayıların orantısızlığı bulunduğunu belirtti. “Bizim için mesele orantı. Yaklaşık 350 kişinin yaşadığı küçük bir köy, bin 250 erkekle nasıl uyum sağlayacak?” diyen McNally, hükümetin planı aceleyle uygulamaya çalıştığını savundu.
Referandum fikri filmden esinlendi
Piddington’daki oylama fikri, 1949 yapımı İngiliz komedi filmi “Passport to Pimlico”dan alındı. Filmde Londra’daki küçük bir topluluk, tarihi belgeler bulduktan sonra yaşadıkları bölgenin İngiltere’ye ait olmadığını keşfediyor ve bağımsızlık ilan ediyor.
Piddington sakinleri de benzer bir mizahi protestoyla köylerini sembolik olarak Birleşik Krallık’tan ayırma kararı aldı.
76 yaşındaki köy sakini Herbert Owen, “Birleşik Krallık’tan ayrılmak için oy verdim.” diyerek hükümetin küçük köylerini dikkate almadığını düşündüğünü söyledi.
Köylüler güvenlik ve kapasite konusunda kaygılı
Köy sakinlerinden Ian Darby, Piddington’ın imkanlarının sınırlı olduğunu ifade etti. Darby, “Bir köy salonumuz, 12’nci yüzyıldan kalma bir kilisemiz ve bir oyun alanımız var. Hepsi bu.” sözleriyle sığınmacıların bölgede zamanlarını nasıl geçireceğinin belirsiz olduğunu dile getirdi.
Hayatı boyunca köyde yaşadığını belirten 17 yaşındaki Dita Jackson ise planın uygulanması halinde kendisini eskisi kadar güvende hissetmeyebileceğini söyledi.
Hükümet merkez planını sürdürecek
Başbakan Andy Burnham, köylülerin endişelerini ve referandumun verdiği mesajı değerlendireceklerini bildirdi. Bununla birlikte Burnham, sığınmacıların otellerde barındırılmasına son verme politikasını savunarak bu tür merkezlerin ülkenin farklı bölgelerine dağıtılmasının adil olduğunu söyledi.
Kültür Bakanı Lisa Nandy de eski askeri üslerin otel ya da kiralık konutlara kıyasla daha uygun olduğunu savundu ve Piddington yakınlarındaki merkezin kurulacağını açıkladı.
Hükümet, tesiste kalacak sığınmacıların, çalışanların ve yerel halkın güvenliğinin en önemli önceliklerden biri olacağını duyurdu.