Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye’nin Suudi Arabistan’a sağlayabileceği askerî kuvvet ve yeteneklere ilişkin sürecin Anayasa ile ilgili mevzuat çerçevesinde yürütüleceğini bildirdi.
Mekke Savunma İttifakı toplantısı Riyad’da yapıldı
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık bilgilendirme toplantısında gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakanlık kaynakları, Mekke Savunma İttifakı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin 5 Ekim’de Riyad’da toplandığını belirtti.
Toplantıda bölgesel gelişmeler ile kolektif savunma tedbirlerinin değerlendirildiği, Sekretaryanın başlangıç yapılanmasının belirlendiği, savunma sanayi iş birliğinin geliştirilmesine yönelik çerçevenin ele alındığı ve İttifakın kurumsallaşması konusunda önemli ilerleme kaydedildiği aktarıldı.
Diğer siyasi, idari, askerî ve savunma sanayi mekanizmalarına yönelik çalışmaların tarafların mutabakatı ve ilgili ulusal süreçler doğrultusunda sürdürülmesi kararlaştırıldı. MSB kaynakları, “Üzerinde mutabık kalınan askerî kuvvet ve yeteneklerin Suudi Arabistan’a sağlanması ve konuşlandırılması için gerekli tedbirler görüşülmüştür.” açıklamasını yaptı.
Asker gönderme süreci Anayasa’ya göre yürütülecek
Türk askerlerinin Riyad’a gönderilip gönderilmeyeceği gündemdeyken Bakanlık bu konuya da açıklık getirdi. MSB tarafından, “Ülkemiz tarafından sağlanabilecek askerî kuvvet ve yeteneklere ilişkin süreç, Anayasamız ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda yürütülecektir.” denildi.
İttifak kapsamında bir karargâh oluşturulmasının yanı sıra ortak eğitim, askerî danışmanlık ve tatbikat planlamalarının yapılacağı belirtildi. Hâlihazırda Suudi Arabistan’da bulunan ve Türk askerleri tarafından çalıştırılan hava savunma sistemleriyle hava savunmasına katkının ihtiyaç hâlinde devam edeceği ifade edildi.
Türkiye-Fransa savunma iş birliği için yol haritası
MSB kaynakları, Türkiye ile Fransa arasında savunma ve güvenlik ilişkilerini karşılıklı çıkarlar temelinde geliştirmek ve mevcut iş birliğini daha kurumsal bir yapıya taşımak amacıyla imzalanan Yol Haritası hakkında da bilgi verdi.
Yol Haritası kapsamında savunma ve güvenlik alanlarında düzenli istişare yapılması, hibrit tehditlerle mücadele, istihbarat paylaşımı, hava savunmasında daha yakın iş birliği ve sistemlerin birlikte çalışabilirliğinin geliştirilmesi öngörülüyor. Üçüncü ülkelerde bölgesel istikrara katkı sunacak eğitim ve kapasite geliştirme faaliyetlerinin de koordineli biçimde yürütülmesi planlanıyor.
Askerî alanda ortak eğitim faaliyetlerinin artırılması, harp akademileri arasında karşılıklı personel değişim programlarının geliştirilmesi, liman ziyaretleri düzenlenmesi ve kara, deniz ve hava unsurlarının katılımıyla müşterek eğitim ile tatbikatlar yapılması hedefleniyor.
İki ülkenin savunma sanayisi kuruluşları arasında ortak proje ve iş fırsatlarının geliştirilmesi, bilgi ve teknoloji paylaşımının teşvik edilmesi ve temasların artırılması da amaçlar arasında yer alıyor.
Yol Haritası ile savunma makamları arasındaki görüşmelerin düzenli hâle getirilmesi ve iş birliğinin kurumsallaştırılması hedefleniyor. Bu doğrultuda toplantıların dönüşümlü olarak Paris ve Ankara’da yapılması, ilk toplantının tarafların mutabakatıyla 2026 yılının son çeyreğinde gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Bu düzenlemenin Türkiye ile Fransa arasındaki savunma ve güvenlik ilişkilerini daha kurumsal bir zemine taşıyacağı, karşılıklı güveni güçlendireceği ve bölgesel barış ile istikrara katkı sağlayacağı değerlendiriliyor.
MSB’den İsrail’in Suriye’deki faaliyetlerine tepki
Açıklamada, İsrail’in Suriye’nin güneyindeki yerleşimlerde ev baskınları ve gözaltıların yanı sıra kara sınırı ihlalleri gerçekleştirdiği, hava ve topçu atışlarıyla gerilimi artıran saldırgan tutumunu sürdürdüğü belirtildi.
MSB, “Sözde Sufa-53 Hattı Projesi” kapsamında hendek kazma ve yol genişletme çalışmalarına yeniden başlanmasının, “1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması”nın açık ihlali olduğunu ve İsrail’in yayılmacı politikalarını sürdürdüğünü gösterdiğini bildirdi.
Bakanlık, İsrail’in bölgede barış ve istikrarın tesisini engelleyen politikaları ve eylemleri karşısında uluslararası toplumu bir kez daha somut ve kararlı adımlar atmaya çağırdı.