Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, malvarlığına ilişkin açıklamaları nedeniyle Özgür Özel’e açtığı davada karar çıktı. Mahkeme, Özel’in 750 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetti.
Gürlek’in davası kısmen kabul edildi
İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasında heyet, Akın Gürlek’in açtığı manevi tazminat davasını kısmen kabul etti. Özgür Özel’in Gürlek’e yönelik açtığı 1 milyon 100 bin liralık karşı dava ise reddedildi.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı olduğu dönemde Adalet Bakanı Akın Gürlek’e ait olduğunu öne sürdüğü 16 taşınmaza ilişkin tapu ID numaralarını kamuoyuyla paylaşmıştı. Özel, bu numaraların resmi kayıtlar üzerinden sorgulanabileceğini belirterek iddialarının araştırılmasını istemişti.
Gürlek, Özel’in 17 ve 24 Mart’ta yaptığı açıklamaların kişilik haklarını ihlal ettiğini savunarak 1 milyon lira manevi tazminat talebiyle dava açmıştı. Dilekçesinde, malvarlığına yönelik iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu ve kendisi hakkında kamuoyunda olumsuz algı oluşturmayı amaçladığını belirtmişti.
Gürlek iddiaları reddetmişti
Özgür Özel’in açıklamalarının ardından değerlendirmede bulunan Bakan Gürlek, bunları “Açık bir algı operasyonu.” sözleriyle nitelendirmişti. Gürlek, “20 yılı aşkın süredir çeşitli kademelerde devletime hizmet ediyorum. Hâkim olan eşim ile birlikte mal varlığı beyanlarımızı, ilgili mevzuat çerçevesinde düzenli şekilde yetkili makamlara sunmaktayız.” demişti.
Gürlek ayrıca, “Özgür Özel’in eline tutuşturulan kağıtlarda yer alan ancak gerçekte tapu kayıtlarında karşılığı olmayan hayal ürünü bu iddialar tamamen kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir.” ifadelerini kullanmıştı.
Bakan Gürlek açıklamasının devamında şu değerlendirmelerde bulunmuştu:
“Kendisinin bu yaklaşımı ne yazık ki yeni de değildir. Daha önce de kamuoyuna yüksek perdeden sunduğu iddiaların yalan olduğu defalarca ortaya çıkmıştır.
Yargı görevim süresince terör ve organize suç yapılarıyla yürüttüğüm mücadele nedeniyle şahsımı bu şekilde sorumsuzca hedef göstermesi, sistematik bir karalama kampanyasının parçasıdır.
Elinde gerçekten bilgi ve belge olduğunu iddia edenlerin adresi siyasi kürsüler değil, ilgili yargı mercileridir.
Bu iftiralar karşısında, başta manevi tazminat olmak üzere gerekli yasal süreçleri derhal başlatıyorum.”