Kastamonu civarında çocukluk anılarında anneannesinin yanına giderek başlayan inek otlatma serüveninin yıllar sonra Fuji Dağı’nın zirvesinde Türkiye bayrağını yükseltmesiyle sonuçlanan bir yolculuk, Bursa’da yaklaşık 6 yıldır matematik öğretmeni olan Kübra Batumluoğlu’nun öyküsünü anlatıyor. Dağlar, onun için sadece ulaşılması gereken hedefler değil; sabır, mücadele, özgürlük ve kendini keşfetmeyi öğreten bir hayat okulu oldu.

DAĞLARLA TANIŞMASI ÇOCUKLUKTA BAŞLADI
Kastamonu doğumlu Kübra Batumluoğlu’nun dağlara ve doğaya ilgisi uzun bir geçmişe dayanıyor. Çocukluk yıllarında Küre Dağları çevresinde büyüyen genç, 5-6 yaşlarındayken sabahın erken saatlerinde anneannesiyle birlikte dağa çıkmak isterdi; amacının sadece inekleri otlatmak olmadığını, dağa çıkmanın heyecanını yaşamak olduğunu söyler.

“DOĞAYI SEVİYORUM DEMEK YETMİYOR”
Batumluoğlu için doğa, şehir yaşamından kısa süreliğine uzaklaşılabilecek bir kaçış alanından çok daha fazlası.
Şehir yaşamında insanların öğretmen, anne, evlat, arkadaş gibi farklı rollers üstlendiğini ve sürekli bir şeylere yetişmeye çalıştığını anlatan Batumluoğlu, doğanın içerisinde ise bütün bu karmaşanın geride kaldığını söylüyor.
Doğanın ona “Bütün bu unvanların ve günlük telaşların dışında ben kimim?” sorusunu sordurduğunu ifade eden Batumluoğlu, doğayla ilişkisini şu sözlerle anlatıyor:
“Ben kendimi doğanın içinde buluyorum ve bunu seviyorum.”

BİR TELEFON KONUŞMASI HAYATINI DEĞİŞTİRDİ
Batumluoğlu’nun aktif dağcılık serüveni yaklaşık üç yıl önce Bursa’da başladı. Toplu taşımayla okula giderken yanında oturan arkadaşı Melek’in, hafta sonu düzenlenecek bir doğa yürüyüşü hakkında yaptığı telefon konuşmasını duyan Batumluoğlu, sohbete dahil oldu.
Olay şu ki: arkadaşı Melek’in çağrısını duyan Batumluoğlu, katılmak istediğini söyledi: “Beni de götür”.
İkinci yürüyüşte Elif isimli bir doğaseverle tanıştı. Hayatının zor bir döneminden geçtiği sırada gerçekleşen bu karşılaşma, dağcılık yolculuğunun dönüm noktalarından biri oldu. Elif’in yönlendirmesiyle Nokta Dağcılık Spor Kulübü ile tanışan Batumluoğlu, Yaz Dağcılık Eğitimine başvurdu.

Aldığı eğitimlerle birlikte dağcılığın risklerini daha yakından tanıyan Batumluoğlu, doğru eğitim, dikkat ve kontrollü hareketle bu sporun sanıldığı kadar korkutucu olmadığını gördü.

İLK ZİRVE ULUDAĞ
Kübra Batumluoğlu’nun zirve defterindeki ilk kayıt 19 Mayıs 2024’te Uludağ ile açıldı.
Uludağ zirvesi onun için yalnızca ilk tırmanış değildi. Çocuklukta başlayan doğa tutkusunun yıllar sonra gerçek bir dağcılık hikâyesine dönüşmesiydi.
Ardından Aladağlar geldi. Büyük Demirkazık ve Emler zirvelerinin yanı sıra Erciyes ve Hasan Dağı’nın kış zirvelerine tırmandı.
Her zirvenin kendisine yeni bir şey öğrettiğini belirten Batumluoğlu, dağcılığın yalnızca fiziksel bir mücadele olmadığını vurguluyor.
“BEN ZİRVEDEN ÇOK ZİRVEYE GİDEN YOLU SEVİYORUM”
Saatler süren eğimli arazilerde yürümek, zorlu hava koşullarında karar vermek ve gerektiğinde beklemek… Batumluoğlu’na göre dağcılık, hayatın küçük bir modeli gibi.
Dağların kendisine sabrı, mücadeleyi ve sessizliği öğrettiğini anlatan Batumluoğlu, aynı zamanda insanın her şeyi kontrol edemeyeceğini kabullenmesi gerektiğini söylüyor.
“Dolayısıyla ben zirveyi değil, aslında zirveye giden yolu seviyorum. Bu yol bana özgür olmayı, mücadele etmeyi, sessizliği ve her şeyi kontrol edemeyeceğimi kabul etmeyi öğretti.”

FUJİ’NİN ZİRVESİNDE TÜRK BAYRAĞI
Batumluoğlu’nun dağcılık yolculuğundaki en özel duraklardan biri ise Japonya oldu.
Aylar öncesinden planladığı Fuji Dağı tırmanışı için Japonya’ya giden Batumluoğlu, gruptaki diğer dağcıların ve rehberinin Japon olduğunu belirtiyor.
Ancak tırmanıştan birkaç gün önce gelen haberler yolculuğun zorluklarını artırdı. Çıkacağı rotada bir kişinin, bir dağ evinde ise başka bir kişinin hayatını kaybettiğini öğrenen Batumluoğlu, hava tahminlerinin de olumsuz olması nedeniyle tedirgin oldu.
Gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra tırmanışa devam etme kararı aldı.
Tokyo’dan Fuji Dağı’na yaklaşık iki saatlik otobüs yolculuğunun ardından Fujinomiya rotasının 5. istasyonundan tırmanış başladı.
Yaklaşık 2 bin 500 metre rakımda sağanak yağış ve dolu etkili oldu. Yaklaşık bir saat süren yağış nedeniyle kıyafetlerinin bir bölümü ıslandı.
Rakım yükseldikçe sıcaklığın düşmesi ve rüzgârın şiddetlenmesi nedeniyle ıslak kıyafetlerin ciddi risk oluşturabileceğini belirten Batumluoğlu, buna rağmen grubun 3 bin 400 metre rakımdaki dağ evine ulaşmayı başardığını anlattı.
Kıyafetlerini değiştiren ekip, gece saat 02.00’de yeniden yola çıktı.

SAAT 04.00’TE FUJİ ZİRVESİ
Zirve etabında yağış sona ermişti ancak yükseklik arttıkça rüzgâr şiddetlendi.
Saat 04.00 sıralarında Fuji Dağı’nın zirvesine ulaşan Batumluoğlu, yaklaşık 3 derecelik sıcaklıkta zirvede olmanın heyecanını yaşadı.
Honei Krateri çevresinde ilerlerken açık gökyüzünde bulutların üzerinden doğan güneşi görmeyi hayal ettiğini ancak sis nedeniyle bunun gerçekleşmediğini belirtiyor.
Zirvede fotoğraf çektirmek için yaklaşık yarım saat sıra bekleyen Batumluoğlu’nun bu bekleyişinin ise özel bir nedeni vardı.
Çantasındaki Türk bayrağını Fuji’nin zirvesinde açmak istiyordu.
Ve beklenen an geldi.
Batumluoğlu, dünyanın önemli zirvelerinden Fuji’de Türk bayrağını açtı.
Bayrağı gören Japon bir dağcı, hangi ülkenin bayrağı olduğunu sordu.
Batumluoğlu, gururla “Türkiye” cevabını verdi.
Japon dağcının verdiği karşılık ise dikkat çekiciydi:
“Kapadokya.”
JAPONYA’DA TÜRK LOKUMU SÜRPRİZİ
Zirveden dönüş ise saat 05.30 sıralarında başladı.
Dağ evine yeniden ulaştıklarında Batumluoğlu’nun çantasından bu kez Türk lokumu çıktı.
Lokumu Japon rehberine veren Batumluoğlu, rehberinin “Bu nedir?” sorusunu su, şeker ve nişastayla yapılan gelenek


