Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, kadına yönelik şiddetle mücadelenin siyaset üstü bir konu olduğunu ve insan hakları mücadelesi olarak görüldüğünü vurguladı. Bakanlık’ın düzenlediği 19. Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nda konuşan Göktaş, kurumsal kapasiteyi güçlendirme ve erken müdahale mekanizmalarını geliştirme konularına odaklanan yeni adımlar hakkında bilgi verdi.
Kurumsal Kapasite Güçlendiriliyor: Yeni Daire Başkanlığı Kuruluyor
Bakan Göktaş, şiddetsiz yaşam ve saygı kültürünü temel alan 5. Ulusal Eylem Planı doğrultusunda, kurumsal yapının daha da sağlamlaştırılacağını belirtti. Bu kapsamda, “Koruyucu ve Önleyici Hizmetler Daire Başkanlığı“nın kurulacağını duyurdu. Bu yeni birimle birlikte, erken müdahale ve önleme mekanizmalarının daha etkin hale getirilmesi hedefleniyor. Ayrıca, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’nin (ŞÖNİM) koordinasyonunun da iyileştirileceği ifade edildi. Amaçlarının, vatandaşlara daha hızlı ulaşan, uzmanlaşmış bir sosyal hizmet sistemi oluşturmak olduğunu söyledi.
Şiddetle Mücadelede Kapsamlı ve Entegre Bir Yaklaşım
Toplantıda, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de yer aldı. Bakanlık olarak, şiddetle mücadelede tek bir kurumun çabasının yeterli olmayacağının altını çizen Göktaş, kolluk birimleri, adli makamlar, sağlık personeli, sosyal hizmet çalışanları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğinin önemine dikkat çekti. Bu entegre sistemin, riski öngörme, başvuruları hızlı alma ve kadınları güvenli alanlara ulaştırma konularında etkin rol oynadığını belirtti. Ayrıca, çocukları destekleyen, hukuki süreci takip eden ve kadınların hayata yeniden tutunmalarına yardımcı olan bir yapının Türkiye’nin bu alandaki en önemli gücü olduğunu vurguladı.
Bakan Göktaş, yaptıkları çalışmanın sadece bir kamu hizmeti olmadığını, aynı zamanda bir insanı yeniden yaşama bağlama sorumluluğu taşıdığını dile getirdi. Bir telefon, başvuru veya koruma kararının bile bir kadının, bir çocuğun geleceğini ve bir ailenin hayatını değiştirebildiğini söyledi. Bu nedenle, mücadeleyi adalet, sosyal hizmet, sağlık, eğitim, güvenlik, yerel yönetimler ve sivil toplum boyutlarıyla birlikte yürüttüklerini ifade etti.
Şiddetin Zeminini Oluşturan Davranış Kalıpları Dönüştürülüyor
Şiddetin kökenindeki tutum ve davranış kalıplarını erken yaşlarda dönüştürmeyi hedefleyen bir politika çerçevesi izlediklerini belirten Göktaş, kapsayıcı farkındalık ve eğitim çalışmalarının sürdürüldüğünü aktardı. “İşareti Fark Et” yaklaşımıyla toplumsal duyarlılığı artırmayı amaçladıklarını ve bu doğrultuda modüler eğitim programları geliştirdiklerini açıkladı. Medya, dijital platformlar ve sanatın dönüştürücü gücünden yararlanmak için de projeler geliştirildiğini sözlerine ekledi. Toplantıda, 5. Ulusal Eylem Planı’nın sahada etkin uygulanması için kurumların sorumluluklarının ve iş birliği alanlarının tüm detaylarıyla ele alınacağını bildirdi.
Faili Odaklı Müdahaleler ve Tamamlayıcı Politikalar
Şiddet uygulayanlara yönelik psikososyal müdahale programlarının da güçlendirildiğini belirten Göktaş, failin risk durumuna göre özelleştirilmiş müdahaleleri içeren modelin en kısa sürede 81 ilde uygulamaya konulacağını duyurdu. Bu çalışmaların, cezai süreçlerin alternatifi olmadığını, bunun yerine şiddetin tekrarlanmasını önlemeye yönelik tamamlayıcı ve önleyici bir politika aracı olduğunu vurguladı.
İnsan Hakları Mücadelesi ve Aile Hukuku
Kadına yönelik şiddetin, küresel ölçekte süregelen ciddi bir sorun olduğunu ve toplumun huzurunu, sosyal dayanışmayı, çalışma hayatını, aile ilişkilerini ve nesillerin yetişmesini doğrudan etkilediğini ifade eden Göktaş, “Kadına yönelik şiddetle mücadele siyaset üstü bir meseledir. Bir insan hakları mücadelesidir,” şeklinde konuştu. Kadınlar ile aileyi karşı karşıya getirmeye çalışan söylemleri kesinlikle kabul etmediklerini ve doğru bulmadıklarını yineledi. Ayrıca, Aile ve Nüfus 10 Yılı’nın, kadınların, çocukların ve ailelerin refahını artırmayı amaçlayan bir vizyon olduğunu belirtti. Aile hukuku alanındaki yasal düzenlemeler yapılırken Anayasa’nın ailenin korunmasına dair hükümlerinin göz ardı edilmemesinin büyük önem taşıdığını ve her türlü yasal değişikliğin bu anayasal güvencelerle uyumlu olması gerektiğini ekledi.
Bakan Göktaş, yoksulluk nafakası gibi konuların çocuk refahını, ailenin korunmasını, kadın haklarını ve toplumsal nüfus politikalarını etkileyen çok boyutlu meseleler olduğuna değindi. Bu nedenle, aile hukukunda atılacak her adımın bu alanların tamamını gözeten bir yaklaşımla ele alınmasının kritik önem taşıdığını söyledi. Meclis tarafından yapılacak yeni düzenlemenin hakkaniyetli ve toplumsal ihtiyaçlara odaklı bir anlayışla hazırlanacağına inandıklarını ifade etti. Düzenleme sürecinde hem mevcut problemlerin giderilmesi hem de yeni mağduriyetlerin önlenmesinin temel öncelik olması gerektiğini vurguladı. Bu düzenlemenin kadınları koruyan, çocukların üstün yararını gözeten, aileyi güçlendiren ve toplumun adalet duygusunu pekiştiren bir çerçevede şekillenmesini beklediklerini dile getirdi. Mevcut değerlendirmelerin, uygulamaların daha etkili hale gelmesine katkı sağlayacağını ve kadına yönelik şiddetle mücadelenin ancak kurumların aynı amaç ve kararlılıkla hareket etmesiyle mümkün olacağını sözlerine ekledi. Alınacak kararların kadınları ve çocukları koruyan nitelikte olması gerektiğini belirtti.


