BURHAN KURTULMUŞ/ BURSA SAATİ Gürsu’nun Dışkaya Mahallesi’nde, geçen yıl yangın çıkan ormanlık alanda planlanan mermer ocağı projesi köylüler tarafından tepkiyle karşılandı. Mahalle muhtarlıkları öncülüğünde bir araya gelen yurttaşlar, çalışmaların sürdüğü alana giderek projeye ilişkin itirazlarını dile getirdi ve yanan bölgelerin yeniden ağaçlandırılması çağrısında bulundu.
Proje sahası ve köylü itirazları
Yetkililer tarafından projenin Dışkaya sınırlarında, yaklaşık 100 hektarlık bir alanı kapsadığı bildirildi. Proje sahasında geçen yılki yangından etkilenen bölümlerin de bulunduğu aktarılırken, alanın Dışkaya Mahallesi’ne yaklaşık 900 metre mesafede olduğu ve çevresinde tarım arazilerinin yer aldığı vurgulandı.

Çevresel etkiler ve tarım kaygıları
Proje kapsamında yıllık 200 bin metreküp malzeme çıkarılmasının planlandığı; bunun 20 bin metreküpünün mermer, 180 bin metreküpünün ise pasa olarak değerlendirileceği belirtildi. Köylüler, patlatma, kırma ve eleme çalışmaları sırasında oluşabilecek tozun çevredeki tarım arazilerini etkilemesinden endişe ettiklerini söyledi.

Köylüler, Gürsu Ovası’ndaki tarımsal üretime dikkat çekerek, Türkiye’de önemli miktarda üretimi yapılan coğrafi işaretli Santa Maria armudunun da olası etkiler açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Su kaynakları, hava kirliliği ve sağlık endişeleri
Açıklamalarda madencilik faaliyetlerinin su kullanımı ve su kaynakları üzerindeki olası etkilerine de işaret edildi. Bursa’nın son yıllarda su kaynakları konusunda yaşadığı sorunlara vurgu yapılırken, bölgedeki su kaynaklarının korunması gerektiği belirtildi.
Madencilik kaynaklı toz, gürültü, patlatma, ağır vasıta trafiği, egzoz ve titreşimin yerleşim alanlarını etkileyebileceği ifade edildi. Hava kirliliği açısından PM10’un yanı sıra PM2.5 ve kristal silika maruziyetinin de değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.

Sivil toplumun ve muhtarların talepleri
Alanda konuşan Doğader Başkanı Murat Demir, geçen yıl Bursa’da yaşanan orman yangınlarını hatırlatarak yangınların ardından orman alanlarının korunmasının önemine dikkat çekti. İklim krizinin etkileriyle birlikte sıcaklıkların arttığını, düşük nem ve rüzgârın da yangınların yayılmasını kolaylaştırdığını belirten Demir, yangınlar sonucunda çok sayıda canlının zarar gördüğünü söyledi.
Demir, maden projesi için 26 Temmuz 2025 tarihinde meydana gelen yangından 9 gün sonra, 4 Ağustos 2025 tarihinde başvuru yapıldığını belirterek, “Yanan ormanımızda maden ocağı istemiyoruz” dedi.
Resmi kayıtlar ve orman müdürlüğünün görüşü
Demir, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü sorgulama sisteminde alanın orman arazisi olarak göründüğünü ve çevresinde tarım arazilerinin bulunduğunu savundu. Bursa Orman Bölge Müdürlüğünün yanan ormanların madencilik faaliyetlerinde kullanılamayacağı yönünde olumsuz görüşü bulunduğu belirtilirken, proje sahası içinde yangından etkilenen bölümlerin yer aldığı ifade edildi.

Sürdürülebilirlik ve yaşam hakkı vurgusu
Demir, madencilik faaliyetlerinin yol açabileceği toz, gürültü, patlatma ve ağır vasıta trafiğinin çevredeki yaşam alanlarına yansıyabileceğini belirterek, insan sağlığının ekonomik faaliyetlerin gerisinde tutulmaması gerektiğini söyledi. Dışkaya ve çevresindeki yurttaşların geçim kaynaklarının tarımsal üretim olduğunu kaydetti.
Demir, kalkınma anlayışında toprağın, suyun, ormanın ve insanın birlikte korunması gerektiğini dile getirerek, Dışkaya’da madencilik faaliyetinin şimdi veya gelecekte yapılmasını istemediklerini ve yangından zarar gören ormanlık alanların yeniden ağaçlandırılmasını talep ettiklerini söyledi.
“KALKINMA TOPRAĞIN, SUYUN VE ORMANIN KORUNMASIYLA MÜMKÜN”


