Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı M. Hüsnü Bozkurt, ADD Genel Yönetim Kurulu ve Marmara Bölge Toplantısı için geldiği Bursa’da, Türkiye’nin anayasal düzeni, seçim güvenliği ve üniter yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’deki sorunlara dikkat çekti
Bursa Akademik Odalar Birliği’nde (BAOB) düzenlenen basın toplantısında konuşan Bozkurt, ADD’nin temel görevlerinden birinin ülkenin içinde bulunduğu duruma dair görüşlerini kamuoyuyla paylaşmak olduğunu belirtti.
Eğitim, sağlık, ekonomi, dış politika, yargı ve medya başta olmak üzere pek çok alanda sorun yaşandığını savunan Bozkurt, mevcut tabloyu Cumhuriyet tarihinin önemli kırılma dönemlerinden biri olarak nitelendirdi.
“Lawfare” ve seçim güvenliği değerlendirmesi
Konuşmasında “lawfare” kavramını da ele alan Bozkurt, Brezilya’da eski Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın yargı sürecini örnek gösterdi. Siyasi sonuçlar doğuran yargı süreçlerinin seçimleri etkileyebileceğini belirten Bozkurt, Türkiye’de de benzer bir risk bulunduğunu öne sürdü.
Seçim güvenliği konusunda endişelerini dile getiren Bozkurt, kamuoyuna yansıyan kişisel veri ve kimlik bilgileri tartışmalarına değindi. Kimlik ve telefon bilgilerinin sızdırıldığı iddialarının seçim güvenliği bakımından ayrıca incelenmesi gerektiğini savunan Bozkurt, seçmen sayıları ile veri güvenliği konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesini istedi.
Bozkurt, gazeteciler ve belediye başkanları hakkında yürütülen yargı süreçlerinin de hukuk ve basın özgürlüğü tartışmalarını gündeme taşıdığını söyledi.
Terör süreci ve üniter yapı vurgusu
Terör sorununun çözümüne yönelik sürecin yalnızca silahların bırakılması ya da çatışmaların sona ermesi üzerinden ele alınamayacağını ifade eden Bozkurt, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Türkiye, Suriye, Irak ve İran’daki Kürtlerin geleceğine ilişkin açıklamalarına atıfta bulundu.
Bu açıklamaların Türkiye’nin üniter devlet yapısı bakımından güvenlik tehdidi oluşturduğunu ileri süren Bozkurt, “Barış ve demokrasi” söylemiyle yürütülen sürecin nihai hedefinin bölgedeki Kürtlerin devletleşmesi olduğu yönündeki değerlendirmelerin Türkiye açısından ciddi sonuçlara yol açabileceğini savundu.
Heybeliada Ruhban Okulu tartışması
Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması konusuna da değinen Bozkurt, ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın okulun Eylül 2026’da açılmasının hedeflendiğine ilişkin önceki açıklamalarını hatırlattı. Barrack’ın Kasım 2025’te yaptığı açıklamalarda okulun Eylül 2026’da yeniden açılmasının hedeflendiğini söylediği kamuoyuna yansımıştı.
Bozkurt, kararın Türkiye’nin egemenliği ve hukuk düzeni çerçevesinde alınması gerektiğini belirterek, konunun Lozan Antlaşması ile Türkiye’nin iç hukuku birlikte değerlendirilerek ele alınmasını istedi.
Okulun yeniden açılmasıyla ilgili resmi sürecin henüz tamamlanmadığı ve kamuoyuna farklı açıklamaların yansıdığı görülüyor. Milli Eğitim Bakanlığı da okulun statüsünün Türkiye’nin iç hukuk düzeni çerçevesinde belirleneceğine ilişkin değerlendirmede bulunmuştu.
“Sorun Adalet ve Kalkınma Partisi değildir”
ADD’nin yaklaşımının herhangi bir siyasi parti veya siyasi lider üzerinden şekillenmediğini vurgulayan Bozkurt, temel konunun Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal yapısının korunması olduğunu söyledi.
Bozkurt, “Sorun Adalet ve Kalkınma Partisi değildir, Recep Tayyip Erdoğan değildir” diyerek Türkiye’nin üniter devlet yapısının, laik Cumhuriyetin, dil birliğinin ve ülke ile millet bütünlüğünün korunması gerektiğini savundu.
Uzun yıllar CHP içerisinde siyaset yaptığını ve milletvekilliği görevinde bulunduğunu hatırlatan Bozkurt, buna karşın meseleye siyasi kimliklerin ötesinde bir yurttaşlık sorumluluğuyla yaklaştığını ifade etti.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın çeşitli maddelerine atıfta bulunan Bozkurt, siyasi görüş ve kimlik ayrımı gözetilmeden Cumhuriyetin temel niteliklerinin korunması gerektiğini söyledi.
“Bu ülke bizim ülkemiz”
Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğunu düşündüğü sorunların sadece bir siyasi partinin değil, toplumun tamamının meselesi olduğunu belirten Bozkurt, “Bu ülke bizim ülkemiz. 86 milyon bu ülkede yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının sonunda Atatürk’ün gençlere yönelik sözlerine değinen Bozkurt, Cumhuriyet ve devrimleri korumanın yurttaşlık sorumluluğu olduğunu savundu. Mücadelenin hukuk ve yasalar çerçevesinde sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Bozkurt, “Elimizdeki güç fikirlerimizdir, düşüncelerimizdir” mesajını verdi.