AIPAC’in yayımladığı açıklamada, Beyaz Saray’ın Hürmüz Boğazı’nın açılmasına karşılık Tahran’a peşin ekonomik tavizler sunması, dondurulmuş 100 milyar dolarlık fonun serbest bırakılması ve uranyum zenginleştirme tesislerinin kapatılmasına ilişkin bir yükümlülüğün olmaması sert bir dille eleştirildi.
“ABD ASKERİ BASKI UNSURLARINI KAYBETTİ”
Açıklamada, ABD yönetiminin bu adımlarla kritik askeri baskı unsurlarını erkenden kaybettiği, Kongre’nin anayasal denetim mekanizmalarını baypas ettiği ve Tahran yönetimine milyarlarca dolar sağladığı savunuldu.
İran‘ın nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip balistik füze ile insansız hava aracı (İHA) programlarının kalıcı olarak sonlandırılması gerektiği dile getirilen açıklamada, nihai anlaşmanın belirlenen sert hedeflere ulaşmasını sağlamak için Kongre’nin kritik bir rol oynaması istendi.
Açıklamada, imzalanan mutabakat zaptının zenginleştirilmiş tüm uranyumun İran dışına çıkarılmasını zorunlu kılmadığı, ülkedeki zenginleştirme altyapısının tasfiye edilmesine yönelik bir hüküm içermediği ve Tahran’ın anlaşma şartlarına uyumunu denetleyecek “her an, her yerde” kontrol mekanizması konusunda tamamen sessiz kaldığı ifade edildi.
“MUTABAKAT, WASHİNGTON VE İSRAİL’İN GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE ATTI”
Mutabakatın, ABD ve İsrail‘in İran’a karşı kazanımlarını tehlikeye attığı, İsrail’in Hizbullah’ı silahsızlandırma çabalarını engelleyeceği ve haziranda ABD desteğiyle yapılan İsrail-Lübnan ateşkesini sabote edeceği iddia edilen açıklamada, bu durumun Washington ve İsrail’in güvenliğini tehlikeye attığı öne sürüldü.
Açıklamada, ABD’nin bölgesel ortaklarıyla birlikte İran’ın yeniden imarı için en az 300 milyar dolarlık bir plan geliştirmek zorunda bırakıldığına işaret edilerek, sağlanacak bu devasa finansmanın doğrudan Devrim Muhafızları Ordusu’nun kontrolüne geçerek Tahran’a büyük bir taviz teşkil edeceği ileri sürüldü.
Mutabakatın 14. maddesinin, nihai an
Giriş Tarihi: 19 Haziran 2026 11:29


