Suudi Arabistan’ın devlet petrol şirketi Saudi Aramco, İran ile savaşın ardından pazar payını geri kazanma amacıyla Ağustos ayı için Asya fiyatlarında varil başına 11 dolar indirim kaydederek tarihin en büyük indirimini uyguladı. Bu adım, enerji devi için İran savaşı sonrası kaybettiği satış payını geri almak ve sevkiyat hacmini eski seviyelerine çekmek çabası olarak değerlendiriliyor.
İndirim ve fiyat ayrıntıları
Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan’ın devlet petrol şirketi Saudi Aramco, Ağustos ayı vadeli teslimatlar için Asya pazarında sert bir indirime gitti. Resmi satış fiyatlarında bu rekor indirimin amacı, bölgedeki pazar payını korumak ve arzı eski seviyelere geri getirerek yükümlülükleri yerine getirmek olarak yorumlanıyor.
Pazar etkileri ve analiz
Ancak resmi satış fiyatlarındaki bu indirimin bile pazar payını geri kazanmak için yeterli olup olmayacağı tartışılıyor; Ortadoğulu rakiplerin yanı sıra Afrika ve Amerika kıtasındaki üreticilerin ham petrolü hâlâ daha cazip görülebilir. Reuters ajansının analizine göre mevcut tablo, arz fazlasının baskın olduğu bir yılın 2020 benzeri bir yön taşıdığını gösteriyor.
Bu değişimde, piyasa aktörlerinin ABD ile İran arasındaki savaşın sona erdiği yönündeki varsayımı önemli bir etken olarak görülüyor. Ancak Washington ve Tahran yönetimlerinin haziran ayında varılan 60 günlük ateşkesin kalıcı bir anlaşmaya dönüştürülmesi konusundaki ilerlemenin hâlâ uzak olması bu varsayımı riske atıyor.
Kontekst ve hacimler
Suudi Arabistan ve diğer Ortadoğulu üreticiler, Hürmüz Boğazı’nın açık kalacağını ve Tahran bölgedeki kontrolünü sürdürecek olsa dahi tanker geçişlerinin serbest akacağını varsayımıyla plan yapıyor. Boğazın açık kalması halinde küresel arzın talebi karşılamaya yeteceği öngörülüyor.
Aramco’nun satışlarının yaklaşık yüzde 80’ini Asya’ya yapması nedeniyle bu indirimin bu bölgedeki pazar payını koruma amacı taşıdığına işaret ediliyor.
Kpler verilerine göre Suudi Arabistan’ın haziran ayı petrol ihracatı günlük 4,53 milyon varil seviyesine ulaştı. Bu rakam, Mayıs 2013’ten bu yana görülen en düşük seviyenin üzerinde olsa da mayıs ayındaki 3,74 milyon varil eşikinden yüksekte bulunuyor. Buna karşın, ABD ve İsrail’in 28 Şubat tarihinde İran’a yönelik hava saldırılarına başlamasından önceki üç aylık ortalama olan günlük 6,55 milyon varillik ihracat seviyesinin halen yaklaşık 2 milyon varil altında kaldığı belirtiliyor.
Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı konumundaki Çin, Saudi Aramco için en kritik pazarlar arasında yer alsa da bu ülkede ciddi pazar kaybı yaşandı. Çin’e yönelik Aramco sevkiyatının temmuz ayında günlük yaklaşık 705 bin varil düzeyinde gerçekleşmesi beklenirken, haziran ayında bu miktar 626 bin 300 varile kadar geriledi ve son 12 yılın en düşük seviyesine indi. Bu veriler, Ortadoğu’daki çatışmaların öncesindeki üç aylık dönemde kaydedilen ortalama günlük 1,48 milyon varillik ithalat hacminin yarısından daha azına işaret ediyor.
Çin’in alımlarını azaltması sürpriz sayılmıyor; çünkü Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanması Ortadoğu petrolünün lojistiğini ağır şekilde etkiledi ve Aramco fiyatlarını rekor düzeyde yükseltmişti. Aramco’nun ağustos ayı için yaptığı büyük indirim, Çin’deki devlet rafinerilerini yeniden tam kapasiteyle alıma yönlendirebilir.
Fakat bu dönüşün kesin olduğuna dair güven yok; çünkü Kuveyt, Irak ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi diğer Ortadoğulu üreticiler daha yüksek iskontolar sunuyor. Sektör temsilcileri, mayıs ayında OPEC ve OPEC+ koalisyonundan ayrılan BAE’nin varil başına birkaç dolara varan indirimler uyguladığını belirtiyor. Bu oran, Aramco’nun ağustos ayı için belirlediği 1,50 dolarlık indirim marjının üzerinde kalıyor.
BAE’nin en büyük üreticisi olan ADNOC, gelecek yıla kadar üretim kapasitesini günlük 5 milyon varile çıkarmayı hedefliyor. Bu kapasite artışı, savaş öncesi üç aylık dönemde kaydedilen günlük 3,5 milyon varillik ihracat düzeyinin de üzerine çıkılması anlamına geliyor.
Sonuç
Aramco’nun ağustos ayı için açıkladığı büyük indirim, bölgesel ve küresel piyasalarda istikrar arayışını yansıtıyor; fakat pazar payının tam olarak geri kazanılıp kazanılamayacağı belirsizliğini koruyor. Çin ve diğer alıcılar için fiyatlar ve arz güvenliği kritik rol oynamaya devam ediyor.


