Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa’nın bereketli tarım alanlarının sanayi ve yapılaşma tehdidi altında olduğunu ifade ederek, tarımın sürdürülebilir hale getirilmemesi durumunda gelecek nesillerin bu bölgenin önemli tarımsal ürünlerine ulaşamayacağını vurguladı.
Özdemir, “Belki bizim çocuklarımız bunları görebilir ama torunlarımız enginarı göremez. Bu yüzden bu alanların kesinlikle korunması şart” dedi. Başkan Özdemir, turizm projeleri kapsamında Fadıllı’da açılan Nilbel Leylek Kafe ve Restoran’da basın mensuplarını ağırladı. İlçede gerçekleştirilecek turizm çalışmaları, tarım alanları ve diğer güncel konular üzerine açıklamalarda bulunan Özdemir, Nilüfer’in doğal ve tarımsal zenginliğine dikkat çekti. Özdemir, Nilüfer’de tarım, orman ve mera arazilerinin toplamda yüzde 74,5 olduğunu, sanayi, ticaret ve konut alanlarının ise yaklaşık yüzde 25 seviyesinde yer aldığını belirtti. Tarımın her yerde yapılamayacağını, ancak konut ve sanayi inşaatının her alanda yapılabileceğini vurgulayan Özdemir, gelecekte gıda ve su krizlerinin ciddi sorunlar oluşturacağını ifade etti. “İlçemizin ve şehrimizin verimli topraklarını kaybetmememiz gerekli. Fakat sadece bunu söylemek yeterli değil. İnsanların bu topraklardan vazgeçmelerine neden olan etkenleri ortadan kaldırmalıyız. Göreve geldiğimizde gençler, kadınlar, dezavantajlı gruplar ve tarım alanları öncelikli hassasiyetlerimiz arasında yer aldı. Tarıma yönelik birçok destek çalışması yürütüyoruz” diye konuştu.
Özdemir, Akçalar, Fadıllı, Ayvacık ve Gölyazı’nın önemli bir turizm merkezi olabileceğini dile getirerek, tarım ve turizmin bir arada değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Çiftçilerin hem tarım hem de turizmden gelir elde etmesi gerektiğini ifade eden Özdemir, “Buradaki çiftçi ve köylü iyi kazanç sağlamalı ki bu toprakları koruyabilsin. Eğer kazanamazsa, çocuklarının geleceğini burada göremez ve bu topraklardan vazgeçer. Gençler köyleri terk ediyor, tarım yapan nüfusun yaş ortalaması 60’ın üzerine çıkıyor. Bu gidişle bölgenin elması, armudu, inciri ve üzümü gibi ürünlere gelecekte ulaşamayabiliriz” dedi.
Hasanağa enginarını örnek gösteren Özdemir, geçmişte bin dönüm ekilen enginar alanının göreve geldiklerinde 280 dönüme düştüğünü, geçen yıl ise 400 dönüme yükseldiğini belirterek, “Bunu yeniden bin dönümün üzerine çıkarıp, üreticinin kazanmasını sağlamak zorundayız. Bunu başarabilirsek üretim devam eder. Yoksa belki bizim çocuklarımız enginar görür ama torunlarımız göremez” ifadelerini kullandı.
Karacabey Ovası’nın Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olduğunu belirten Özdemir, verimli toprakların sanayi baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Bölgedeki gıda fabrikalarının yoğunluğunun temel nedeninin verimli tarım arazileri olduğunu vurgulayan Özdemir, “Bugün yeni organize sanayi bölgeleriyle bu verimli alanların Bandırma’ya kadar sanayiye açılması isteniyor. Ama 50 yıl sonra çocuklarımız enginar, domates, biber, patlıcan ve salatalık gibi ürünler yerine fabrikaların ürettiği ürünleri mi tüketecek? Bu bölgenin mutlaka korunması gerekiyor” dedi.
“Ortak akılla hareket etmeliyiz”
Yeni sanayi bölgelerinin yeni göç dalgalarını beraberinde getireceğini ifade eden Özdemir, bunun da trafik, konut ve yeni imar alanı ihtiyacını artıracağını belirterek, “Yeni imarlı alanlarımız yok. Bu durumda baskı tarım arazilerine yöneliyor ve zamanla bu toprakları kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu nedenle ortak akılla hareket etmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
“Turizmle, tarım arazilerini korumalıyız”
Nilüfer’in nüfus artış hızına da dikkat çeken Özdemir, ilçenin yaşam kalitesini koruyabilmesi için plansız büyümeyi önlemenin şart olduğunu dile getirdi. Tarımın sürdürülebilirliği için kırsal turizmin desteklenmesi gerektiğini ifade eden Özdemir, bölgede gençlerin çadır kurup eğitim aldığı alanlar oluşturduklarını, paraşüt tesisleri ve Gölyazı manzarasıyla önemli bir turizm potansiyeline sahip olduklarını belirtti. Bu kapsamda Gölyazı ile bölge arasında yolcu taşımacılığı yapılacak yüzen iskele projesini hayata geçirmek istediklerini kaydeden Özdemir, böylece hem bölge esnafının hem de üreticilerin ekonomik olarak güçleneceğini ifade etti.
“Kooperatiflerle yüksek maliyet, düşük satış sorununu ortadan kaldırabiliriz”
Kentlerin sahip oldukları değerlerle öne çıktığını belirten Özdemir, tarımda planlı üretim modelinin önemine dikkat çekerek, Hollanda örneğini verdi. Hollanda’da üreticilerin kooperatif çerçevesinde faaliyet gösterdiğini, hangi ürünün ne kadar üretileceğinin önceden planlandığını anlatan Özdemir, Türkiye’de de kooperatifleşmenin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Enginar üretimindeki fiyat dalgalanmalarına dikkat çeken Özdemir, geçen yıl 80 liradan satılan enginarın bu yıl 50 liraya düştüğünü belirterek, “Girdi maliyetleri artarken fiyatların neden düştüğünü sorgulamak gerekiyor. Urla Enginar Kooperatifi’ni buraya davet ettik. Onlar aynı ürünü 160 liraya satabiliyor. Üreticiler ürünlerini kooperatif aracılığıyla değer katıyor ve güçlü pazarlar oluşturuyor. Böylece bizim üreticimizin sattığı fiyatın iki katına satış yapabiliyorlar” dedi.


